Lucifer ailesiyle yaşadığı yuvası olan Cennetten kovulduktan sonra ilk adımını Cehennemin sıcak topraklarına attı. Ancak iblisler, iblis soyundan gelen türler ve günahkarların aksine Lucifer cehennemde üşüyordu. Bu ızdırap ve acı dolu bölgede yaşayan varlıkların aksine Lucifer'ın cehennemde üşümesi ilk zamanlarda Lucifer'ın aklında binlerce soru işareti bıraktı.
Lucifer bu soğuğa karşı etraftaki kara ağaçlardan dallar ve birkaç parça odunu bir araya getirerek ufak bir kıvılcım ile bir kamp ateşi oluşturmayı düşünüyordu. Ancak ateşi oluşturmak için kıvılcım oluşturacak taşları bulamıyordu. Taşları aramak için etrafı kolaçan ederken dikenli çalılıkların içinden bir hışırtı geldi. Tedirgin bir şekilde çalıya yaklaşırken o anda küçük bir iblis Lucifer'ın üstüne atladı.
Yere yığılan Lucifer'ın göğsünde sert ve tırtıklı bir hissiyat oluştu. Lucifer hızlıca ayağa kalkarken afallamış iblisi yere düşmeden hızlı refleksiyle avucuna aldı. İblis kendine gelince kocaman turuncu gözlerini açarak Lucifer'a şaşkın ve bir o kadar da korkmuş bir şekilde baktı.
| Tanrı Lucifer'ı Cennet'ten sürgün etmeden önce Dünya ve Cehennemi yaratmamıştı. Tanrı önce Dünyayı yarattı. Diğer tüm Meleklerin kabul ettiği ancak Lucifer'ın kabul etmediği ilk insanları; Havva ve Adem'i yarattı ve Dünyaya yerleştirdi. Yaşam Dünya'nın dört bir yanında yer alıyordu. Lucifer kendisine göre olan haklı isyanında insanların gereksiz ve işe yaramaz birer varlık olduğunu dile getirdi. Tanrı buna çok öfkelenmişti. Yarattıklarını ve yaptıklarını sorgulayan Lucifer'da sadakatin zerresini dahi göremiyordu. Tanrı öncelikle Işık Getirenin yani Lucifer'ın ilk isyanı ile sadakatsizliğin ve kinin nefesini, öfke ve kederin göz yaşlarıyla birleştirdi. Son olarak acının ve ızdırabın yer aldığı günah tohumuyla beraber sonsuz Cehennem ateşini yarattı. Tüm evreni kasıp kavuran bu sonsuz cehennem ateşinden oluşan tohumla beraber Cehennem ilk yaratıldığında Dünya gibiydi ancak su yerine sonsuz bir ateş yaşayanlar yerine; ölüler, ruhlar, iblisler ve iblis soyundan gelen türler yaratılmıştı. Lucifer Cennette yaşarken ve daha isyan etmediğinden ve Cehennem olmadığı için Cehennem ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildi. |
"Sende nesin ya da kimsin?" İblis bu soru karşısında önce kekelemiş daha sonra kendine geldiği gibi küçük kanatlarıyla havalanarak "Benim adım Behelial ve ben yavru bir iblisim. Ailem iblis lordu Dizares tarafından öldürüldü. Şu anda tek başımayım ve diğer iblis klanlarına katılamıyorum kimse yanında beni istemiyor." Lucifer kalbinde yalnızlığın ve dışlanmışlığın ruhunu hissetti. "Peki sen yani pardon efendim siz kimsiniz?" Behelial istemsizce sadakatte ve saygıda bulunmuştu.
Bu bilinmeyen bir etkiydi. Cehennemdeki kimse bir efendilerinin olacağını bilmiyordu. Behelial gibi yalnız ve kırgın ruhlar daha kolay sadakat gösterebiliyordu. "Ben Lucifer Morningstar, burayı ve geri kalan tüm evreni hatta yalanlarla dolu Cenneti ve burayı yani Cehennemi yaratan Tanrı'nın en güçlü meleklerinden birincisiydim ancak gözüm açıldı ve gerçekleri dile getirdim. Tanrı pek de memnun olmadı ve beni bu diyarın Efendisi olmam için Cennetten sürgün etti. Artık bir melek değilim. Tanrı ve ona körü körüne bağlı olan melekleri bana "Şeytan" demeyi seçtiler. Aslında bu isim onlara katıldığım ve beğendiğim son şeydi."
