Yanlış zamanda mıydım yoksa ben mi yanlıştım? Sıkıntılar mı vardı yoksa sıkıntının ta kendisi ben miydim? Birkaç gündür aklımda dönen sorular tam olarak bunlardı. Yoksa üç farklı anaokulu beni reddetmezdi herhalde.
“Tamamen saçmalık!” elimi masaya vurdum. Masada oturan herkes irkildi. “O minik canavarlar için benden iyisini bulamazlardı!”
Az önce masaya vurmamla irkilen arkadaşlarımın gülmeye başlaması daha çok sinirimi bozdu. Daha ne kadar bozulabilir ki Deniz? Saçmaladın. Şimdi de saçmalayan ben mi oldum?
“Sen biraz sakin mi olsan acaba Deniz? Sanki başka anaokulu kalmamış gibi davranıyorsun.” dedi Miran. Kahkaha atmaktan nefesi kesilmek üzere olan Emir’in omzuna vurdu. “Dimi Emir? Bir şey desene kardeşim.”
Emir bir anda gülmeyi bırakmaya çalışarak öksürdü. “Evet minik kuş kesinlikle Miran’a katılıyorum. Ayrıca sana da katılıyorum. Senden iyisini bulamazlar. Eminim birkaç güne seni arayıp işe başlaman için yalvarırlar.”
Haklı mıydı acaba? Gerçekten yalvarırlar mı? Umarım yaparlar. Egomu tatmin etmem gereken konular var da. Aynen Deniz milletin işi gücü bitti şu manyağı işe çağıralım diyecekler. Sen sussana ya! Dost musun düşman mı?
“Ya benim hevesimi kırdıktan sonra isterse milyon kez arasın gitmem ki. O kadar gurursuz muyum ben?”
“Gurursuzsun!” diye bir ses yükseldi masadan. İşte sonunda bana katılan insanlar. Hepiniz saldırın zaten.
“Aynı çocuğu sekiz kere affetmiş Deniz mi bize bunu soran?” diye lafa girdi Umay. “Kızım biz sana laf anlatamıyoruz ki. Zafer kazandım sanma biz sıkıldık sadece sana laf anlatmaktan.”
Bari sen yapma be Umay’ım. Yap Umay yap. Zevk alıyorum. Lan sus artık!
“Biliyor musunuz? Çok kötüsünüz. Ben gidiyorum ya!” diye ayağa kalktım. Çantamı koluma taktım. “Kahveleri de siz ödeyin.”
“O iş bende işsiz.” diye bir ses yükseldi sol tarafımdan.
“Emir seni boğarım bak!”
Miran gülerek ayağa kalktı ve kollarımdan tutup beni hafifçe çıkışa doğru yöneltti. “Hadi yürü yürü ben bırakırım seni.”
“Ama Miran, ne diyor bana? Neden öldürmeyeyim ben bu çocuğu?”
“Aman sakın adliyeye bunun için gelme. Değmez. Sen bana kek kurabiye getir.” Gülerek beni kafeden çıkardı ve arabaya doğru beraber yürüdük.
Sanırım gerçekten üzgün olduğumu anladı ki asla dinlemeyeceği ama benim sevdiğimi bildiği şarkıları açmaya başladı. Yol boyunca hafifçe eşlik ederek söyledim şarkıları. Karga sesime de katlanabilen tek kişi Miran’dı gruptan.
…
Ben zamanın nasıl aktığını anlamadan evimin önüne gelmiştik bile. Arka koltuğa uzanıp çantamı aldım. Emniyet kemerini çözerken Miran’a döndüm.
“Miran sağ ol ya. Hiç otobüs çekecek halim yoktu gerçekten. Teşekkür ederim.” dedim hafifçe gülümseyip.
“Deniz bu halin hiç hoşuma gitmiyor. Sadece benim değil kimsenin hoşuna gitmiyor. Biz seni enerjik neşeli görmeye alışkınız. Grubun neşesi sensin. Böyle olmaz.”
“Biliyorum bilmesine de ne yapayım Miran? Böyle işsiz işsiz gezmek benim hoşuma mı gidiyor? Artık eve de size de yük gibi hissediyorum. Nereye kadar gidecek böyle? Her gittiğim mülakatta aynı şeyler. Adamlar deneyimli öğretmen arıyorlar ama gel gör ki deneyimimin olmama nedeni de bu. Eğer kontenjanlarında deneyimsiz kişilere de yer ayırmazlarsa birkaç seneye anaokulu öğretmeni kalmayacak.”
“Haklısın haklı olmasına da bu sadece senin benim dememizle olacak şey değil. Kimsenin sesi duyulmuyor artık. Aslında duyulmak istenmiyor demek daha doğru olur. Neyse bunları daha sonra konuşuruz. Sen şimdi eve çık keyfini yerine getir. Yarın seni böyle görmek istemiyorum.”
Hafifçe başımı aşağı yukarı sallayıp arabanın kapısını açtım ve indim. Kapıyı geri kapatınca eğilip camdan içeri baktım.
