İçeriğe geç

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 3

“Aman Tanrım!. Bu olamaz. Bu o. Şövalyeler ! Derhal bana şuradaki kızı

getirin!”

Parmağı ile beni işaret etti ve Sarayın içine giden karanlık tünele doğru yol

aldık... Karanlık tünelden çıktık ve karşımızdaki boş tahtlara baktım. Kraliyet

ailesinin ayak seslerini duyabiliyordum. Yavaşça gözlerimi kapadım ve onların

gelmesini sabırsızlık ile bekledim...

2.BÖLÜM:KRALLIĞIN

ZÜMRÜT KILICI

Gözlerimi açtım. Kralın huzurunda idim. Karşımda sarı saçlı aile vardı ve ruhları

yokmuşçasına beyaz tenliydiler. Her birinin üzerinde zümrüt renkte kraliyet giysileri

vardı. Zümrüt renkte ve açık yeşil renkte bir elbise giyen Majesteleri Elizhabet idi.

Kraliyet takımlı prens ve Kral gerçekten de çok uyumluydu. Ve son olarak Eudora...

Onun elbisesi ateşten çıkmışçasına kırmızı idi. Renk uyumunu bozanda oydu.

“Demek ailemiz tekrar bir araya geldi... Tam 17 yıl sonra!” Diye coşkulandı

kralımız.

“Biz bir aile miydik ?” Diye hevesini kırmaya çalıştım. Bunu neden yaptığımı

bilmiyorum, ama o adamın babam olup olmadığını kabullenemiyordum. Eğer babam

kral ise bende kraliyetin bir parçası sayılıyordum ve buda daha çok sorumluluk

demekti.

“ Merhaba Elodie! Canım kardeşim!” Eudora beklediğimden samimiyetli

davranmıştı. Soğuk davranır sanmıştım. İçtenlikle kelimeleri saymaya başladı.

“ Sonunda birkaç gün ara ile seninle tanıştım. Ve istersen bu olup bitenleri koridorda

konuşabiliriz bence hadi gel!” Dedi coşkuyla. Yerinden kalktı ve kolumdan tutup

hızlıca beni koridora sürükledi. Çok önemli bir şey varmış gibi birden ses tonunu

ciddileştirdi.

“Çok dikkatli olmalısın. Yarından sonra akşamki baloyu umarım biliyorsundur,

baloda dikkat et ve ...-”

Koridordan geçen bir hizmetçiye başı ile selam verdi ve hizmetçi gidene kadar sustu.

Hizmetçi gidince konuşmaya devam etti.

“ Burada pek bir şey konuşabileceğimizi sanmıyorum o yüzden yarın baloda

açıklayacağım.”

Burada her an tehlikede olacağımı anlamıştım, fakat ne tehlike saçıyordu?

Sanırım bu sorunun cevabını yarın öğrenecektim. Taht odasına geçtiğimde herkes

yerine oturmuş bekliyordu. Carlo ise çoktan gelmişti.

“Ah, hayatım hatırlıyor musun bir geleneği yerine getiremedik.” dedi

majesteleri.

“Neyi hayatım?” diye karşılık verdi kralımız.

“Eğer bir kral ve kraliçenin üç tane çocuğu doğarsa, üç ay sonra krallık kılıcını

zümrüt taşından çıkarıp havaya doğrultacak idi.”

Bu arada kıtadaki her krallığın bir kılıcı vardı. O kılıçlar ile ne savaşlar verildi,

ne insanlar öldü. Krallığı uğruna canını feda etmiş atalarımızın kılıçlarından seçilirdi,

krallığın kılıcı...

Kim bilebilirdi ki gelecekte o kılıç ile savaşıp ülkemi kurtaracağımı ve kıtanın

en güçlü imparatoriçesi olacağımı. Kim bilebilirdi ki?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.