Behelial duyduklarından dolayı oldukça şaşırmıştı. Ancak bir o kadarda ürkmüştü. Lucifer onu sakinleştirmek için Behelial'in kafasını okşadı. Behelial'in sert ve pullu bir derisi vardı başının iki yanında kıvrımlı küçük boynuzları ve sırtında küçük kanatları bulunuyordu. Ancak Lucifer'ın en garibine giden küçük ve mızrak şeklinde ucu olan kuyruğuydu. "İblislerin türleri var mı?" Behelial süzülerek Lucifer'ın omzuna konarak "Evet çok var. Ancak ben kendi türüm dışındakilerini fazla bilmiyorum. Benim türümün adı "Dracser" adı dışında neler yapabildiğimi de söylemek isterdim ancak bilmiyorum." Behelial üzgün bir surat ifadesi takındı.
"O zaman bu kadar sohbet yeter ben çok üşüyorum sen bölmeden önce bu dalları ve odunları yakacaktım ancak etrafta hiç taş bulamadım." "Buralarda taş bulamazsın genelde kimseler buralarda olmaz ve açık alanda kimse ateş yakmaz. Ayrıca çok garip neden üşüyorsun ki kimse burada üşümez. Ama büyük ifritlerden ve iblislerden gördüğüm şekilde sana gösterebilirim." Behelial eliyle Lucifer'a eğilmesi için işaret yaptı. İkisi de yere oturarak odunların üzerine ellerini uzattı. Behelial pençesiyle sağ avucuna çapraz şeklinde bir kesik attı ve avucundan kıvılcımlar çıkmaya başladı daha sonra sol avucuna da aynı kesikten attı.
İki avucunu birbirine çarpıştırdığında iki avucunda da küçük bir ateş çıkmıştı. "Buraya kadar yapabiliyorum ama ateşi kontrol etmeyi öğrenmedim. Sen bir iblise ya da ifrite benzemiyorsun anlattığın kadarıyla buralı değilsin zaten. Ama bence denemekten zarar gelmez." İlk anda tereddütte kalsa da daha sonra kararlı bir şekilde avucunu Behelial'e uzatan Lucifer merakla ne olacağını bekliyordu.
Behelial ilk kesiği attığında Lucifer'ın avucundan önce beyaz bir ışık gökyüzüne doğru hızla yükselmeye başladı ardından ışık kaybolarak avucundan mavi kıvılcımlar çıkmaya başladı. Lucifer şaşkın bir suratla diğer avucunu da Behelial'e uzattı. "Emin misin? " tırsak bir sesle sorusunu yönelten Behelial'e cevap olarak "Kararlığımı sakın sorgulama Behelial" Lucifer'ın aklından böyle bir cümle geçmiyordu ancak ağzından böyle bir cümle çıkıverdi.
"Özür dilerim." diye bir cevap alınca ikisi de ne olduğunu anlamadan devam ettiler. Behelial ikinci kesiği atınca aynı olaylar oldu ve Lucifer'ın iki avucundan da mavi kıvılcımlar çıkmaya başladı. "Son aşamada ellerini hızlıca çarpıştırman gerekiyor! " diye bağırdı Behelial. Lucifer kafasını çevirdiğinde dibinde olan Behelial uzakta duruyordu. Behelial'in bu korkaklığı onun bir iblis olmasına karşın Lucifer'ı sinirlendirmişti. Lucifer biliyordu bu onun yüzünden değildi onu küçük yaşta ailesiz bırakanların ve dışlayanların yüzündendi. Lucifer'ın kalbinden öfke yükseliyordu ve o anda ellerini çarpıştırdı.