“Görüşürüz. Dikkat et kendine. Asmin’e de selamımı söyle. Ne zamandır gelmiyor saftirik. Özledim onu. Söyle akşam onu kahveye bekliyorum.”
Gülerek başını iki yana salladı. “On yedi yaşındaki kızla takılıyorsun ya pes sana. Bizimle bu kadar görüştüğün yok.”
“Hadi hadi çok konuşma. O kızda ne cevherler var bir ben görüyorum. Gelsin, ben onu bekliyorum kaç gündür. Çok güzel fal bakıyor.”
“Tamam ben akşam bırakırım onu. Çık eve hadi üşüyeceksin. Sonra arama beni sövmek için.”
Rezilsin Deniz rezil. Sen ağzında küfürle mi öğretmen olacaksın. Kes ya! Yine mi sen?
“Tamam tamam çıkıyorum. Hadi git sen de.”
Anahtarı çantamdan çıkarıp kapıya yaklaştım. Kapıyı açıp içeri girdim. Eve çıkıp ayakkabılarımı kenara attım. Tam anlamıyla attım yani.
Odama girip çantamı masama koydum ve kabanımı kapının arkasına astım. Kendimi yatağa attığım gibi telefonumu çıkarıp bildirimlere baktım.
solaktarik07 seni takip etmek istiyor.
“Ben de işe girmek istiyorum Tarık. Ne yapalım? Olmuyor işte. Bari birimizin istediği olsun.” Kendi kendime konuşup güldüm ve isteği kabul ettim.
solaktarik07 seni takip etmeye başladı.
Sen istek atmayacak mısın Deniz? Atayım mı? Mal mısın mal taklidi mi yapıyorsun? Tamam ya atıyorum. En fazla ne olabilir ki?
solaktarik07 sana bir mesaj göndermek istiyor.
Kesin yanlışlıkla attı isteği özür dileyecek. Ya sussana belki konuşmak istiyor?
Daha fazla merak etmeden bildirime tıkladım.
solaktarik07: Deniz ben Miran. Telefonumun şarjı bitti de o yüzden arkadaşımdan rica ettim. Cüzdanın arabada düşmüş. Getirmemi ister misin?
Keşke kahkahalarımı duyabilsen Deniz. Tahmin edebiliyorum sus.
denizaslan007: Allah seni kahretmesin Miran tamam mı? Sen anladın beni.
Rezil oldun sanırım. Sanırım mı? Kafan mı güzel acaba diyeceğim de benim kafamın içindesin.
Sinirle telefonu bir kenara attım. Kafa dağıtmam gerekiyordu. Kalkıp odamı temizlemeye başladım.
…
Son ses müzik çalarken temizliğe kendimi o kadar kaptırmıştım ki Asmin’in odama girmesiyle odağım dağıldı.
“Dağ çileğim! Hoş geldin!” diyerek resmen Asmin’in üzerine atladım. Sıkıca sarılıp iki yana salladım. İyi ki evin anahtarını ona vermişim. Yoksa kız kapıda üç saat beklerdi Deniz.
“Hoş buldum bulmasına da bu hal ne? Abim anlattı biraz. Çok üzüldüm.” dediğinde cinlerim tekrar tepeme hücumda bulundurlar.
Hiç gittiklerini hatırlamıyorum sanki ama neyse.
“Abim aşırı tırsmış durumda. Tatlı tutuşturdu elime. Bir de cüzdanın arabada kalmış onu vermemi istedi.”
“O abin kellesini almadığıma şükretsin. Taş gibi çocuktan bana istek atıp sonra cüzdanın arabada diyor ya! Nasıl heyecanlar yaşadım biliyor musun?”
“Kimden yazdı ki?” dediğinde bu anı bekliyormuş gibi telefonumu alıp hemen açtım ve hesabı gösterdim.
“E Tarık abi bu. Tanıyorum ben bunu ya. Değişik bir adam. Çok donuk. Abimin günlük yaşamdaki hali gibi. Aslında yakın arkadaşı şuan. Aynı adliyede çalışıyorlar.”
“Bu çocuk savcı mı? Maşallah ne varsa savcılarda var. Abin dışınca Asmincim sen alınma dünyalar güzelisin.”
Asmin gülerek yatağımın kenarına oturdu. “Sen Tarık abiyi mi beğendin?”
“E Asmin beğenilmeyecek gibi mi?”
“E Tunç?”
“Tunç zıkkımın kökünü yesin. Sekiz kere affettim kızım sence aynı hatayı tekrar yapar mıyım?”
“Seni sekizde durduran ne oldu çok merak ediyorum Deniz.”
“Fazla sorgulama ben de bilmiyorum. Neyse boş ver şimdi onu. Tarık hakkında ne biliyorsun?” Daha lafımı bitirmeden yanına oturup kolunu tuttum ve hafifçe sarstım.
“Ya pek bir şey bilmiyorum. Sadece abimin yanına gittiğimde görüyorum arada. Çok donuk bir tip. Bilmiyorum ya değişik işte. Uzaylı gibi.”
Telefonuma gelen bildirimle irkildim. Ekrana bakmamla telefonu düşürmem bir oldu.
“Tarık yazmış!” diye bağırdığımda Asmin çığlık attı.
