İyi okumalar...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Siktir lan orospu! Çekilsene lan önümden!" Silahımla karşıdaki adama sıktım. Adamı öldürdüğümde ise rahat bir nefes vermiştim.
"Noldu lan piç! Böyle geberirsin işte!"
Ekranımın kan olmasıyla kaşlarımı çattım. Kim vuruyor lan bana? Etrafıma bakınıp adamı görmeye çalıştım. Nerde lan bu?
Birden silah sesleri artınca panikle etrafıma bakındım. Bunlar nerde amına koyayım!
"Lan! Geberiyorum anasını satayım. HASSİKTİR. Erez! Lan geberiyorum yardım etsene!"
Ne mi yapıyorduk tabiki Erez'le beraber gece 3'te Pubg oynuyorduk.
"Geliyom lan bi sakin ol!" O da panikten bağırıyordu.
"Ne bağırıyorsun olm! Hem canım çok az, yattım yere seni bekliyorum."
Erez'in kahkaha sesiyle kaşlarımı yukarı kaldırdım.
"Ölü taklidi yap belki giderler." Sonda tekrar bir kahkaha attığında ise dişlerimi sıktım.
"Lan bana bak zaten geberttiler tükürseler ölücem beni çıldırtma!"
Kapının aniden açılmasıyla yerimden sıçradım. Saçları dağınık bir şekilde giren Ateş ise elbette beklediğim en son kişilerden biriydi.
Ateş şaşkın gözleriyle bir bana birde 6 saattir aşk yaşadığım bilgisayarıma baktı. Erez'in sesini duyduğumda bakışlarım tekrar ekrana döndü.
"Ben geldim."
"Erez keşke gelmeseydin bebeğim ben burda ölü taklidi yapıyordum." Öfkeli çıkan sesime karşılık koca bir kahkaha attı.
"Naparsın aşkım dağlı bayırlı tepeler işte."
"Başlatma lan aşkına! Yarım saattir seni bekliyorum!"
"Noluyo lan burda!" Poyraz'ın kükreyen sesini duyduğumda irkildim.
Anam ben bunları unuttum...
Ateş'in yanına ne zaman geldiğini anlamadığım Poyraz sinirle ayakta duruyordu.
O değilde Erez sanki ufaktan altına sıçtı.
Poyraz'ın kükremesini umursamadan omuz silktim.
"Pubg oynuyoruz sizde oynar mısınız?" Ne? Kadro eksikti. İki kişilik boş yerimiz vardı ve Erez beni satmıştı!
İkisinin de sinirli yüz ifadesi birden şaşkınlığa dönüştü.
Ekrana geri döndüğümde Erez'in tabiri caize topuklarını götüne vura vura koştuğunu gördüm. Hayır bu karakterlerde ayrı bir komik koşuyordu.
Birden bu görüntünün boşluğuma gelmesiyle kahkaha attım.
"Erez olm ışınlanmayı bulmuşsun." Tekrardan kahkaha attığımda artık gülmekten oynayamıyordum.
Derin bir nefes aldım ve Erez'in yanına doğru ilerlemeye başladım.
"E yuh yani alan ne ara daralmaya başladı." Birden hanım hanımcık bir şekilde konuşmama Erez kahkaha attı.
"Kızım sen düzgün konuşmayı bilir miydin?" Ardından tekrar kahkaha attığında gözlerimi devirdim.
Ateş ve Poyraz'a döndüğümde ikisini de kaşları çatık bana bakarken buldum.
"Oynamıyorsanız kapıyı kapatın ve bir zahmet çıkın lütfen."
Ben ne kadarda kibarım öyle.
"Abi noluyo ya burda." İçeri Yiğit girdiğinde gözlerimi devirdim.
"Açık hava müzesi veriyoruz kardeşim gelir misin?" Gayet kibarca söylediğim cümlenin ardından Erez kısıkça güldü. Ardından hemen toparlayıp "Pardon." dedi. Bir süre öylece bakıştık.
Kimseden bir tepki gelmeyince bende bilgisayara geri döndüm. "Lan! Erez mavi bölge gelmiş ya lan niye demiyorsun! Birden oturduğum yerden kalktım.
Niye yaptım hiçbir fikrim yoktu.
Ellerimi saçlarıma daldırdım. "Of gebermişim ben ya."
Erez'in yeniden güldüğünü duyunca gözlerimi devirdim.
Kollarımı göğsümde birleştirdim ve abilerime döndüm. "Bakışmanız bittiyse çıkın artık." Her biri bir bana bir de bilgisayara bakıyordu.
Gözlerimi kıstım.
Ne yani ben Pubg oynayamaz mıydım?
"Hassiktir ya öldüm." Erez'in sesiyle ekrana döndüm ve sırıttım.
"Aman ne üzüldüm." Sesim o kadar mutlu çıkmıştı ki buna ben bile şaşırmıştım.
"Neyse bu kadar yeter ben kaçıyorum. Zaten abim bana sinirli birde şimdi uyandırmayayım onu."
Bahaneni seveyim Erez...
"İyi geceler." Diye mırıldandığımda oda bana 'iyi geceler' dedi ve takımdan çıktı.
Abiciklere geri döndüğümde hepsi kollarını göğsünde birleştirmiş kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Yiğit hıyarı bile...
Gözlerimi devirdim ve bende onlar gibi kollarımı göğsümde birleştirdim. Yanlarından çıkıp merdivenlere doğru ilerlerken konuştum.
"Ateş'in arkadaşlarıyla acilen tanışmam lazım. Sizin algılarda bir sıkıntı var galiba. Bir kontrolden zarar gelmez."


