(20YİL ONCE LUKANİN ANLATİMİYLA)
Çocuk esirgeme yurdunun kapısının onunde bakıcı kadınla duruyordum.Bugün beni götürmeye gelecek aileni bekliyorduk ancak ben pekde istekli değildim.Çünkü Kastar burada yalnız bensiz kalıyordu.O pek yalnız sayilmazdi onun arkadaş bulması kolaydı sevimli bir çocuktu ama onunla aramizdeki bağ tamamen başkaydı o benim kardeşimdi can ciğerimdi şimdiyse gidiyordum.Uzaktan siyah araba bize yaklaşıyordu .Araba tam önümüzde durdu ve kapısı aniden açıldı içinden tıpkı benim gözlerim gibi kahve rengi gözlü kadın indi ilk olarak gözüme çarpan gozleriydi çünkü benim gözlerimden daha parlakti.
(GUNUMUZDE)
Gozlerime tırmanan kara gözleri topraklarımi alev altında bırakıyordu sanki.Toprak yanarmiydi.Hayır yanmazdı ama onun gözlerindeki soru her yeri ateşe veriyordu.
Bazen insanlar dokunuşlardan bazen sözcüklerden en çoksa bakişlardan anlaşılirdi demek istedikleri.Onun bakışları içime işliyordu ve her bakişlarinin dokunduğu yer ateş altında birakiliyordu.Ban bir devlet olsam o beni şu anki bakişlariyla feth etmişti.
Boğazıma oturan yumruğu yutarek sakince konuştum.
"Neden öyle bakıyorsun bebeğim"dedim durduğum yerden kimildiyamazken.Hiç bir tepki vermeden başını ger gousume gomdu ve boğuk sesiyle dudaklarını araladı.
"Luka beni uyuturmusun "dedi yalvarircasina öyle hassas bir vazo gibiydi bir dokunuşla parçalanicakmiş gibi bir rüzgarla savrulacak yaprak gibiydi sanki ellerimdeki kadın.
Yavaş adımlarla yatak odasına onu geçirdim yatağa onu nazikçe birakarek üzerimdeki mont ve kazaktan kurtularek yarı çıplak bedende karşısına dikilmeden onunda montunu yavaşçe üzerinden siyirdim.Arkama donup koskoca boydan boy dolapdan ona ait olan siyah şortlu picama takımını çıkardım.Picamayi yatağın üzerine koyarek dizlerimin üzerine çöktüm,ve bakışları bakışlarımı bulmasını sağladım kazağinin eteklerini tutarek izin istercesine gözlerine baktım.Başını belli belirsiz olumlu anlamda salladı ve üzerindeki kazağı çekip çıkardım önümde sütyenle kalırken hiç bir tepki vermiyordu.Normalde böyle bir durumda utanır kaçardi şimdiyse tepki vermeye hali yoktu ve sadece beni yaptıklarımı izliyordu.Elim eteyine giderken yine izin istercesine gözlerine baktım.İtiraz etmeyince ayni şekilde kilotlu çoraplarinida çıkardım ve karşımda iç çamarşiği ve sudyenle kalırken ayni boş gözlerle beni izliyordu.Yatağa bıraktığım pijama takımını üzerine geçirdim ve makyac masasindan tarağini kapip arkasına geçtim.Saçlarını yavaş yavaş taradiğim ve onun bana öğretiyi gibi saçlarını aşadan ordup bileyime taktığım tokayi ucuna taktım.Dolabın karşısına geçerek kendime siyah eşofman aldım ve pantalonun kemerlerini çozerek bir çırpınışda ondan kurtulup eşofmani giydim ve Lunaya dondum o ise hâlâ boş gözlerle beni izlediği ile karşilaşdim.
Ona doğru eğilerek onu kucağıma aldım ve yatağın pervazina yaslanarek oturdum.Lunayi kucağima küçük bebek gibi yerleştirerek kafasını çıplak gousume yaslidim.Derin bir nefes aldıktan sonra eğilerek alnına dudaklarımı yasladım,uzunca bir öpücük bıraktıktan sonra geri çekilmemele başini kaldirip gözlerime baktı,ve dudaklarını araladi.
"Luka annem ve babamı nereye götürdüler dedi" "morga "dedim sanki sıradan bir şey konuşuyormuşuz gibi sakince.Geri kafasını kaldırdığı yere yasladi ve derin bir iç çekti.
"Cenaze to..""Şşş diye lafını yarıda kestim onları ben hallederim san sadece yapmak istediklerini yap"dedim.Bir sure sessizce koynumda gömüldü.
Başını kaldirarek onu izleyen gözlerime baktı ve "yarın beni karakola göturebilirsin"dedi çocukça bir masumyetle artık 19 yaşina girmişti ama hâlâ17 yaşında bulduğum kedi yavrusu gibi saf ve masumdu.Ağzımı açmaya fırsat bırakmadan devam etti.
"Karakoldan çıktıktan sonra beni hep götürdüğün gun batimini izlediğimiz yere goturebilirmisin dedi bu cümleyi bir soru sorarcasina o hep emir verirdi.Gotururmusun diye sormazdi götür derdi .Başımı olumlu anlamda sallayarek götürürüm diye fısıldadim.
(ERTESİ GUN)
Sabaha kadar gözlerimi kapatmadım ama onun acılı kabuslarinda terk ettim fiziksel anlamda yanındaydım ama ruhu benden kaçıyor gibiydi saklaniyor gibiydi.Kucağımda acılar içinde kavrulan bin kabus görüp uyanıp uyuyan Lunaya baktım hâlâ ayni pozisyondaydim ve o da kucağıma gomulmuş uzun saçları omuzlarini ortuyordu saat öğlene geliyordu kış ayları olduğu içinde güneş bugün çehresini göstermemiştir hava büyük ihtimal ruzgarliydi.Kucağımda yatan meleği uyandırmaya kıyamıyordum sadece onu izleyerek düşüncelere daliyordum.
Ben onu savuran ruzgarmiydim yada onu tutan bir ağaç.Bunu bu hikayenin sonu belirliyecekti.
Merhabalarrrrr ve okuyanlar için heyecanlı okumalar.
Uzun bölümleri sevmediyiniz için kısa kısa bölümler atıyorum artık.
Eksiklerimi yazmayı unutmayın....😊❤📖