“Hemen aç. Şimdi!”
Telefonu yerden alıp ekrana baktım.
solaktarik07: Demek şu Miran’ın dilinden düşmeyen Deniz sizsiniz. En son arabasında üşüyüp hasta olduğunuz için tıkanmış burnunuzla Miran’a sövüyordunuz. Ne oldu? Barışabildiniz mi?
Kesin yürüyecek. İlk defa aynı fikirdeyiz.
“Asmin ben sanırım sıçtım.” Dedim ve yere oturdum.
“Sıçmadın Deniz asıl şimdi şahlanman gerek. Ben karışmıyorum kendin ol kendin cevap ver.”
Derin bir nefes alıp bildirime tıkladım ve cevap yazmak için kendimi hazırladım.
denizaslan007: Sanırım o olabilirim. Hasta olunca ne dediğimi bilmiyorum. Bilirsiniz siz de insan hastayken kendinde değildir pek. Kusura bakmayın. Miran sizin telefonunuzu kullanmış bana ulaşmak için. Umarım rahatsızlık vermemişizdir.
Mesajı attığım an gördü ve hemen cevap yazmaya başladı. “Hazır ol”da bekliyor adam Deniz.
solaktarik07: Yok yok. Adınız geçince ben teklif ettim benden yazmasını. Bayağı zamandır sizi merak ediyorum. Sizinle konuşmak isterim. Bana da bahane oldu.
Oha Deniz ne diyor? Kamera şakası değildir umarım.
Asmin’e döndüm. “Abin bana oyun oynuyor olabilir mi?”
Asmin yüzüme bakıp güldü. “Sence abimde o göt var mıdır?”
“Haklısın yoktur.” Gülerek telefona döndüm ve mesaj yazmaya başladım.
denizaslan007: Bahaneler arkasına sığınmak mı? Hiç tasvip etmedim. Yakıştı mı sizin gibi savcı bir beye?
Mesajı göndermemle çığlık atmam bir oldu.
“Asmin ben boku yedim!”
Asmin şokla yüzüme baktı. “Ne yaptın? Ne halt yedin?”
“Adamın savcı olduğunu bildiğimi beli ettim!” Telefon ekranını Asmin'e çevirdim.
“Deniz yemin ederim avelsin. Adamın profilinde yazıyor zaten.”
Rahatlamış bir şekilde nefes aldım ve telefonu yatağıma bıraktım. “Yeter bugün bu kadar aksiyon. Cevap verirse yarın bakarım artık. Çok gerildim erken öleceğim.”
Asmin gülerek ayağa kalktı. “Kalk haydi mutfağa. Sen beni kahve için çağırmadın mı? Nerde kahvem? Katya! Bir bardak su verir misin canım?”
Gülerek yerimden kalktım. “Az izle şu videoları da sınavına hazırlan.”
“Bana bir daha sınav dersen fal falan bakmam dememiş miydim? Hayatta bakmam boşuna yapma.”
Hemen Asmin'in koluna sarıldım. “Yapma Asmin. Unuttum işte. Acı bu ablana. Belki kısmetim çıkacak nerden biliyorsun?”
“Çıkacaksa da çıkmaz bugün. İnadım inattır Deniz biliyorsun bakmam.”
“Aman tamam be. Abisi kılıklı. Bakmazsan bakma.”
Asmin'in telefonunun çalmasıyla ikimiz de yatağın üstündeki telefona döndük. Asmin telefona uzandı ve ekrana baktı.
“Abim arıyor. Açmazsam muhtemelen evde üstümde tepinir.”
“Koskoca savcı adamın korkuttuğu şeye bak ya. Abin tam bir rezil.”
Asmin telefonu açtı. Tam kulağına götürecekken elinden alıp sesi hoparlöre verdim. Miran’ın borazan sesi telefondan çıktı.
“Asmin hazırlan seni almaya geliyorum.”
“Abi erken değil mi daha? Bir şey mi oldu?” dedi Asmin.
“Evet Miran kız haklı. Erken daha. Hem hani burada kalacaktı?” diye lafa girdim.
“Biliyorum Deniz’im öyle demiştim ama babam eve sinirli geldi. Hemen Asmin’i istiyor. Sanırım yine bir haltlar yemiş.”
Miran cümlesini bitirince tek kaşım havada şekilde Asmin’e döndüm. “Tamam Miran anladım. Sen gel. Ben de sizinle geliyorum.”
“Deniz gerek yok güzelim ben hallederim” dedi Miran.
“Biliyoruz senin halletmelerini Miran. Sen gel beni de al. Ömer amcayı ben yumuşatırım. Senin hödüklüğün yetmez.” dedim ve telefonu alıp kapattım. Asmin’e döndüm.
“Deniz bu sefer gerçekten suçum yok. Hem sevgilim olsa sen bilirdin. Kesin beni Kaya’yla eve yürürken gördü birisi. Hemen babama yetiştirmişler.”
“Tamam güzelim sakin ol sen. Ben halledeceğim. Hem hangi Kaya o?”
Gözlerini kaçırarak başını eğdi. “Alt komşunuz olan Kaya.”
