İçeriğe geç

Sonsuzluğa Söz Vermeden

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Sonsuzluğa Söz Vermeden

Bölüm 5

ACHERON'UN ÇAĞRISI

​Sisin içinden süzülen o siyah karaltı, bir kayıktan ziyade suyun üzerinde yürüyen devasa bir tabutu andırıyordu. Acheron’un o zift karası, ağır suları üzerinde hiç iz bırakmadan ilerliyordu. Kayığın ucunda duran siluet, Kharon, elindeki uzun küreği nehrin dibindeki ruhların üzerine saplarcasına vuruyordu.

​Kayık kıyıya yanaştığında, yayılan soğukluk kemiklerimi sızlattı. Kharon’un yüzü, binlerce yıllık tozun ve unutulmuşluğun altında kalmış bir heykel gibiydi; gözleri ise sönmeye yüz tutmuş bir çift köz gibi parlıyordu. Bakışları önce Lysander’a, sonra doğrudan benim boşalmış ruhuma saplandı.

​"Bir canlı," diye fısıldadı Kharon. Sesi, birbirine sürtünen kuru kemiklerin gıcırtısını andırıyordu. "Ve yanında... bir Gardiyan. Bu geçişin bedeli ağır olur, küçük savaşçı."

​Lysander, bir adım öne çıkarak gölgesini üzerime düşürdü. Zırhındaki yılanlar, Kharon’un varlığıyla sanki daha da hiddetle kıvranmaya başlamıştı. Altın gözleri, kayıkçının köz gözleriyle çarpıştı.

​"O, bedelini Kapı’da bıraktı," dedi Lysander. Sesi, Acheron’un uğultusunu bastıran bir otoriteyle yankılandı. "Neşesini feda etti. Bu, senin o paslı sikkelerinden çok daha değerlidir."

​Kharon, uzun bir süre sessiz kaldı, sonra eğilerek geçmemiz için yolu açtı. Kayığa bindiğimde, ayaklarımın altındaki tahtaların canlıymışçasına titrediğini hissettim. Lysander yanıma oturdu; omuzları benimkine değecek kadar yakındı ama aramızda aşılmaz bir uçurum vardı.

​Nehrin ortasına ulaştığımızda, o hıçkırıklı uğultu dayanılmaz bir noktaya geldi. Bu sadece bir ses değildi; zihnimin içine sızan, oradaki boşluğu doldurmaya çalışan zehirli bir hatıra seliydi.

​"Aşağıya bakma, Lyra," diye uyardı Lysander. Sesi her zamankinden daha kısık, neredeyse bir fısıltı gibiydi. "Nehir, senden çalınanları değil, senin feda ettiğin o kızı sana göstermek için can atıyor."

​Ama nefsime hakim olamadım. Bakışlarım, kayığın kenarından o kapkara suya kaydı. Suyun içinde, akıntıyla sürüklenen binlerce solgun elin arasında kendimi gördüm.

​Aethel’deki o neşeli kızı... Saçlarında çiçekler olan, babasının dizinin dibinde şarkı söyleyen, gözleri umutla parlayan o eski Lyra’yı. Su altındaki yansıması bana elini uzatıyordu. Yüzünde, o an feda ettiğim o inatçı, parlak gülümseme vardı.

​"Gel," diye fısıldıyordu yansıma. "Neşeni geri al. İntikamın sonu sadece daha fazla karanlıktır. Geri dön, Lyra. Ben buradayım."

​İçimdeki o devasa boşluk, bu çağrıyla birlikte zonklamaya başladı. O kıza dokunmak, o sıcaklığı yeniden hissetmek için bir anlığına nehrin içine çekildiğimi hissettim. Vücudum kayığın kenarına doğru meylederken, parmak uçlarım o soğuk ve yapışkan suya değmek üzereydi.

​Tam o anda, omzumda demir gibi sert ve yakıcı bir sıcaklık hissettim. Lysander, devasa eliyle beni geri çekti. Sırtım, onun zırhındaki o soğuk metal motiflere sertçe çarptı. O kadar yakındı ki, alnına düşen o siyah saç tutamının yüzüme değdiğini hissettim.

​"Bana bak!" diye gürledi.

​Başımı kaldırıp ona baktığımda, o altın rengi gözlerin içinde saf bir dehşet ve öfke gördüm. Ama bu öfke bana değil, beni yutmaya çalışan o nehreydi. Elleri omuzlarımı öyle sıkı kavrıyordu ki, zırhının metal kısımları tenime batıyordu.

​"O kız artık yok," dedi, dişlerinin arasından tıslayarak. "Eğer o yansımaya kapılırsan, Acheron’un bir parçası olursun. Sadece bir gölge, sonsuza dek hıçkıran bir gölge! Bunu mu istiyorsun?"

​Gözlerindeki o yakıcı altın alevlere kilitlendim. O an, Lysander’ın neden bir gardiyan olduğunu anladım. O sadece kapıları değil, kaybolmaya meyilli ruhları da korumak için oradaydı, kendisi kaybolmuş olsa bile. İçimdeki o boşluk, onun bu sert müdahalesiyle yeniden buz tuttu.

​"Bırak beni," dedim, sesim titremeyerek. "Geçti. Ben iyiyim."

​Lysander ellerini hemen çekti, sanki tenime dokunmak onu da yakmış gibiydi. Bakışlarını benden kaçırıp nehrin ilerisindeki karanlığa dikti. Ama omuzlarındaki o ruh yüzleri, hala bana bakıp ağlıyor gibiydi.

​"Neredeyse geliyoruz," dedi, sesi yeniden o sarsılmaz, mermer kıvamına dönmüştü. "Karşı kıyı, Asphodel Tarlaları. Orada hatıralar ölür, Lyra. Hazır ol."

​Kayık, karanlık bir kıyıya çarparak durduğunda, arkamda bıraktığım o neşeli yansımanın çığlıklarını hala duyabiliyordum. Ama önümdeki Lysander’ın o geniş, dertli sırtı, artık benim için tek gerçekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.