
Çok değişirsem,
İnsanlar beni sever sandım,
Tarzımı değiştirdim,
Saçımı değiştirdim,
Makyaj yapmaya başladım,
Eski beni öldürdüm,
Mezarına papatyalar diktim,
Yaşadıkları onu,
Acıtmaya devam etmesin diye,
Yıllar geçti,
Giden gitti, kalan kaldı hayatımda,
Eski benin mezarına gitmeye devam ettim,
Hatırladım eski beni,
Çok mutluydu,
Şimdiyse bir enkazdım,
Ben buna dönüşmüştüm,
Artık geri dönüşü olmamak üzere…
Kendini kaybetmekten korkma , hayallerini kaybetmekten kork ve en önemlisi vazgeçmekten kork.
Olay günü
Herkes bir kızın kendisini uçurumdan attığı hakkında konuşuyordu. Herkesin aklında deli sorular vardı. Oysa o kızın bir derdi yoktu. Mutlu görünüyordu. Aslında sorun da buydu.
Ailesi, arkadaşları nedenini anlayamıyorlardı. Annesi üzüntüden bayılmıştı. Arkadaşları inanamıyordu daha sabah görüşmüşlerdi. Onu en son gören kişi Barkının ağlamaktan gözleri şişmiş, kimseyle konuşmuyordu.
Tüm bunları görse acaba yine de yapar mıydı.
Yıldızın düşüşü
“Anne ben biraz daha uyuyup dışarı çıkacağım.” gücüm tek bunu demeye yetti. “Senin yorgun olmadığın gün yok Eflal her saat uykun var.” Annem haklıydı. Kendimi hep yorgun hissediyordum. Ne kadar uyursam uyuyayım sanki yetmiyordu. Bana sanki sonsuzluk uykusu lazımdı.
Evden çıkmıştım. Kızlarla buluşma yerine geldiğimde maya sanki yıllardır beni görmemiş gibi öpücüklere boğdu. Tabi kızmayı da ihmal etmedi ama haklıydı baya geç kalmıştım. "Maya bıraksana kızı sanki yıllardır görmüyorsun" Deren hep mayadan daha ciddi olmuştur. "Eflal nasılsın nasıl gidiyor" klasik konuşmalardı. "Asıl sana sormalı deren üniversite nasıl" liseden mezun olalı bir yıl olmuştu hepimiz üniversiteye gidiyorduk ama deren en çalışkanımızdı köyünden bu soru tam onluktu.
"Hiç sorma ya"
"Noldu be "
"Maya kızın sözünü kesmesene"
"Tamam ya sustum"
"Hiç hayal kurduğum gibi değilmiş kızlar "
Baya bişiler konuştuk sonra dağıldık. Genelde zaten onlar anlatırdı ben dinlerdim. Bu duruma maya çok kızardı hatta kavga etmişliğimiz bile vardı ama ben böyleydim daha doğrusu böyle olmaya mecbur kalmıştım. Kimseye güvenen biri değilim neşeli biri de değilim hatta tam olarak bir enkazım. Benimle niye arkadaşlar onu bile anlamıyorum. Belki de bana acıyorlardır.
Tam eve girecekken telefonumdan bildirim sesi geldi.
Anonim adlı kullanıcıdan:
TAM BİR PİSLİKSİN SENİ KİMSE SEVMİYOR KIZIM ANLAMIYOR MUSUN KABULLEN ARTIK HERKES SENDEN KAÇIYOR BU DÜNYAYA GELMİŞ BİR ÇÖPSÜN SADECE ÇEVRENDEKİLER DE BIKTI SENDEN
Son cümleyi okuduğum gibi eve girmek yerine sokağa çıktım dizlerime çöküp doya doya ağladım eve gidip anneme hesap da vermek istemiyordum.
Bu hesap her kiminse haklıydı ama ben doğmak istememiştim ki. Ben kime ne yaptım da herkes benden nefret ediyordu anlayamıyordum. Ama alışmıştım insan her şeye alışıyor istemesede.
Eve girip odama kapattım kendimi saatlerce düşündüm ve sonunda bir karar verdim belki düşüncesizce bir karar gibi gelecek herkese ama ben bu karar için yıllarımı vermiştim.
Son bakış
Kız kararını uygulamak üzere evden çıktı. Son kez baktı evine uzun uzun ve bir daha dönmemek üzere çıktı. Sokak boyunca sadece yürüdü artık bir şey düşünemiyordu bile ve birden durdu. Gökyüzüne baktı yıldız kaymıştı.