“Bizim akraba olan Kaya mı? Ah Asmin ah.” dedim ve çantamı aldım. Asmin’e döndüm. “Hadi sen de hazırlan. Abin gelir şimdi.”
Başını sallayıp odadan çıktı. Arkasından gidip kapının önünde ayakkabımı giydim. Beraber evden çıktık ve Miran’ı beklemeye başladık.
…
Ömer amcanın sesi kulaklarımızda yankılanıyordu ve sanırım bu defa haklıydı. Asmin’e söz verdin. Kurtar kızı şu durumdan. Tamam halledicem.
“Asmin sen dershaneden nasıl kaçarsın kızım. Biz seni oraya arkadaşlarınla dersleri ek sonra gez dolaş diye mi yolluyoruz?” dedi Ömer amca.
Asmin’e döndüm. Başını öne eğmiş gözlerini kapatmıştı. Eline hafifçe dokundum ve göz kırptım. Anlam veremeyerek yüzüme baktı. Hafifçe gülümsedim. Bir planım olduğunu anlamıştı ki hafifçe sırıttı.
Bir adım öne çıktım. “Ömer amca kusura bakma burada araya girmek zorundayım çünkü Asmin arkadaşlarıyla kaçmadı.”
Herkes şok olmuş bir şekilde bana döndü ve “Ne?” diye haykırdılar. Miran bana bakarak soru sorar gibi kafasını salladı. Omuz silktim ve Ömer amcaya geri döndüm.
“Evet doğru duydun arkadaşlarıyla kaçmadı. Ve yüz ifadenden anladığım kadarıyla sevgilisi olduğunu düşünüyorsun ama o da yok. Asmin’i o gün ben kaçırdım. Yine iş başvurum kabul olmamıştı moralim çok bozuktu ben de dershanesine gidip Asmin’i kaçırdım. Hatamın farkındayım ama sen de beni anla lütfen. O an Asmin’e çok ihtiyacım vardı.” Tek ayak üstünde kaç tane yalan söyledin sen az önce. Bir yerden sonra saymayı bıraktım ben. Sus şuan harikayım.
Ömer amca başını öne eğdi. “Kızım bu olacak iş mi ama? Deniz seni kızımız gibi severiz biliyorsun. Ama biz neler neler düşündük kızım tahmin edebiliyor musun?” dedi. Cevap vermedik. Yüzüme bakıp tekrar konuştu. “Tamam bu sefer affettim. Gidin hadi içeri.”
Asmin kocaman gülümsemesiyle yüzüme baktı. Başımla Ömer amcayı işaret ettim. Asmin döndü ve koşup babasına ve annesine sarıldı. O sırada Miran yanıma yaklaştı. Kulağıma yaklaştı. “Sen biraz gelsene benimle.” dedi ve arkasını dönüp odadan çıktı. Hemen arkasından çıktım.
Koridorda sağıma soluma bakarken kolumdan çekip mutfağa soktu ve kapıyı kapatıp sırtını kapıya yasladı. Ne kadar çekici bir adam ya… Lan sus!
Ben düşüncelere dalmışken yüzümü inceledi. “Yalan.” demesiyle yüzüne baktım. “Ne? Ne yalan? Saçmalama be Miran.” Gülerek arkamı döndüm ve tam o sırada kolumu kavradı. “Ben savcıyım Deniz. Bunu çok iyi biliyorsun. Kim yalan söylüyor kim dürüst anlarım. Özellikle bu kişi sensen kesinlikle bilirim.” Bilirim mi dedi o? Seni çok iyi tanıyor Deniz. Normal değil mi ama? Neredeyse on sekiz yıldır dip dibeyiz. Antalya’ya taşındığımdan beri aynı mahalledeyiz.
Miran’ın parmak şıklatmasıyla odağım dağıldı. “Sana konuşuyorum ben burada. Yine neye daldın?” dedi.
“Miran bir şey yok. Tamam yalan söyledim evet. Asmin’i kurtarmam lazımdı. Söz verdim kıza. Ayrıca bir suçu yok. Ben götürmesem de haberim vardı kaçtığından. Sevgilisi falan da yok kızı sıkıştırma. Sıkılmışlar biraz eğlenmek istemişler. Çok sıkıyorsunuz kızı.” dedim bir çırpıda.
Miran iç çekti ve başını öne eğdi. “Haklısın. Çok sıkıyorlar.” Başını kaldırıp yüzüme baktı. “Ama bu yaptığınız şeyi meşrulaştırmaz.”
“Savcı savcı konuşma be bana. Sümüklü Miran.” Gülerek yaklaştım ve koluna vurdum. “Küs müyüz?” dedim ve tekrar koluna vurdum. O anda gülmeye başladı ve kendini kapıdan itip bana yaklaştı. Sarıldığında güldüm. Kafasını omzuma koyup için derince nefes aldı. Hayır. Sakinleşmek için kokunu içine çekti. Saçmaladın yine. Demedi deme. Sus artık.
