14. BÖLÜM:YENİ KRALİÇE
Asena halkı kara günleri yine yaşıyordu. Suikasttan haberleri vardı
ve yeni gelen prenseslerin bu işte parmağı olduğunu düşünüyorlardı. Fakat
bir kısım bunu, diğer kısım ise prensesleri savunuyorlardı. Bu ikiye
bölünme hali Annatolyayada yansımıştı. Diğer şehirler çoğunluk hangi
tarafı savunursa o taraftaydı.
Tahta suikasttan kurtulan kraliçeleri geçmişti. Kraliçenin üç kardeşi
daha vardı, Elonor ve Etirhebet. Etirhebet suikastta Enola tarafından
öldürülmüştü. Tahta geçen Kraliçe Elizhabet, kendi öz kızı tarafından
zümrüt kılıcın elegeçirildiğini öğrenmişti Danimarkalılardan. Elodie’den
nefret ediyordu. Her şeyi berbat etmişti Elodie.
Bir gün yine bunu düşünürken bir haberci geldi.
“Efendim, hain Elodie Egnelyayı birbirine katmış, Prens Eric’i
öldürmüştür. Bilginize...”
“Söyle tüm muhafızlara orduyu toplasınlar. Ayrıca kara Elflerdende
yardım isteyin. Bu velet sandığımızdanda güçlü çıktı... Okula varması an
meselesi. Ayrıca onada bir ülke ayıralım değilmi?”
Haberci kraliçenin ne dediğin anlamamıştı.
“Aklınızda ne var, Majesteleri?”
“Kuzeyi boşaltın. Elodie’ye kuzeyi verin. Biz güneyde bulunalım.
Artık Annatolya kuzey ve güney olarak resmiyeten ayrıldığını halka bildir.
Elodie’nin eğitimi biter bitmez Kuzey topraklarını ona verin. Fakat
Kuzeyin sınırlarını gelene kadrda koruyun. Sonuçta Elodie’yi ortadan
kaldırmanın tek yolu budur. Onun kendi sarayında komşusu tarafından bir
suikasta uğraması.”
“Emredersiniz, Majesteleri...”
Majesteleri Elizhabet’in farklı fikirleri vardı. Kendisine göre bu
hikayenin kötü karakteriydi. Normal bir perspektiften bakılsa bile sonuç
değişmeyecekti, bu hikayenin kötü kahramanı oydu.
***
Majesteleri Elizhabet, kendine ait bir kapüşonlu ile saraydan ayrıldı
ve şehre doğru yol aldı. İlk önce Elodie’nin evi olan yıkık kütüphaneye
gidecekti. Suikast sırasında orayı bizzat kendisi yağmalatmıştı.
Kütüphanenin önüne varınca buradaki eski tozlu sayfaların arasındaki
yaşanmışlıkları düşünüp bir iç çekti ve içeriye girdi. İçerisi hala yanık ve
kül kokuyordu. Üstkatta bir işi yoktu; asıl işi bodrum kattaydı.
Bodrum kata indi ve kapının hemen karşısında bulunan, eski püskü
bir dolabın içini açtı. İçinde birtane kitap ve bir sopa vardı. Gerçi sopa
demek pek doğru olmazdı. Bu nesneye asa denmeliydi. Ucundan sonuna
kadar özenle tasarlanmış bir asa.
Kitap ve asayı aldı, kitabın sayfalarının çevirdi ve 454’üncü sayfayı
açtı. En son sayfa..
Kraliçenin ağzından fısıltı tarzı şeyler çıktı ve sonrasında asa’nın
ucundan ejderha ateşi özü çıktı. Asa özünü bulmuştu... Öz, dolabı ardında
bırakarak, odanın yerden tevana kadar olan duvarını kapladı. Kraliçe bir
adım attı ve Karaormanda buldu kendini. Karşısını bir yıol çıkmıştı. Yolu
ilerledi veyuvarlak bir şekilde inşa edilmiş minik bir Elf* kasabasına
gelmişti. Bunlar beyaz elf değildi, bunlar kara elflerdi, yani kötü
olanlardan.
“Sizden yardım istiyorum yoldaşlarım! Kara kraliçe tahta oturdu!
Ama bu demek değilki düşmanları bitti, yakında bir savaş olacak!” Diye
bağırdı Kraliçe. Elflerde ona destek çıktı:
“Çok yaşa Kraliçemiz!” Diye bağırdılar. Bu onun yükselişiydi. Fakat
Elodie hala yenilmezdi. Asıl planı şuydu: Kara elfleri Elodie’ye karşı
örgütleyip ayağını kaydırmak.
Kara elfler Karaormanın büyük bir kısmına hükmediyordu. Bunun
karşılığında ormanın hepsini ele geçirip yönetmeyi teklif edince kara
elflerin kabul edeciğini biliyordu.
“Kuzey topraklarını Elodie’ye hediye edeceğiz. Annatolya kuzey ve
güney olarak ikiye ayrılacak. Tabiki de Elodie kuzey topraklarına gelene
kadar bizim sınırlarımız içinde özerk bir bölge olarak kalacak. Elodie geri
döndüğünde ise savaşacağımız bir ülkle olacak en azından. Elodie
yancılarını kuzeye toplatacağız ve Elodie’nin kısa süreliğine olsada bir
halkı olacak. Ona iyi bir teyze rolünü takınacağım, ama aslında annesi
olarak arkasından bıçaklayacağım. Önce halkına, sonrada tüm Annatolya
kıtasına sahip olacağım. Tüm Virenesestana* benim olacak. Size de
Karaormanı vereceğim. Başkasorusu olan varmı?” Diye planını anlattı
‘yeni kraliçe’, Karaorman Elfleri ise çabucak onayladı bunu.
Elfler*: Cüce olarak bilinen, bazen çok tehlike olan sihirli, İrlanda’nın mitolojik yaratıklarıdır.
Virenesestana*:Kitabın evreninde geçen, bizim paralel dünyamız.
Şimdi ise tüm Annatolyaya hükmetme sırası İki büyük kraliçenin
elindeydi. Tabi bu erkeklerin devrinin bittiği, kadınların krallıkları
yönettiği bir devrin başladığı demekti.