Anneannesinin anlattığı hikaye geldi aklına.
"Anneanne bak yıldız kaydı"
"Evet kızım sana yıldızların hikayesini anlatayım mı "
"Eveett"
"Her birimiz doğduğumuzda bizimle birlikte bir yıldızda doğarmış ve bizimle birlikte onlarda büyürmüş ve biz sonsuzluğa gidince onlarda kayarmış bizimle birlikte"
"Yani biri mi öldü anneanne"
"Sonsuzluğa gitti küçük yıldızım"
Kızın birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı anneannesini çok özlüyordu. kendisi de bugün kayacaktı. Anneannesinin yanına gidecekti.
Yürümeye devam etti ve sadece kendisinin bildiği o yere geldi. Uçurumun kenarından okyanusa bakarken aklına Barkın gelmişti ona hep okyanus gözlüm derdi. Birden bir ses duydu etrafına bakındı ama kimse yoktu burayı ondan başka kimsenin bilmesi imkansızdı. Kız son kez havayı içine çekti ve düşünmeden boşluğa kendini bıraktı.
"Eflal yapma" bir ses duymuştu hızla düşerken hayali sesler duyduğunu düşündü zaten artık çok geçti.
Barkının gözünden
Sokakta düşünceli düşünceli yürüyen Eflali görünce dayanamadım onu takip etmeye başlamıştım birden durmuştu ve yıldızlara baktığını fark ettim. Hep çok severdi onları. Hala değişmemişti. Hemen arkasında olduğum halde beni fark etmemişti. Hızlı hızlı yürürken hızına yetişemedim birden uçurum olan birlere geldik. Burada ne yapabilirdi diye düşünürken onu gördüm.
Kemdin bırakmıştı. Benim eflalim gözlerimin önünde kendini bırakmıştı.
"Eflal yapma" beni duymadı ya da duydu bilmiyorum. Bunu nasıl yaptı nasıl anlayamadım nasıl durduramadım onu.
Barkın ağlamaya başlamıştı sanki her şey bir kabustu Eflal gelip onu uyandıracaktı bir kaç saat öylece bekledi polisler ve ambulans gelene kadar.
Kız sedyeye alınmıştı her yeri ıslaktı gözleri yarı açık yarı kapalıydı her yerinde kan vardı. Ve bir ses duyuldu. Hastayı kaybettik.
Barkın gökyüzüne baktı ve bir yıldızın kaydığını gördü. Eflal artık sonsuzluğa karışmıştı.
Eflalin gözünden
Acaba ölüm nasıl birşeydi bunu hep merak etmiştim. Bazen kendi kendime düşünürdüm. Artık biliyorum.
Canımın çok acıdığını hissettim başımdan akan sıcak kanları tuzlu suyu hissettim. Sedyeye kaldırıldığımı hatırlıyorum. Birde Barkın bana bağıran Barkın mıydı. Çok kötü bir haldeydi benim için mi bu haldeydi. Oysa o terk etmişti beni şimdi neden böyle olmuştu.Gözlerimden yaşlar geldiğini fark ettim sahi ölüler ağlayabilir miydi Her yer karanlık olmaya başladı ve en son bir ses duydum hastayı kaybettik.
Ölmüştüm ölüm karanlıktı soğuktu birden bir ışık parlamaya başladı
Küçüklüğümü gördüm annemi babamı mutlu olduğum zamanları, sonra onu gördüm onunlayken neşemin olduğunu gördüm gözlerimin mavisinin ne kadar canlı olduğunu gördüm, maya ve dereni gördüm hepsi film şeridi gibi geçti önümden ve yerini tekrardan karanlık aldı. Benim için artık gitme vakti gelmişti. Bende sonsuzluğa doğru yola çıktım arkamda bıraktığım enkazla birlikte.
Barkın kızın cesedine bakıyordu her yeri kandı okyanus gözleri parlamıyordu bedeni buz gibiydi çok mu üşüyordu acaba canı çok acımış mıydı önceden upuzun olan şimdiyse küt olan saçlarına baktı Bunu bile yeni fark etmişti o an kendinden nefret etti. Son kez kokusunu içine çekti kızın. Her şeye rağmen hala şeker gibi kokuyordu. İlk o kızı terk etmişti ama böyle olacağını bilseydi asla bırakmazdı ki onu. Şimdiyse kız onu sonsuzadek terk etmişti.
Okyanusa benzettiği o gözleri artık gökyüzündeydi.
Son bir cümle döküldü dudaklarından,
"Uyansana yıldızım, geç kaldık."