Bölüm 2
(1. Kısım)
Belki de bazı şeyleri kabullenmenin vaktidir…
10 yıl önce
“Anne acaba prensesler gerçek midir?”
“Sen prenses değil misin?”
“Öyle miyim anne “
“Tabi ki öylesin kızım hemde kendi masalının prensesisin”
Kız o an düşündü o bir masaldaydı hemde kendisinin masalıydı her şey çok toz pembeydi bu onun dünyasıydı
Cıvıl cıvıl bir prensesti hayalleri olan herkesin neşesine hayran kaldığı bir prenses…
Tozpembe masalında sadece iyiler vardı neşe vardı hayaller vardı masallar mutlu sonlar vardı
birgün son kez küçük kız olarak evden çıktı ve birdaha o küçük kız olamadı
Günümüz
Küçüklüğümü hatırlıyorum çok neşeliydim çok mutluydum kötülük nedir bilmezdim hayallerim vardı ve mutlu sonlara inanırdım şimdiyse öyle biri hiç varolmamış gibi
Annemi hatırlıyorum ben küçükken çok mutluydu birlikte çok eğlenirdik o zamanlar benim kahramanımdı sanki süper güçleri vardı az bişey üzülsem hemen anlardı birlikte hallederdik her şeyi en yakın arkadaşımdı o benim
Sonra o olay oldu ve annem bidaha o hatırladığım kadın olamadı
Hayat ona acımadı büyüdükçe annemi anladım ama annem o günden sonra beni hiç anlayamadı ona sesimi duyurmak çok istedim çok bağırmak istedim ağlamak istedim ama hep sustum ben sustukça içimdekiler büyüdü tüm benliğimi ele geçerdi ve ben büyüdüm
“Anne Türkçeden 90 almışım”
“ Başka kimler öyle almış”
“Bilmiyorum anne”
“Bana yalan söyleme”
“Bunu zor mu yaptın git gözüm görmesin seni sana döktüğünüz paraya yazık”
Bu onunla hatırladığım en normal diyaloğumuzdu artık Annemle diyaloglarımız çok kötü bi hal almaya başlamıştı sinirini benden çıkarıyordu onu anlıyordum sadece bunun sorumlusu ben değildim ki daha küçücüktüm
Sanki masalımdaki süper kahraman gitmişti yerine kötü bir cadı gelmişti
Bazen annemi tanıyamıyordum onunda beni tanıdığı tartışılırdı zaten
Yıllar geçti zaman her şeyin üstünü kapattı
“Anneanne annem artık kötü biri mi “
“O nereden çıktı küçük yıldızım”
“Artık onu kahramanım olarak hissetmiyorum hem bana annem kendi masalımın prensesi olduğumu söylemişti ama prensesler üzgün olmaz ki masallarda kötüler olmaz ki”
“Annen sadece artık yorgun küçük yıldızım kahramanlarda yorulur”
İlk o zaman anlamıştım hiçbir şeyin artık aynı olmayacağını
Annemle dışarı çıkmıştık hava bugün çok güzeldi anne kız günü yapmaya karar vermiştik
“Eflal bu nasıl” yüzünde bir gülümseme vardı eskisi gibi
“Çok güzelmiş anne”
Annemi çok seviyordum ama anne olarak değil ikisi farklı şeylerdi. Zamanla en büyük korkum annem gibi olmak istememem olmuştu.
İşlerimizi halledip eve dönüyorduk hava kararmıştı yıldızlar çok güzel parlıyorlardı.
“Anne yıldızlar çok güzel değiller mi”
“Evet sanki her şeye inat parlıyorlar”
“Anne olur da gidersem hep yıldızlara bak senin için hep parlayacağım”
“O nasıl laf kızım duymamış olayım”
O gün içimde bi his oluşmuştu sanki kısa sürem varmış gibi ve bu benim anneme vedamdı fark etmeden.
Bazı insanlar fark ederdi sonlarının yaklaştığını bilirlerdi bende kendi sonumun nasıl biteceğini içten içe hep biliyodum.
(2. Kısım)
Her yara kabuk bağlar bunu önleyemeyiz izleri de kalır çaresi yoktur. O izi gördükçe sadece hatırlarız hissedemeyiz çünkü çoktan kabuk kopmuştur.
