İçeriğe geç

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 1

1.bölüm

1. BÖLÜM:KRALLIK GÜNÜ

Kapı zili çalındı. Hava ilginç bir şekilde aydınlıktı ve herkes dışarıda dans

ediyordu. Bende kitaplığımdaki kitapları düzenliyordum. Postacı Carlo kapıyı açtı.

Sadece benden bir yaş büyüktü.

“Sana bahsedecek çok şeyim var hemen gelmelisin. Prenseslerden biri geri döndü ve

aynı sana benziyor.” Dedi coşkuyla.

“Ne demek istiyorsun?” Dedim.

“Elodie ! Gelen prenses aynı sana benziyor ! Farkında mısın? Benimle hemen dışarı

gel!”

Dışarı çıktık ve gördüğümüz manzara muhteşemdi. Herkes dışarıda dans ediyor hava

aydınlıktı. İçkiler ile krallık dansı yapan Asena sakinleri bana ihtişamla bakıyorlardı.

“ İkinci prenses geri döndü hemen krala haber verin!” Diye bağırıyorlardı. Bir pabuç

dükkanının önündeki afişte ‘Gemi yarışları, hazine avları ve gemi seferleri

başlamıştır. Yaşasın Asena !”

Yolumuz Asena limanının üstündeydi ve limana ilerledik. İnsanların ellerinde

harita, kutu ve tonlarca havyar vardı. İskandinav olmanın heyecanı ile koşmaya

başladım.

Gemilerin yelkenleri açıldı ve ilk gemi seferine başladı. Masmavi İskandinav

denizinin suları durgun ve berraktı. Herkes “ Yaşasın Annotalya!, Yaşasın Asena!,

Yaşasın İskandinavya!.” Herkes o kadar heyecanlıydı ki meydanda yüz bin lerce

insan dans ediyor ve krallık dansı şarkısı çalıyordu.

“Saraya sonrada gidebiliriz şu gemi seferlerinden birine katılmayı çok

istiyorum.”

Diye bir istekte bulundum. Tabi arkadaşım Carlo hayır demedi.

“ Olur, bende çok isterim.”

Sevinç çığlıkları atarken Gemiye bindim ve ikimiz için üçer altın verdim.

“Haydi buda sana bir kıyağım olsun” Dedim ve Carlo’ ya benim ısmarlayacağımı

belli ettim. Carlo’ nun yüzünde gamzesi ile bir gülüş gördüm. İnsanların bu kadar

çabuk bu olaya inanıp matem yılının bitmesine karşın eğlenmesi beni şaşırtmıştı.

Lakin sanırım gerçekti, çevremde edilen dedikodular ve herkesin aynı yalana

inanmasının olma ihtimalinin düşüklüğü, bu olayın gerçek olduğunu gösteriyordu.

Acaba prenses gerçekten bana benziyor muydu? Ben bunları düşünürken gemi

çoktan hızlıca hareket etmişti. İskandinav rüzgarı yüzüme vuruyordu. Bende geminin

pruva kısmına geçtim. Ejderha kafalı pruva dan aşağı sarktım ve elimi hafifçe suya

değdirdim. Rüzgar yüzüme vururken kızıl renkli saçlarım arkamda uçuşuyordu.

Tepede dalgalanan Annotolya bayrağı beni daha da hür yapıyordu.

Suyun içinden birden bir yunus çıktı ve atlamaya başladı. Asena’nın simgesel

hayvanıydı.

Denizciler o sırada Asena marşını söylemeye başladı:

“ Ey! Asena, Ey!...

Denizde balık, Karada aslan...

Ruhu şad olsun,

bu yüce Krallığı kuran atalarımızın!

Yaşasın Annotolya,!

Yaşasın, Asena!

Yaşasın İskandinavya!”

Bizde marşa katılmıştık. Denizden birkaç kişiyle beraber balık avladık. Ardından

bir mağaraya girdik ve Viking kralı olan mavi diş mezarına girdik. Mezarında bir

hazine sandığı vardır. Bir rivayete göre dört kardeşten biri açabilirmiş.

Karaya vardığımızda her yerde festivaller, Karnavallar, yarışmalar vardı. Herkes

çok eğleniyordu. Bizde bu güne özel Bay ve bayan Roy’un pasta dükkanında tüm

kekler, kurabiyeler, pastalar ve dondurmalar bedavaydı. Gidip biraz pasta ve

kurabiye aldık. Yolda giderken biraz atıştıralım dedik. Taş köprüden geçerken. Tüm

Asena buradan kalabalık ve şölenli bir şekilde köprüyle birlikte Saraya gidiyordu.

Bizde onlara katıldık. Saray balkonunda kral bizi bekliyordu. Kral bize bir duyuru

yapmak için ağzını açtı ve konuşmaya başladı.

“Sevgili halkım, bu gün burada, sizinle

olmaktan mutluluk ve şeref duyarım. Asena

prenseslerinden bir tanesi geri döndü! Ve işte

karşınızda Eudora Hansborg!”

Dedi ve balkona tıpatıp bana benzeyen bir kız geldi. Herkes bir bana bir kıza

baktı. Kız, kral, kraliçe ve prens ile göz göze geldik ve ağızları açık bana bakmayı

sürdürdüler.

Diye bağırdı kalabalığın içinden birisi. O an herkesin kafasında şimşekler çaktı.” Ve

kraliyet ailesi göz yaşlarına hakim olamadı. Bir kişi hariç, oda kayıp ikizim Eudora...

Herkes bana şaşkınlıkla bakıyordu. Bende bir Hansborg’ düm!

Halk prensesi alkışlara boğuyor ve bazı gözler bir prensese bir bana bakıyordu.

Bu bakışmalar sıklaştı ve kral ile kraliçe ister istemez beni gördüler ve kral tekrar

konuşmaya başladı.

“Aman Tanrım!. Bu olamaz. Bu o. Şövalyeler ! Derhal bana şuradaki kızı

getirin!”

Parmağı ile beni işaret etti ve Sarayın içine giden karanlık tünele doğru yol

aldık... Karanlık tünelden çıktık ve karşımızdaki boş tahtlara baktım. Kraliyet

ailesinin ayak seslerini duyabiliyordum. Yavaşça gözlerimi kapadım ve onların

gelmesini sabırsızlık ile bekledim...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.