Gördüğüm görüntüyle bir an için kanım dondu. Şu ana kadar çok fazla korkmamıştım çünkü dövüş kendime en çok güvendiğim alandı. Her ne kadar son zamanlarda hastalık yüzünden güçten düşsem de yılların kondisyonu vardı. Fakat şu anda kondisyonumun bir öneminin kalmadığı bir durum vardı. Çünkü karşımdaki adam elinde bir silah tutuyordu ve onu bu tarafa doğrultmuştu. Denizin kolunu tutan elim sıkılaşırken bir nefeslerimi düzenlemeye çalıştım. "Napıyorsun sen, indir şu silahı" dedim soğuklanlı olmaya çalışarak. Adamsa beni hiç umursamadan sarhoş adama doğru konuştu "Uzaklaş" silahı gören adamda korkudan titreyerek arkasına bile bakmadan koştu. Sarhoş uzaklaşınca adamda silahını indirdi ve bize doğru döndü "iyimsin?" Daha fazla burda kalmak istemediğim için adama cevap bile vermeden Denizi çekiştirerek taksiye bindirdim.
Eve girdikten sonra hemen Denizi yatırdım ve kendime biraz sakinleşmek için bitki çayı yaptım. Hoş şuan papatya tarlasını içsem ne fayda. Olanları düşündükçe sinir bozukluğuyla gülmeye başladım. Başıma gelen felaketler silsilesi takdire şayandı. Evde durdukça daraldığım içi biraz hava almak için evin önüne indim. Hemde kısa bir yürüyüş yapar kafamı dağıtırım diye düşündüm. Yaklaşık bir 10 dakika yürüdükten sonra arkamda duyduğum havlama sesiyle kalbim yerinden çıkıcak gibi atmaya başladı. Şu hayattaki en büyük fobim köpeklerdi. Ve arkamda bir köpek vardı. Normal bir sokak köpeği değildi, boynunda dikenli bir tasması vardı. Ve bana hırlıyordu.
Beynim çalışmayı bırakmış sadece çığlık atarak koşuyordum. Bir şeyde benim başıma gelmesin ama yaa. Hemen önümdeki arabadan inen bir adam görmemle gözüm parladı ve ona doğru koşmaya başladım. "Bana yardım eder misiniz!" Diye bağırarak ona doğru koştum ve adam direkt beni kolumdan tutup arabanın diğer tarafına çekti ve kendi köpeğin olduğu tarafa gitti. Kalbim maraton koşumuşum gibi çarparken ki bence bir çeyrek maraton koştum arabanın arkasında nefeslerimi düzenlemeye çalışıyordum. Köpeğin sesi kesilmişti. Tam bu sırada adam yanıma geldi. Adamın yüzünü görmemle kalakaldım. Bu bugün silah çeken magandaydı. "İyi misin?" Dedi adam dalga geçercesine. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmışken devam etti "Bu sefer cevap vermek istersin belki. İyiyim demek o kadar zor olmasa gerek" birde suçlu ben olmuştum şimdi.
"Silahla geziyorsunuz ve bir anda insanlara doğrultuyorsunuz sizce de çok normal değil mi konuşmak istememem." Cümlemi bitirir bitirmez uzaklaşmak için hareketlendim ama kolumdan tuttu. "Adam sana saldırıyordu ne yapsaydım" diye konuştu hışımla. "Bunun çözümü silah çekmek değil, ben kendimi koruyabilirim" diye atıldım bende hemen. "Ayrıca sizin silahınız olması yasal bir şey mi? Hiç sanmıyorum niyetinizi bilemem ama yine de açık bir alanda birden silah çeken biriyle muhatap olmak istemiyorum" dedim ve kolumu sertçe çektim.
Adam derin bir nefes aldı sakinleşmek ister gibi, ve bana doğru eğildi "bir dahakine biri sana bir iyilik yaptığında teşekkür etmelisin, ayrıca insanları cevapsız bırakmak kaba bir davranıştır." Dedi tıslarcasına ve arabasına bindi.
Ay götüm diye içimden geçirip daha fazla macera aramadan eve hızlı adımlarla yürüdüm.
Ertesi sabah hiç bir şeye enerjim yoktu. Öğlene kadar uyudum. Saat 2 olmuştu ama ben yataktan çıkmak yerine bir saatir manasızca tavanı izliyordum. Acaba bir kurşun mu döktürsem diye içimden geçirirken Denize odama daldı, evet bildiğiniz daldı.
"Ölücem baş ağrısından" diye yakınarak kendi yatağıma attı. "Günaydın uyuyan güzel, gecen iyi geçti mi?" Dedim sitemle. "Of dün en son birinin peşinden dışarı çıktığımı hatırlıyorum sonrası yok" dedi düşünür bir sesle.
Ona bir özet geçtikten sonra oda şaşırdı ve sinirlendi. Hayır cidden yani önüne gelen silah temin edebiliyor can güvenliğimiz yok.
Denizle salonda oturuyorken birden kapı çaldı.