Kulaklarımın uğultusu benim gerçeklik algımı git gide bozmaya başladı. Başımın ağrısı dayanılmaz bir haldeyken içinde olduğum küvetin suyu oldukça soğumuştu. Kim bilir ne kadar süredir bu haldeydim?...
Kendimi bir ölü gibi hissettiğimde kapıya iki kez vurulduğunu duydum. Kapının kilitli olduğunu bilsem bile kendimi küvetin içinde anında toparladım.
" Evet?"
Sıradan tuttuğum sesime karşılık karşıdan gelen cevabı bekledim.
" Birşey yok. Uzun zamandır ses gelmeyince kaçtın mı diye kontrol edeyim dedim."
Oldukça rahat bir şekilde söylediği bu sözler beni sinirlendirmeye yetmişti bile.
" Ha ha ha. Komedyen falan mısın sen?" diye burnumdan soluyarak konuştum.
" Komedyen mi? O da ne?" Saf saf sorduğu soruya karşılık gözlerimi devirdim. Bu benim başka bir evrende olduğuma dair güçlü bir kanıttı.
" Boşver anlamazsın." dedim umursamaz bir şekilde. Aniden aklıma birsey gelmiş gibi hızlıca olduğum yerden doğruldum.
" Lan sen hâlâ kapının yanında ne yapıyorsun? Kaçmam merak etme!" diye çirkef bir sesle bağırdım.
Kapının ardından bir ses gelmeyince gittiğini anladım. Nedense bu beni güldürmüştü. Hafifçe kıvrılan dudaklarımı yeni fark ettim ve elimle kapattım. Yüzümdeki tebessümü içinde bulunduğum küvetin soğuk suyuna attım.
Şu benim vücudumu bir pamuk gibi yaparken rafta duran şampuanı elime aldım. Daha önce böyle bir şampuan markası hiç görmemiştim. Kapağını açtım ve kokusunu anlamaya çalıştım. Bir iki kez bu kokuyu soluduğumda içinde tarçın ve gülün olduğuna emin oldum. Bu koku.. oldukça büyüleyici bir etkiye sahipti. Sonradan vuran elma ve vanilya kokusu yeniden tebessüm etmeme neden oldu.
Sağ avucuma dolu dolu sıkarak bu kokunun bedenim ile birleşmesini sağladım. Beleş mal her zaman tatlıdır düşüncesi ile bir kez daha sıktım ve saçımı iyice köpürttüm.
Banyonun içini saran bu eşsiz koku eşliğinde sonunda işimi halletmiştim.
Ayak tabanım hâlâ sızlarken bedenime çöken ölüm yorgunluğu beni bitirmişti. Üzerime aldigim siyah bornozun temiz olduğuna dikkat ettim. Gayet yeni ve temizdi. Hemen üzerime geçirip banyodan çıktım. Dalgalı olan saçlarım şimdiden yavaşça kıvrılmaya başlarken çıkardığım kıyafetlerimin nerede olduğunu hatırlamaya çalıştım. Yatağın üzerine bırakıp banyoya girmiştim ama şuan ne yatağın üzerinde ne de odanın içindeydi.
Kıyafetlerim olmadan kendimi güçsüz hissedenlerdendim. Şimdi de öyle bir andaydım. Odanın altını üstüne getirdim ama lanet olası kıyafetlerim yoktu! Son çare olarak Kayra' nın yanına gitmeye karar verdim. Ama üstüm uygun olmadığı için onu ayağıma çağırabilirdim. Şayette öyle yaptım. Kafamı odanın kapısından uzatarak adını yüksek bir sesle haykırdım.
" Kayra, Kayra buraya gelir misin?"
Kendimi rahat hissetmeye zorlayarak onun gelmesini bekledim. Aradan geçen bir dakikanın ardından merdivenlerden yükselen sesler onun buraya geldiğinin kanıtıydı. Derin bir nefes aldım ve görüş açıma giren Kayra'yı inceledim. Üzerine nihayet birşey giymeyi akıl edebilmişti. Siyah atleti ve siyah eşofmanı ile gayet cool görünüyordu.
" Evet ne var?" dedi şaşırmış bir şekilde.
Kafamı biraz daha uzatıp gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladım.
" Kıyafetlerim nerede? Yoklar odada her yeri aradım ama bulamadım." dedim cevap ister gibi.
İlk önce beni inceledi ve su yeşili gözleri koyu maviliklerimle buluştu.
" Attım. O pis kiyafetleri giymeyecektin değil mi?" diye bana iğrenircesine baktı. Bu bakışına karşılık ben de ona aynı şekilde baktım.