| Mavi alevler ateşten yaratılanların kontrol edebildiği bir tür değildi. Tanrı ışıktan yaratılan meleklere gökyüzünün kudretinden bahşettiği için melekler yıldızların yani ışığın gücünü kullanmaktadır. Tanrı ateşten yaratılanlara sonsuz alevinin seyreltilmiş kudretinden bahşettiği için iblisler, ifritler, iblis soyundan gelenler Cehennemin yani ateşin gücünü kullanmaktadır. Tanrı Lucifer'ı yaratırken ruhunu gölgeden, özünü ışıktan, kalbi ise ateşten yarattı. Işık Getiren zamanlarında Lucifer meleklerin en güzeli ve en kudretlisiydi. Zihni, ruhu ve kalbi dengedeydi. İsyanı ve kibri Lucifer'ın; tüm kilitlerini kırmasını, içindeki dengeyi ve bütün kudretini karmaşık ve çok güçlü hale getirdi. Lucifer gölgelerde görünmez, ışıkta erişilemez ve ateşte bilinemez bir boyuttaydı. Böylece mavi alevler sadece geçmişin Işık Getireninin bugünün Lucifer'ının ve geleceğin Cehennem Efendisinin benliği oldu. |
Lucifer'ın biyolojik halinde derisin altında ışık yatıyordu damarlarında ise mavi alev bu Behelial'in attığı kesiklerle Lucifer'ın da kendi gözleriyle kanıtlanmış oldu. Lucifer'ın avuçlarında bulunan mavi alevler Behelial'i ve Lucifer'ı hayrete düşürmüştü. Behelial korkmaya başlarken Lucifer ilk kez vücudunun ısındığı hissetmişti.
"Bu da nedir, ben böyle bir şey daha önce hiç görmedim sen... sen, çok özür dilerim yani siz çok güçlüsünüz. Cehennemde bulunan hiçbir varlık hatta İblis Lordları bile böyle bir güç kullanamıyor." Lucifer Behelial'in sözlerinden sonra içindeki kibrin beslendiğini hissetti. Kibir kulaklarına fısıldadı. "Ateşe kulak ver. Sen ışığın, ateşin ve gölgelerin hükümdarısın. Mavi alevleri dinle onlar sana yol gösterecek." Lucifer artık anlamıştı. Gözleriyle gördü ve kulaklarıyla duydu. Uzun zamandır hissetmediği sıcaklığı hissetti.
"Seni dinliyorum yol göster bana." gözlerini dikmiş mavi alevin cevabını beklemekteydi. Sağ avucundaki alev bir anda harlandı. "Şeytan etmek kontrol ancak bilmek kendisi ve öğretmek soyundan gelenlere kutsal sözleri." Lucifer mavi alevle sözleşme yapacağını anladı. "Kabul ediyorum. Yol göster bana ve tanıt kendini" Bu sefer sol avucundaki alev harlandı. "Benim adım Spirigni ruhlar dünyasındaki ilk alev ruhunun soyundanım."
Avuçlarındaki alevi odunlara doğru yönelt. Sözlerimi tekrar et. "- (Ignis imperat tibi ad comburendum, et ut in cineres (Ateş sana emrediyor yan ve küllere karış)-" Lucifer sözleri bitirdikten sonra avuçlarındaki alevler azalmaya başladı, süzülerek odunların etrafını sardı ve bir anda tüm odunlar ve dallar yandı. Mavi ateş Lucifer ve Behelial'in dikkatini çekmişti. "Yakmayı nasıl bir anda öğrendin?"
Lucifer önceliğini önce ruha taraf verdi. "Teşekkür ederim Spirigni. Peki seninle nasıl tekrardan iletişime geçeceğim." "Ben hep yanı başında olacağım Lucifer Morningstar." Gökten mavi alevlerle yanan kemikten bir ejderha Lucifer'ın önüne doğru yere indi. Ejderha Lucifer'ın önünde eğildi. "Fiziki halimle yanı başındayım Lucifer Morningstar şimdi ilk olarak kendi öğretilerini yayacağın ve hükmüne girecek Cehennem halkından olanları bulmalısın.
Ancak önce şu iblisin sana boyun eğmesinin vakti gelmiş. Onda büyük bir potansiyel hissediyorum. "Behelial!" "Efe, efendim?" "Az önce ateşi yakmayı nasıl bildiğim için benimi sorguladın. Sakın beni bir daha sorgulama. Bundan sonra benimle beraber olacaksın ve bana diz çöküp sadakat göstereceksin ve bende sana güç ve intikam bahşedeceğim!" Behelial istemsizce bir anda dizlerinin üstüne çöktü. "Efendi Lucifer..."