6 yıl önce
Kız okuldan eve gelmişti, ev her zamankinden fazla sessizdi babası evde değildi. annesinin yanına gitti ama annesi farklıydı birkaç saatte sanki hayatı değişmişti. annesine babasını sordu, cevap alamadı. Sonra bir cümle duydu
“Baban bizi terk etti Eflal” kız duyduğuna inanamamıştı babası onları çok severdi bu nasıl mümkün olabilirdi çok mutlulardı babası eflali bırakamazdı ki krallar masallarını bırakamazdı kız öylece saatlerce kaldı ağlayamıyordu bir şey hissedemiyordu tek bildiği artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Artık annesi her ne kadar eskisi gibi olmasada yaraları kabuk bağlamıştı. Zaten babası 2 yıl sonra dönmüştü. Ama artık kız büyümüştü babasına kırgındı yıllarca kendini sorumlu tutmuştu bundan. Anlayamamıştı bazı şeyleri
Babasına o olay günü son kez sarılmıştı vidana hiç sarılmamıştı yapamıyordu içinden gelmiyordu Ama babası kendini affettirmeye çalışıyordu en çok da bu kızı üzüyordu
“Baba gelecekte aynı senin gibi prens bulucam”
“Mavişim o günü sabırsızlıkla bekleyeceğim”
“Bana bir masal anlatır mısın baba”
“Tabi ki”
“Bir kelebek varmış hayali hep ateşi görmekmiş. Onun o sıcaklığı, renkleri onu cezbetmiş. Ama ateşin onu kül edeceğinden habersizmiş. Bir gün ateşe yaklaşmış sonra daha da daha da ve en sonunda kül olmuş. Ama hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olmuş çünkü sonunda kül olsa bile bunu yapmasaydı ömrünün sonuna kadar pişmanlık duyardı.”
“Ne olursa olsun hayallerinden vazgeçme mavişim”
“Senin için söz babacım”
Yıllar önce babama bir söz vermiştim ama tutamadım. Babam da bunu hiç bilmedi. Babamın anlattığı masalı hatırlıyorum acaba o da hatırlıyor mudur
Babamla ilişkimiz o kadar güzeldi ki birbirimiz olmadan adım bile atamazdık babam benim için mükemmelliğin vücut bulmuş haliydi onunla çok eğlenirdim
Şimdi ise varlığıyla yokluğu bir benim için. Belki de alıştım kim bilir
En azından babamın döndüğünden beri annem çok sinirli değil ama her şey
değişti geçmiş dışında…
Olaydan bir gün önce
Babamla balkonda oturuyorduk birden sohbet etmeye başladık önümüzden bir kelebek geçti
“Eflal hatırlıyor musun sana anlattığım masalı”
“Evet baba hatırlıyorum”
“O zamanlar o kelebek gibiydin şimdi ise hayallerinden vazgeçmişsin”
“Uzun zaman oldu baba sana verdiğim sözü tutamadım”
“Seni o kadar çok beklemiştim ki baba büyümek istememe rağmen büyüdüm bunun için de hayallerimden vazgeçmek zorunda kaldım”
“Özür dilerim kızım”
“Olan oldu özür dilemene gerek yok artık”
“Beni affedebilecek misin”
“Bir gün gidersem baba ve bir kelebek görürsen işte o zaman seni affetmişimdir”
“Kızım gitmek falan ne demek”
Cevap veremedim ve bu da babamla olan son diyaloğumdu
(3. Kısım)
Ölen hayaller
Yıldızlar kayarken dilek tutarlar oysa onlar sonsuzluğa giderler,ölen hayaller için ne yaparlar
Küçük kızın o kadar çok hayali vardı ki hepsini bir gün gerçekleştirecekti
Onun dünyasında herkes iyiydi herkes mutluydu masalları vardı annesi kahramanı babasıysa hayalindeki prensiydi büyüyünce hep onlar gibi olmak isterdi
Çok güzel mutlu sonları vardı her gece kendi yıldızına bakardı onunla konuşurdu onun sesini duyduğunu düşünürdü o mutlu olursa yıldızı daha çok parlardı
Birgün
Dünyasına geri dönmek istedi ama tozpembesi gitmiş her yer simsiyah olmuştu sadece enkaz kalmıştı sonra içeri kötülük girmişti mutluluğun yerini öfke kaplamıştı masalların olmadığını anladı küçük kız o anda annesi yalan söylemişti masallar gerçek değildi masmavi gözleri son kez parladı küçük kızın
Daha sonra mutsuz sonları öğrendi tüm bunlara rağmen hayalleri kalmıştı elinde
Onları da veremezdi eğer onlar da giderse büyürdü ama o büyümeyi hiç böyle düşünmemişti.
Ve hayallerinden vazgeçmek zorunda kaldı. içinde bir şeyler yıkıldı bidaha eskisi gibi gülmedi, gözlerinin içi parlamadı iyi olan hiçbir şeye birdaha inanmadı.
Gökyüzüne bakmaya devam etti fakat artık yıldızını göremiyordu ölen hayalleriyle birlikte yıldızı da mı ölmüştü yoksa artık parlamıyor muydu küçük kız bidaha gökyüzünede bakmadı
İlk tozpembe dünyası siyaha boyandı sonra hayalleri öldü ve o büyüdü
Geriye tek cümle kaldı
Yıldızının kaymasına izin verme içindeki küçük kız için…