İstanbul'da rüzgar herkesi başka bir yere savuruyordu. Sanki bu şehir, birilerinin acısını omzunda taşıyor, birilerinin sevgisini denizde kaybediyordu. Ama o gün... o gün bambaşkaydı.İlginç bir şekilde ellerim titriyordu yine acaba başıma ne gelecek artık alışkındım birazda böyle ilerledikten sonra tramvay durağında durmuş, insanların arasından geçip giden soğuk bakışlarla baş başaydım.Kalbimde yıllardır kilitlendiği ''Bir daha aşık olmayacağım'' sözleri, bu şehrin sokakları kadar yalnız ve yorgundu.Ve O her şeyin ortasında duruyordu. Valizi yoktu, ama içinde taşıdığı acı, bir kamyon kadar ağırdı. Her şeyden bıkmıştı. Savaştan, kaçmaktan, yalandan, sessizlikten. Sadece istiyordu ki biri, onu kurtarıcı gibi değil; kırık bir adam gibi görsün.Sadece '' ANLASIN''Bakışlarımız, tramvay camında buluştu. Ve bir anlığına, her şey sustu.Ben gözlerimi kaçırmadım kaçıramadım, çünki o bakışta '' Sende benim gibi kırılmışsın'' diyen bir sessizlik vardı. O da geri çekilmedi. Sanki '' ben de sana benziyorum, ama söylemeye cesaretim yok '' diyorduİlk cümleyi ne ben ne de o kurdu.'' Bazen birini ilk gördüğün anda anlarsın... bunun son olacağını. Ama yine de içinden bir ses fısıldar; Bu sona bile değer''O GÜNDEN TAM 2 HAFTA SONRA;Off kütüphane neden bu kadar erken açılmak mecburiyetin de ki en azından taksiyle gideyim taksim geldiğinde aceleyle taksiye bindim her şey yolunda giderken birden taksi durdu. Hemen şoförden ''Neden durdunuz bey efendi ben gecikiyorum devam eder misiniz lütfen'' dedim oda '' özür dilerim Hanım efendi ama karşımızda bir sürü polis arabaları var isterseniz buradan inip gide bilirsiniz zaten hemen karşıda varacağınız yer'' dedi bense kitaptan başımı kaldırmadığım için hiç bir şeyden haberim yoktu hemen taksiden inip etrafa baktığımda insanlar heyecanla bakıyordu bense neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordum 2 polis bir kenara geçtiğinde bir saat gördüm bu bu... bu babamın kol saatiEtrafım da ki sesler sisin içine boğulmuştu, insanlar çığlık atıyordu ama benim için dünya sağır olmuştu. Ayaklarım bana itaat etmiyordu ama koştum yerde sürüklendim, ellerim kana bulandı. Babam kucağımdaydı...ama cevap vermiyordu. Gözleri açıktı. Bakıyordu... ama artık hiçbir şeyi görmüyordu.Ben sesimi kaybetmiştim, bağırmak istiyordum ama boğazım düğüm düğümdü. Sadece titreyen bir fısıltı çıktı dudaklarımdan'' Baba... Baba... buradayım... gitme...'' diye bildim sadece sonra sanki nefesim kesildi, gözlerim dondu. Ellerim babamın göğsüne koydum ama kalbi susmuştu. bir an düşündüm''Şimdi nefesimi ona versem... belki geri döner...'' sonra dudaklarımı babamın alnına değdirdim, Soğumuştu...''Senin son sıcaklığını ben aldım, baba...'' Göz yaşlarım dökülüyordu... Ve içimde bir boş oda vardı bir daha asla dolmayacak bir oda; BABAMDI O ODA.Gün batıyordu. Ben, babamın mezarından çıktıktan sonra, İstanbul'un sessiz bir köşesinde yürüyordum. Üzerimde sade bir siyah elbise vardı, gözlerim ise donuktu dolu ama akmayan gözyaşların gibi.Tam Galata Köprüsü'nün kenarında durdum. Denize baktım. Hiç bir şey konuşamıyordum. Ama o an... bir ses geldi. ''TIK.''Bir fotoğraf makinesi. Hemen, başımı çevirdim köprünün bir kaç adım ötesinde bir adam... koyu giyimli, sessiz, yüzü gölgede ama gözleri net. Bir anlık utangaçlığıyla kamerasını indirip özür diledi; '' Bakmak istedim... Çünki acınızı gördüm. Ama izin almadan yakaladım. Affedin.''ben hiç bir şey söylemedim. Ama gözlerim onun gözlerine takıldı ilk defa... bir yabancının gözlerinde kendi iç boşluğumu gördüm.ve sordum;''Fotoğrafınızda çıkmak istemiyorum... Ama bilmek istiyorum. Neyi gördünüz bende?'' dedim fotoğrafçı duraksadı sonra cevap verdi '' Bir vedanın içinde kalmış ama hala gitmemiş birini...'' dediyi an duraksadım çok mu belli oluyordu olucaktı zatən ben babamı... babamı kaybetdim.
Bölüm 1
Sen geldiğinde her şey sustu.
Bölüm sonu
3 yorum
Bayıldım!!!
Hadi bismillah
Güzel bir başlangıç olmuşş daha okunaklı olması için paragraflar arası boşluk koyarsan harika olur 🎀❤️