"İsmimi şu an dillendirme senin gerçek ismimi dile getirmene izin veriyorum ancak bana sana söyleyene kadar Şeytan olarak seslen." Lucifer sadece ismini söyledi eğer boyun eğecekse Behelial'in efendisi olarak Lucifer'ı dile getirmesi gerekiyordu. "Yüce efendim Şeytan size hizmetimi, sadakatimi ve sönene kadar içimdeki tüm ateşi sunuyorum." Lucifer ufak bir tebessümle Behelial'in başına elini koydu. "Cehennem diyarının tek gerçek efendisi ve hükümdarı tarafından gerçek güç sana bahşedildi. Sana verilen güçle bizzat bana yani Şeytana ve onun soyundan gelenlere sonsuz hizmet ve sadakat sunacaksın. Gerçek ateşin gücü sana bahşedildi. Ayağa kalk Behelial!" Ayağa kalkan Behelial'in kanatları açıldı ve sabit şekilde uçmaya başladı. Behelial'in kanatları büyüdü, kuyruğu kalınlaştı ve uzadı, boyu uzadı ve boynuzları kalınlaştı ve uzadı. Pençeleri, kolları, bacakları ve kafası da vücuduna oranla büyüdü.
Behelial tekrardan yere indi. Behelial Lucifer'ın bahşettiği güçle yavru bir iblis olmaktan çıktı ve hem zihnen hem de bedenen olgun bir iblis oldu. Lucifer'ın önüne inen Behelial diz çöktü "Teşekkürler Yüce Efendi Şeytan." Lucifer sağ kolunu ileri uzatarak "Seni Öfke ve Kinin korkusuz Şeytan Kardinali ilan ediyorum. İntikam en yakınında korku ise en uzağında olsun." Behelial'in boynunun sol tarafında bir mühür izi çıktı. Bu mühür sayesinde gelecekte Şeytan Kardinalleri kendilerini ordusunda belli edecektir. Zihninin içinde binlerce düşünce ile karşı karşıya olan Lucifer amaçlarını ve hedeflerini belirlemişti. Tanrıya karşı söylediklerinin arkasında ve haklı isyanını savunmaya devam edecekti. Bununla beraber Cehennem onun hükümdarlığı olacak ve bu hükümdarlığının sınırlarını genişletecekti. Ancak nereden başlayacağını bilmiyordu. Bu sisli düşünceler arasında kaybolmuşken Behelial tıksırarak konuşmak için izin ister.
Eliyle onayladıktan sonra Lucifer ve Spirigni meraklı bir halde Behelial'e kulak verdiler. "Cehennemdeki üst ve orta sınıf varlıklar lükse ve zarafete düşkündür ne kadar bu kavramları farklı yorumlasalar da. Öncelikle somut bir şekilde onlara nelere sahip olduğunuzu ve en az sizin kadar kudretli bir eve sahip olmalısınız. Bir yandan fanatikleriniz olması, yüksek ihtimalle muhtemel Cehennem halkı korkuya ve sadakate taparlar ancak siz kendi inancınızı yaratırsanız varlığınızdan rahatsız olanlar ve Şeytan efendimiz size karşı çıkma cüretinde bulunanlar inancınız altında birleşenler sayesinde sadece birer yalancı ve inkârcı olarak kalacaktır. Naçizane öncelikli fikirlerim böyle." Lucifer bahşettiği gücün sadece fiziksel hal olarak güçlendireceğini sansa da diğer yandan zihinsel olarak bilgi ve irfan da bahşettiğini anladı.
"Konuşmadan önce iki kez düşünmen güzel her zaman uygula bu yöntemi. Önerdiğin fikirler güzel bende düşündüm bazılarını ancak Cehennemin işleyişini bilmiyorum. Bunlara ek olarak karşıdan gelen üç tane kemik atlı süvarinin gereksiz cesareti hiç hoşuma gitmedi." Behelial hemen etrafı analiz ederek hazırda bekliyordu. Spirigni uzun bir nefes verdi. "Emirlerini bekliyorum Lucifer Morningstar" Lucifer ruhların hitap şeklinin her zaman resmi ve açık olduğunu anladığından bunu Spirigniye sormadı. "Arkamda kal ve işaretimi bekle." Spirigni kuyruğu ile yere sertçe vurdu ve Behelial'in tepkisini bekledi. Behelial pençeleri ile anında ona doğru yöneldi. Lucifer omzundan tutarak "Bu açık algını her zaman kullan!" Behelial eski yerine döndü. Spirigni İkisinin arkasında ejderhaların asil ve cesur duruşunu sergilemeye başladı. Süvariler yakın mesafede karşı karşıya geldiklerinde atlarından indiler. En öndekinin zırhında yılan işareti vardı.