…
Salonda oturmuş hep beraber çay içiyorduk. Gözüm sürekli Miran’a kayıyordu. Ailesinin yanında bile taş gibiydi. Bir insan azıcık bile gülmez mi ya? Gülmüyor ne yapalım?
Leyla teyze bana döndü. “Deniz sen de burada kalırsın kızım bugün. Bu saatte eve dönme annenler uyumuştur.” dedi.
Miran bana bakıp konuştu. “Asmin sizde kalsın istiyordun kısmet değilmiş. Sen burada kal. Yarın ben bırakırım seni.” dedi.
Önce Leyla teyzeye sonra Miran’a baktım. Biraz düşündüm ve son olarak Asmin’e döndüm. Gözleri parlayarak bana bakıyordu. Hafifçe gülümsedim ve başımı salladım. “Tamam o zaman burada kalayım. Annem burada olduğumu biliyor zaten sorun etmez.”
Asmin oturduğu yerde ellerini çırptı ve gülerek babasına baktı. “Bak baba bana boşa kızdın ama mutlu olmama da sebep verdin.” dedi ve ayağa kalkıp elimi tutup beni ayağa kaldırdı. “Hadi odama gidelim.”
Gülerek ayağa kalktım ve hafifçe başımı öne eğdim. “Hepinize iyi geceler şimdiden.” dedim ve salon kapısına doğru yöneldim.
…
Saat ikiye kadar Asmin’in hikayelerini dinlemiştim. Yatakta uzanırken uyuyakalmıştı. Uykusunu bölmek istemedim ve ceket alıp sessizce odadan çıkıp balkona gittim. Balkonda sigara içerken bir kapı sesi duydum. Arkama baktığımda Miran’ı gördüm. Balkona gelip masanın diğer tarafına oturdu ve bir sigara yaktı.
“Sen gitmedim mi kendi evine?” dedim.
“Gitmedim” dedi sadece.
“Neden?” diye sordum ve yüzüne baktım.
“Sen buradasın diye.” dedi ve dışarı bakmaya başladı.
Bana bakmıyordu. Hafifçe kafasını öne eğdi. “İçme Deniz. Şu zıkkımı bırak artık.” dedi.
Hemen ona bakıp konuştum. “Aynı zıkkım sizin elindeyken bana karışamazsınız savcı bey.” dedim.
Hafifçe gülümseyerek bana baktı. “Asmin’in pijamaları sana tam olmuş. Nasıl bu kadar cazgır olup masum görünebilirsin aklım almıyor. Seni gördükçe içimde seni herşeyden korumamı söyleyen bir ses yankılanıyor.”
“Abartma Miran. Ben gayet de kendimi koruyabiliyorum.” dedim.
Sigarasını söndürdü ve kollarını masaya yaslayıp bana yaklaştı. “Öyle mi? Benden de koruyabilir misin kendini deniz kızı?” dedi sırıtarak.
Ben de sigaramı söndürüp ona yaklaştım. “Senden korumama gerek yok savcı bey. Sen bana kıyamazsın.” dedim gülerek.
Gülmeye başladı ve ayağa kalktı. “Gel benim odaya gidelim. Uyku tutmuyor çok sıkıldım.”
Ben de ayağa kalktım. “Geleyim ya Asmin de uyudu çok sıkılıyordum.”
Yanıma gelip beni kolunun altına çekti ve saçımdan hafifçe öptü. “Gidelim küçük hanım. Gidelim.”
Birkaç adım attıktan sonra beni tek bir hamleyle omzuna aldı.
“Miran napıyosun?” diye korkuyla karışık konuştum. “Düşücem!”
“Düşmezsin güzelim. Ben sana kıyabilir miyim hiç?” dedi gülerek.
…
Odasına gittiğimizde beni omzundan indirip yatağına oturttu. Kendi masanına geçip bilgisayarını açtı.
“Oyun oynayacağım izlemek ister misin?” dedi.
Dağılan saçlarımı düzeltmeye çalışırken konuştum. “Koltuğum nerde?”
Bana bakıp gülümsedi ve köşeden diğer oyuncu koltuğunu çekti kendininkinin yanına. “Gel hadi cadı. Saça bak.” dedi ve güldü.
“Cadı mı? Senin yüzünden. Ters çevirip taşırsan böyle olur işte.” diye söylene söylene saçımı topladım. Tepede dağınık bir topuz yaptım ve yanına oturdum. Dizlerimi kendime çekip izlemeye başladım.
Bana bakıp gülümsedi. Başını öne eğip iki yana salladı. “Tünedin yine Deniz’im.”
Oturuşuma bakıp sonra Miran’a döndüm ve dişlerimi göstererek gülümsedim.
Gülerek bilgisayarı açtı. “Bugün de LoL oynayalım.” dedi
“Sanki oynamadığı gün var insafsız.” gülerek telefonuma bakmaya başladım.
“Beni izlemeyecek misin?” dedi.
“Bilmem belki izlerim belki gider yatarım. Kararsızım. Keyfime göre artık.” dedim.
“İyi sen bilirsin.” dedi ve oyuna girdi.