" Sanane benim neyi giyip giymeyeceğimden!" Sesim biraz yüksek çıkmış olabilirdi.
Bu tavrım onun umurunda bile olmadı. Bana biraz daha yaklaşarak elini kapının kulpuna dayadı.
" Bir yabancıya göre çok cesursun. Bunu sevdim.."
Aramızda geçen derin bakışmanın süresini inanın bilmiyorum. Sanki beni hipnotize etmiş gibi ona gözümü bile kırpmadan bakıyordum.
" Ama unutma ki yarın Abraxas topraklarına girdiğimizde bu cesurluğun kalacak mı?" fısıltı halinde çıkan sesi beni tesiri altına almaya başladı. Bu bahsettiği yere gidip Odin Dağ' ının eteklerinde bulunan Midgard çiçeğinin tozunu bana koklatacaktı. Kayra benim bir casus olduğumu düşünüyordu. Ve bunun içinde sadece Abraxasların alerjisi olduğu bir çiçeği bana koklatarak benim onlardan olup olmadığımı anlayacaktı.
İlk başta bu anlattığı şeylerin bir saçmalıktan ibaret olduğunu söylediğimde benim bundan başka bir şansım olmadığını da bana çarpıcı bir şekilde gösterdi. Kayra bir prensti ve emrinde bir sürü askeri vardı. Beni arayan askerlerine bu emri geri alması karşılığında bu söylediği şeyi kabul etmek zorunda kaldım.
" Böyle mi kalacağım sabaha kadar ha?" diye sordum yüzüne fiğeu konuşarak.
Üzerimde gezdirdiği sinsi bakışları yeniden gözlerimi bulduğunda kısık bir sesle konuşmaya başladı.
" Neden olmasın hı?" İyice bana doğru geldiğinde kapıyı suratına kapattım. Bunu ani bir hareketle yaptığım için kapı onun burnuna değmişti. Acı dolu çıkan sesi kulaklarıma dolunca ne yapacağımı bilemez bir halde odayı turlamaya başladım.
Aniden açılan kapı sert bir şekilde kapandı. Avını dikkatlice izleyen aslan gibi beni izlemeye başladı. Yırtıcı bakışları bir an olsun uzerimden ayrılmazken geriye doğru yavaş adımlarla ilerledim. Şuan düşündüğüm tek şey Kayra'nın bana neden böyle baktığıydı..
" Artık atacak adımın kalmadı, Vera.."
Adımı onun ağzından duymak, vücudumda salgılanan elektriğe mani olamamıştı. Dediğinde haklı çıktı. Sırtım soğuk olan sert duvar ile birleştiğinde kaçacak yerim yoktu!
Üzerimdeki kısa siyah bornoz beni hazırlıksız yakalarken kendimi oldukça rahatsız hissediyordum.
" Gözlerin niye bu kadar farklı bakıyor?"
Sorduğu soru karşısında afallayan suratıma engel olamadım. Çoğu kez gözlerime iltifat alırdım ama.. şu an ilk defa biri bana böyle bir soru sormuştu.
" B- bilmem."
Kekelemiştim! Bakışlarımı ondan ayırıp odanın her bir noktasında dolaştırdım. Yakınlığı beni tedirgin ederken iki kolunu da duvara yaslayarak beni iyice kapana kıstırdı. Çekik olan gözlerini kıstığı için şuan bir çizgi halini almıştı. Siyah olan keskin kirpiklerini kırptı ve gözleri ummadığım bir anda dudaklarıma kaydı.
Su yeşili gözlerini takip eden koyu mavilerim ne yapacağını bekliyordu.
" Üstümden çekilecek misin artık?"
Sessizce sorduğum bu soruya karşılık aldığım yanıt olumsuz bir şekilde sallanan kafası olmuştu.
" Ben gibi kokuyorsun.."
Bu dediği şey ile cin çarpmışa döndüm. Üzerime boca ettiğim o şampuan.. Kendimi yerin dibine gitmek için yalvardığım şu dakikalarda tekrar o büyüleyici sesini bana sundu.
" İnan sana da çok yakışmış."
†★★†
AAAYYY VALLA BU BÖLÜM VERA İLE KAYRA'NIN BU HALLERİ SİZE BİR ÖN FRAGMAN GİBİ BİR SEY OLSUN İSTEDİİİİM!!!!
NASIL OLDU BEĞENDİNİZ Mİİİ????
KAYRA'YI NASIL BULUYORSUNUZZZZ???
SİZCE YARIN VERA' NIN BAŞİNA NE GELECEEEK????
HAYDİ YORUMLARAAAA†★†