"Bir iblis ve bir kemik ejderha bir dakika kahinler kemik ejderhayı rivayetlerde anlatmıştı. En son olarak ortalarındaki gümüş saçlı sen ölü değilsin ve buraya da ait gözükmüyorsun. Bu diyarda ne arıyorsun?" Kemik askerlerin komutanı konuşurken sağ ve soldaki askerlerin bir elleri silahlarını tutmuş hazırda bekliyorlardı. "Ben bu diyarın yani Cehennemin tek ve gerçek hükümdarı Gölgelerin Efendisi, Işığın Kör Edicisi ve Sonsuz Ateşin yegâne sahibi Şeytan'ım." Lucifer iletişim becerilerini üst seviyede tutarak açık ve anlaşılır şekilde konuşuyordu. Kemik askerler bir anda gülmeye başladı. Behelial öfkelenerek "Yüce Efendi Şeytan'ın karşısında affedilemez sonuçları olacak hareketlerde bulunmayın!" Gözlerini kısmış ve pençelerini birbirine sürten Behelial'e dönerek "Bekle Behelial halağa bir şansları var. Siz kemik askerler eğer bana sonsuz hizmetinizi ve sadakatinizi sunarsanız kudretimin altında hükümdarlığımda yaşamaya devam edersiniz."
"Eğer karşımda durmaya devam ederseniz sizden bir toz zerresi dahi kalmaz." Komutan ve askerler tedirgin bir hale büründüler. Komutan sağındaki askere işaret yaptı ve Lucifer'a dönerek "Bu şaşalı sözleriniz buralardan gelen ışık hüzmelerinin kaynağının da siz olduğunu düşündürmeye başladı. Canlı hiçbir varlığın eğer yaşayan ölü değilse bu diyarda durması imkânsız. Deli saçması laflarınla bizi kandıramazsın Ateşin Çıngıraklıları bu diyarın büyük dört klanından biridir. Seni yok edecekler tabi önce biz etmezsek." Lucifer "Seçiminizi yaptınız o zaman yok oluşunuza hazır olun." Komutan solundaki askere eliyle saldır işaretini yapınca "Behelial komutanı bana bırak." Behelial komutanın solundaki askere saldıracakken komutanın sağındaki asker kemik atı çekiştirerek dört nala kaçmaya başladı. Spirigni "Öldürmemi ister misin?" Lucifer başıyla onaylamama hareketini yaptı. "Bırak kime haber veriyorsa versin sonunda hepsi bizi öğrenecek zaten. İşle uzatmayı fazla sevmiyorum."
Behelial sağ ayağını öne atarak koşmaya başladı asker elindeki kılıcı savurarak Behelial'in sağ omuzunu kesti ancak Behelial hiç etkilenmeden sol pençesiyle askerin sağ kolunu kopardı. Kanatlarını açtı ve havalandı. "İstersen on tane kolun olsun bir şansın bile olmayacak ne sizlerin ne de o lordunuz, intikamımı alacağım" Behelial sert bir iniş yaparak askerin arkasına geçti ve iki pençesiyle kaburgasını kavradı ve iki yana doğru parçalayarak bütün vücudunu yere yığdı. Elindeki kaburgayı da yere atarak bütün kemikleri bir araya getirdi. Bahşedildiği güç sayesinde ateş büyüsünü biliyordu. "Ignis imperat tibi ad comburendum, et ut in cineres" Ellerindeki ateşin ilk yaptığı ateşle olan farkını ve gücü görünce daha da hırslanan Behelial'in kan ve intikam arzusu doruklara çıkmıştı. Komutan Lucifer'ın bilmediği bir dilde bir şey söyledikten sonra yerin altından kemikten eller Lucifer'ın ayaklarını tuttu.
Komutan kılıcını çektikten sonra Lucifer'a doğru koşmaya başladı. Lucifer'ın yakınına geldiğinde Spirigni komutanın parmak uçlarına ateş püskürterek aniden durmasını sağladı. Spirigniden gelen mavi ateşi gören komutan korkudan titremeye başladı. Lucifer bacaklarını tutan kemik elleri ateş büyüsüyle yaktıktan sonra komutana yavaş adımlarla ilerledi. "Söylesene komutan mavi ateş nasıl hissettiriyor. Daha önce gördüğün ateşlere benziyor mu?" Hareket edemeyen komutan korkudan kekeleyerek "Ha...hayır bu baş...başka bir boyuttan. Sende kim.... kimsin?" Lucifer dibine geldiğinde komutan kilitlenen kollarını son bir kez hareket ederek kılıcını savurdu. Lucifer sağ eliyle kılıcı tuttu. Ancak Lucifer'a hiçbir şey olmadı. "Ben izin vermediğim sürece hiçbir şey benim kılıma dahi zarar veremez.