…
Miran hararetli bir şekilde oyuna söverken gülerek yanından kalktım ve yatağına uzandım. Telefonumdan bir şarkı açıp telefonu yanıma bıraktım. Tabletini alıp açtım. Her şifresi de doğum günün Deniz. Dikkatini çekerim. Yine mi sen ya? Sus!
Tabletten oyun oynamayı sevmezdi ama tableti benim yüklediğim oyunlarla doluydu. HayDay açıp çiftliğime bakmaya başladım. Arada Miran'a bakıyordum. Hırslanınca çok çekici dimi Deniz? Gözlerini alamıyorsun dimi? Hı? Bacım bi kes. Çarpıcam şimdi.
Çalan Melike Şahin şarkısıyla yattığım yerde dikeldim ve oturdum. Şarkıya eşlik etmeye başladım.
“Bu ne cilve ne bu iştah? Azcık nefes al bi’ soluklan. Çetin ceviz şerbetli mayam. Toz pembe kanamam kiiiiii!”
“Gözler gizler niyetleri belki.” gelen sesle irkildim ve Miran'a baktım. “Gördüm seni canın beni çekti.” bana döndü ve gözlerime baktı. “Yok öyle uzaktan çapkın inatçı gülüşler. Yerse benle kuytuya gel.” Deniz adam teklif ediyo gitsek mi acaba? Sus lan!
Utanıp önüme döndüm ve şarkıyı değiştirdim. Şarkının adına baktığımda gördüğüm şeyle gözlerim doldu. Zeynep Bastık-Kör Sevdam. Değiştirmeye elimin gitmediği o şarkı. Tableti kenara bırakıp yatağa uzandım. Başımı yastığa koyup dizlerimi kendime çektim. Yavaşça gözlerimi kapattım.
Miran şarkıya eşlik etmeye başladığında içim ürperdi. Sesi de güzel piçin. Bu sefer katılıyorum.
Miran yanıma gelip telefonumu aldı ve şarkıyı kapattı. Masaya gidip kendi telefonunu aldı ve Göksel İpekçi’den Duy Beni açtı. Telefonu masaya geri atıp yanıma geldi ve oturdu. Elini sırtıma koydu. “Sarılmak ister misin?” dedi.
Bir süre tepki vermedim. Sarılmak için kalkacaktım tam o sırada beni durdurdu. Yanıma uzanıp sarıldı. Kollarının arasında yok oldum resmen.
“Bahset bana hayalinden. Ben hayalimi karşımda izliyorken. Okuduğum bi yerde şöyle diyordu. ‘Sevda duyarmış ona seslenirsen.’” o şarkıyı söyledikçe ben gülümsüyordum. Anlamış olacak ki o da güldü.
“Ey sevda, duy beni. Yanımda kalsın, o kalsın. İşlenmiş içime nakış gibi. Şu yüreğim onun için atsın.” Gülerek kafamı kaldırdım ve yüzüne baktım.
Yüzüme düşen iki tel saçı kulağımın arkasına attı. “Daha iyi misin?” dedi.
“Başka ihtimal var mı?” dedim gülümseyerek.
O da gülmeye başladı ve yanımdan kalktı. Eğilip saçımı öptü. “Sen uyu artık hadi ben biraz daha oyun oynayayım.” dedi.
Tamam der gibi başımı salladım. Örtünün altında girdim ve başımı yastığa gömdüm. Nasıl bu kadar güzel kokabilir ya? Aşıksııııın. Değiliiiim.
…
Sabah Asmin’in gülüşüne uyandım. Gözlerimi açtığımda Asmin fotoğraf çekiyordu. Başımı çevirdiğimde yanımda Miran'ı gördüm. Bana sıkıca sarılmış uyuyordu. Hızlıca Miran'ı sarstım. “Miran uyan. Bırak hadi. Uyansana!”
Kaşlarını çatarak gözlerini açtı. Tam o sırada Asmin tekrar fotoğraf çekti ve flaş yüzümüze patladı.
“Noluyo amına koyayım ya deprem mi oluyor?” diye kalktı Miran.
“Bir şey olduğu yok abiciğim.” dedi Asmin ve koşarak odadan çıktı.
“Uyurken bizi çekti Asmin. Sarılmışsın bana. Güle güle çekti.” dedim.
“Ben mi sarılmışım? Yatağa uzandığım gibi koala gibi yapışan sensin. Bana suç atma.”
Deniz? Anlatmak istediğim bir şey var mı? Salak kafamın içindesin sanki bilmiyor gibi konuşma. Ben yapmadım.
Miran beni tek koluyla çekip saçımdan öptü. “Kasma bu kadar ne olacak sanki? Hiç beraber uyumamışız gibi konuşma.”
“Miran 15 sene geçti aradan. Aynı şey mi?” diye kükredim.
“Değil mi? Ne değişti?” dedi ve bana yaklaştı.
Panikleyip uzaklaştım. Hızla yataktan kalktım. “Ne değişecek be? Aynı sümüklü Miran'sın işte.” diye saçmaladım. Gerçekten saçmaladın yani. Hak verdim.
“Öyle olsun hanımefendi. Kalk hadi elini yüzünü yıka. Kahvaltı hazırdır. İnersin aşağı.” dedi ve gitti.
…
Bir şeyler yedikten sonra balkona çıktım ve bi sigara yaktım. Bir süre sonra Miran geldi.
“Asmin’i okula bırakacağım. Sen de gel eve bırakayım.” dedi. Sadece kafamı salladım.
“Ama hazırlan geri gelip alıcam seni. Çok güzel bir yere gideceğiz.” dedi.
“Ne? Nereye?” diyebildim sadece.
“Alıcam seni. Çok güzel bir yer buldum oraya gidicez. Sonra bizim çocuklar da gelecek.” dedi.
“Bizim çocuklar derken? Emir falan mı?” Sigaramı söndürüp heyecanla Miran'a döndüm.
“Hayır. Bizim adliyeden arkadaşlar. Herkes çift geliyormuş tek gitmek istemedim.” dedi.
Adliye. Herkes. Çift. Herkes? Herkes! Tarık da geliyor yani! Çift olarak. Hayır sus. Herkes dedi. Çift dedi. Tarık da çift. İki Tarık çok zarar. Deniz mal mısın kızım? Of neyse sus artık.
"Tamamda başkası yok muydu ben ne alaka? İnsanlar sorgulamaz mı?” dedim.
"Sorgulayamaz ben düzenledim." dedi.
"Adliyede hiç mi tek kız yoktu da bana kaldın?"diye sordum gülerek.
"Vardı." dedi. Sigarasını söndürdü ve bana baktı. “Ama ben seninle gitmek istedim" dedi sakince.
"Öyle olsun bakalım.” dedim ve ayağa kalkıp Asmin'in odasına gittim. Kıyafetlerimi hızlıca giyip saçımı düzelttim. Çantamı da koluma takıp odadan çıktım. Hızlıca Miran'ın odasına daldım.
“Hadi artık süslü gide…” gördüğüm manzarayla ağzım açık kaldı. Miran önümde sadece boxerla duruyordu. Gözlerim karın kaslarında takılı kalmıştı ki ıslık çaldı.
“Yüzüm burda Deniz. Ne diyosun?” dedi gülerek.
Hemen arkamı döndüm. “Şey…gidelim artık diyecektim. Asmin…Asmin geç kalacak.”
Gelen kumaş sesiyle giyindiğini anladım. Çok gerilmiştim ki bana yaklaşıp omuzlarından tuttu ve kendine çevirdi. “Hadi gidelim o zaman. Asmin'e seslen.”
Kalbim çok hızlı atıyordu. Aha kudurdu. Saçmalama. Adam iyi ama he.
…
Okulun önüne geldiğimizde Asmin arabadan inmek için kapıyı açtı. O sırada Miran’ın tok sesi yükseldi.
“Asmin o fotoğrafları bana atıyorsun abi kurban.” Gülerek bana baktı.
“Tamam abi atarım. Hadi görüşürüz.” dedi ve arabadan indi.
“Ya Miran! Niye böyle yapıyorsun?” diye çemkirdim.
“Ne yapıyorum Deniz’im?” dedi sırıtarak.
Boş boş yüzüne bakıp sabır diledim ve önüne döndüm. “Neyse sür hadi eve. Hazırlanacak daha. Hasta olmak istemiyorum. Duş alıcam çünkü. Daha saçımı yapıcam” dedim ve kollarını önümde bağladım.
Gülerek başını salladı ve eve sürmeye başladı.
“Nereye gidicez ki ne giymem lazım?” dedim.
“Yani eşofman gibi de değil de. Bi kot pantolon falan giy işte.” dedi.
Kafamı salladım onayladım. Bir süre sonra evin önünde durduk. “Sen git. Benim işim uzun sürer biraz.” dedim ve çantamı aldım.
“Tabi efendim nasıl isterseniz. Özel şoförünüz hazır bekler.” dedi ve güldü. Yaklaşıp şakağımdan öptü ve geri çekildi.
Arabadan inip apartmanın kapısını açtım ve girdim.
…
Uzun bir duştan sonra saçlarımı düzleştirdim. Dar koyu mavi bir koy giyip üstüme beyaz bir crop giydim. Üşüyeceğimi fark edince üstüme beyaz kısa bir sweat giydim. Makyaj masama oturup güzel bir makyaj yaptım. Bugün kahve gözlerime dikkat çekmek istiyordum. Fazla olmasa da koyu bir göz makyajı yaptım. Tarık bu gözlerden kaçamaz. Sen ne zamandan beri benim tarafımdasın? Bilmem içimden geldi. Allah Allah.
Kendime bir kahve yaptım ve onu içmek için balkona çıktım. Bir de sigara yakıp kahvemi içmeye başladım. Tam o sırada Miran görüntülü aradı. Telefonu masasına sabitlemiş bana kombin gösteriyordu. Birden gülmeye başladım ve ben de telefonu sabitleyip ayağa kalktım. Şaşkınlıkla bana bakarak konuştu.
“Oha! Aynı giyinmişiz. Tamam o zaman bu kalsın üstümde.” dedi.
Gülerek başımı salladım. “ Değiştirme zaten yakışmış. Ama sen sweat yerine kazak mı giysen acaba?” dedim.