| Lucifer haklıydı ancak bildikleri eksikti. Ölüler diyarındaki hiçbir ateş türü varlık en güçlü halleriyle bile Lucifer'ı tamamen öldüremezler. Kendisi izin vermesi konusundaki mantık şu Tanrı Cehennemi ve içindekilerinin kaderini Şeytana bağladı. Lucifer kendisi istemediği sürece yaralanamaz ve ölemez. Tanrı Şeytanın kaderini "Modo mors est ipsa vita. Tantum si Satanas complet eius fata et velle mori, ipse ad finem aeternum regnum. (Ölümün tek yolu yaşamın ta kendisidir. Şeytan ancak kaderini tamamlarsa ve ölüme razı olursa sonsuz diyarın sonuna varacaktır.)" böylece Şeytan ölümü arzulasa bile yaşam ile lanetlenmiştir. |
Lucifer'ın yaralanmadığını gören komutan korkudan sekteye uğradı ve elindeki kılıcı bırakıverdi. Elinde tuttuğu kılıcı yere fırlatan Lucifer komutanın ait olduğu krallığın arması olan omuz zırhını üstünden çekip aldı ve Behelial'e fırlattı. "Bu zırhı tahtımın yapımında kullanacağız sakın kaybetme! Zırhı havada yakalayan Behelial kemik atların yanına uçarak eyerdeki çantaya zırhı bıraktı ve iki tane atı Spirigni'nin yanına getirdi. Lucifer iskelet komutanın başından iki eliyle tutarak havaya tutar. "Söyle bakalım komutan ölüler diyarının gerçek ve ebedi hükümdarı tarafından öleceksin nasıl hissediyorsun?" "Komutan titrek bir halde "Be... ben ne diye...diyeceğimi bilemiyorum. Sen fa...farklısın" Lucifer sinsi bir tebessümle "Halağa benimle denginmişim gibi konuşuyorsun ölüler diyarının sonuna geldin." Ellerinden çıkan mavi alevle beraber kemik komutanı tamamen ateşe verdi.
Tüm bedeni yok olana kadar çığlıklar attı ve bir zerresi bile kalmadı geride. Lucifer arkasını döndü "Behelial bu komutanın bahsettiği Ateşin Çıngıraklıların klanı hangi lorda bağlı?" Behelial cevabı çok iyi biliyordu. Annesinin ve babasının ölümü tekrardan gözlerinin önüne geldi. "İblis Lordu Dizares'e bağlı." Lucifer Behelial'in omzuna elini atarak "Yakın zamanda onunla karşı karşıya geleceğiz. Sana intikamını aldıracağım. Ancak ben söylemeden öfkene yenik düşüp hareket etme! Öfke bizim gücümüz ancak biz onu kullanacağız öfke bizi değil." Behelial diz çökerek "Emrederseniz Yüce Efendi Şeytan" Kemik atlara yanaşarak "Bunlar bizi gideceğimiz yere ulaştırır mı?" "Evet efendim ulaştırır. Kemik atlar Izdırap Vadisini geçebilen tek binek türüdür. Diğer yandan herkese itaat etmezler. Sadece onur ve sadakat ruhu taşıyanlara itaat ederler. İtaat ettikleri kişinin önünde diz çökerler." Lucifer kemik atlardan birine yaklaşır at yüzünü çevirerek geriye adım atar. "Çoktan sana bağlanmış Behelial."
Lucifer diğer atın önüne gider. Kemik at kişneyerek şaha kalkar. Ardından Lucifer'ın önünde diz çöker. Spirigni "Bu kemik at ilk Pegasus'un soyundan gelmekte. Onu gölgelerin zarafetiyle kutsar iseniz Cehennem diyarının en güçlü ve en hızlı bineği olur. Ancak bu senin Ruh Kapını açacak. Gölgelere hükmetmek ateşten daha zordur. Eğer yapacaksanız önce öldürmelisiniz sonra kemiklerini gölgeniz ile doldurmalısın. Öldürdükten sonra "Tenebris anima mea repleta est spiritus umbras. Vos, servum principis inferni, et hoc est servire Diabolo, et semini eius in fide et aeterna servitium, et cursu in terra ignem aeternum. (Ruhumun karanlığı gölgelerin nefesiyle dolmuştur. Sen Cehennem hükümdarının hizmetkarı bundan sonra Şeytana ve soyundan gelenler sadakat ve sonsuz hizmette bulunacak ve sonsuz ateşin diyarında dört nala koşacaksınız.)"