Hiç beklemeden üstündeki sweati çıkarıp yatağa attı. Karşımda kalan manzaraya gözlerim takıldı. Takılmayacak gibi değil ki adam.Yunan heykeli Yunan! Sus ya lütfen.
Üzerine beyaz krem arası bir sweat geçirdi ve bana baktı. “Oldu mu?” dedi.
“Oldu oldu. Çok güzel oldu. Çık gel hadi. Sana da kahve yapayım. Annemler çıkmış. Anneanneme gideceklerdi zaten.” dedim.
“Tamam geliyorum. Hazırla kahveyi on dakika sonra ordayım.” dedi ve telefonu kapattı.
…
Miran geleli bir saate yakın olmuştu. Kahve ve sigara eşliğinde sohbet ediyorduk. “Saat kaç gibi gideceğiz?” diye sordum.
“Bilmiyorum da her an iptal olabilir.” dedi. Benim nedenini sormama fırsat vermeden tekrar konuştu. “Çıkıntılık yapanlar oldu. Tarık ve Selin gelmekten vazgeçti.” dedi.
Tarık. Selin. Vaz. Geçti. Zaaaa! Konuşma.
Başımı anlamış gibi salladım. “Boşuna mı hazırlandım?” dedim.
“Boşuna olur mu hiç? Gider gezeriz. Ben senin seveceğin bir yer biliyorum.” dedi.
“Ne yani cluba mı gidicez?”
“Tabi kii. Özlemişsindir. Ne zamandır iş görüşmesi diye geziyorsun. Çıkar GAGA’ya gideriz.” dediğinde ağzım açık kaldı.
“Oha! Maalesef cebim izin vermiyor. Harbiden çok pahalı orası ya başka yere gidelim.”
“Deniz girişe adımızı da yazdırıcam. Gider hava atarsın. Biliyorum böyle şeyleri sevdiğini güzelim.” dedi.
Heyecanla ayağa kalkıp dans etmeye başladım. “Bugün alkolün dibine vurmamız lazım. Eve gelemem Umaylarda kalıcam. Ya da sende bilmiyorum. Çıkıp yemek yiyelim. O saate kadar akşam olur. Hadi hadi.” elinden tutup Miran’ı kaldırdım ayağa. Gülerek bana eşlik etti.
…
Arabada son ses şarkı dinlerken bağıra bağıra eşlik ediyorduk. Koskoca insanlar yaptığınız hareketlere bak Deniz. Sus eğlencemi bozma.
Yemek yemek için bir mekana geldik ama o kadar umurumda değildi ki adına bile bakmadım. İçeri girdik ve boş bir masaya oturduk. Sipariş verdikten sonra Miran’a baktım. “Bizimkileri de çağıralım. Emir falan da gelsin.” dedim.
“Sezgi de gelsin mi?” dedi gülerek. Ne kadar nefret ettiğimi biliyordu. Emir’in sevgilisi Sezgi. Lisede hırpalayarak hastanelik ettiğim kız. Hala nefret ediyorum. Emir ile en büyük kavgam falandı hasmımla sevgili olması.
“Aman aman tamam. Gelmesin o sümük tipli. Gece gece eğlencem bozulur. Sakın çağırma.” dedim.
…
Yemeğimiz geldiğinde uzun uzun sohbet ederek yemiştik. Saatlerce orada takıldıktan sonra artık vakit yaklaşıyordu. Hava kararmıştı etraf cıvıl cıvıldı. Asıl eğlence şimdi başlıyordu.
Kalkıp mekana geçtiğimizde gerçekten de girişte adımız yazıyordu. Hemen fotoğrafını çekip story attım. Telefonu arka cebime koyduğum gibi Miran’ın alması bir oldu. “Sen bunu cebinde çaldırırsın.” dedi. Gülerek yüzüne baktım ve birşey demedim. Kollarını kaldırıp hoplaya zıplaya içeri girdim. Miran tam arkamdan geliyordu. Tam girdiğimiz an adımız anons edildi ve hiç bozuntuya vermedim. Tam pistin ortasında dans etmeye başladım. Miran yanımda sadece duruyordu. Elini tutup onu da sallamaya başladım.
“Miran odun gibi durmasana dans et!” dedim. Etrafa olan bakışları dümdüzdü. “Eğlenmeye gelmedik mi? Eğlen hadi!” diye bağırdım ve dans etmeye devam ettim.
…
Çok değil sadece bir saat sonra çoktan alkolün etkisi altına girmeye başlamıştım. Ayağımdaki yüksek topuklu botlara rağmen deliler gibi dans ediyordum ki tam o an birine çarpmamla eğlencem duraksadı.
“Deniz? Senin ne işin var burada?”
Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. Kafamı çevirip Miran'a baktım. Gözlerinden alev fışkırıyordu.
“Sanane lan! Asıl senin ne işin var burada dallama?” diye kükredi.
“İşte şimdi işin rengi değişti.” diyebildim sadece. Eğlencen duraksamadı Deniz. Yok oldu. Bitti. Gecem zehir olacak hissedebiliyorum.