Büyülü sözcüklerin bitimden kemikten at yan bir şekilde yere çöktü. Lucifer kemik atın başına eğildi ve elini başına koydu. Lucifer'ın göğsünün tam ortasında halka şeklinde bir iz oluştu. İzin içinden başlayarak Gölgeler önce Lucifer'ın tüm bedenini daha sonrasında elinden ilerleyerek kemik atın tüm bedenini kapladı. Gölgeler devasa bir top oluşturdu ve bir anda patlayarak yok oldu. Lucifer gözlerini açtığında refleks ile önce boştaki eliyle göğsündeki izi kontrol etti. İz halağa oradaydı ancak acı yoktu. Kafasını çevirip ata baktığında artık ortada bir kemik at kalmamıştı. Atasının görünümünün farklı bir varyasyonuna dönüşmüştü. Gri renkte etrafından gölgeler sürüklenen, kanatlı ve ayaklarının bastığı yerde kıvılcımlar çıkan bir at duruyordu karşısında. Spirigni "Ona bir ad bağışlaman lazım Lucifer Morningstar. O artık senin ruhuna bağlı bir parça oldu."
Lucifer ayağa kalktı. "Senin adın Shasdwara, artık benim ruhuma bağlısın ve benim yoldaşımsın. Hızınla ve gücünle ebediyete kadar bana sadık kalacak ve itaat edeceksin." Shasdwara hızlı bir şekilde ayaklandı ve Lucifer'ın önünde ön bacakları ile çifte gösterisi yaptı. Ardından kanatlarını açarak hızlı bir şekilde etraflarında iki tane ters yönlerde dönüş yaptı. Spirigni "Shasdwara çok mutlu oldu. Tüm sadakatini, gücünü ve hızını size adayacak. Ebediyete kadar." Lucifer, Behelial'e işaret yaptı. Behelial kemik atına bindikten sonra eski hizasına geçti. Lucifer Shasdwara ya bindi. Lucifer önce solundaki Spirigniye daha sonra sağındaki Behelial'e baktı. "Artık ilerlememizin ve bu diyarın gerçeğini ortaya çıkarmamızın vakti geldi." Spirigni ve Behelial başlarını salladılar. Lucifer'ın komutuyla yola çıktılar.
Cehennem Zamanıyla 2 Ay / Dünya Zamanıyla 10 Ay sonra...
Izdırap Vadisini, Çığlıklar Kervanını ve Kanayan Bataklığı geçtikten sonra Ateşin Çıngıraklılarının kalesine vardılar. Lucifer Morningstar iki ay süren bu yolculuğunda etrafında kendini ona adamış birçok Kardinal ve asker toplamıştı. Geçtikleri bölgelerde kendinden çok kez bahsetmiş ve bahsettirmişti. Başlangıçta 3 kişiden oluşan grup şu anda 302 kişiden oluşuyordu. Behelial ile 6 Şeytan kardinali ve onların 6 bölüğe ayrılmış toplam 294 yetişmiş ve hali hazırda yetiştirilen, Lucifer Morningstar'a sonsuz sadakat ve itaat sunan Cehennem Diyarı halkından oluşuyordu.
Ateşin Çıngıraklıları ile Yüzleşmeden önceki sabah...
Lucifer Cehennem Diyarının işleyişini ve yaşamını kavradıktan sonra kendini dünyevi bilimlere ve sanata da odakladı. Lucifer simyayı, kimyayı ve genetiği birleştirdi. Bir melek olarak sonsuz ilime ve irfana ulaşmıştı. Cehennemde de öğrendikleriyle birleştiğinden sonuç gerçekten kusursuz gibi gözüküyordu. Ta ki kendi soyunun ilk örnekleri ortaya çıkışına kadar...
Mongrellar ve birçok ırktan farklı doğaüstü kaşifler ve araştırmacılar Tenebris Entislerin ve diğer soyların varlığının; hangi zamandan itibaren ortaya çıktığını, kimler tarafından ya da kimlerden geldiğini ve en çok da bu dünyadan mı yoksa başka bir yerden mi ve sızdığını merak ediyorlardı.