İçeriğe geç

Sonsuza Kadar Evet

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Sonsuza Kadar Evet

Bölüm 3

Bölüm 3

Okulun ilk dört ayı çoktan bitmişti. Seda birkaç arkadaş daha edinmişti. Onun dışında her şey sıradan gidiyordu ta ki telefonu tamir olduktan sonra gelen o e-postayı görene kadar. Cuma gecesi olacak kızlar pijama partisinin davetiyesini gördü. Genelde hiç böyle şeylere katılmazdı. Katıldığı tek pijama partisi kuzeni Seçil ile yaptıklarıydı. Hemen salona gitti ve örgü yapan annesine seslendi. "Anne, kızlar beni pijama partisine çağırıyor!" "Hangi kızlar?" diye sordu annesi cevap olarak. "Okulda yeni tanıştığım kızlar. Gidebilir miyim cuma gecesi olacak? Lütfen." dedi yalvarır gibi bir ses ile. Annesi "Peki olur." dedi. Sedanın gözleri heyecanla parladı ve ışık hızıyla odasına doğru koştu. Tam o sırada abisi kapıdan girdi. Seda'nın heyecanını gören abisi "Neler oluyor burada? Ne bu heyecan?" dedi alaycı bir ses ile. Seda abisine cevap bile vermeden odasına girdi ve siyah deri spor çantasına benzeyen çok gözlü ve içerisine her şeyi alan çantasını kaptı. İçerisine eşyalarını doldurmaya başladı; önce okuma kitabını koydu, sonra en sevdiği saten, siyah ve beyaz renkte çizgili, kolları ve bacakları uzun, üstü gömlek gibi düğmeli pijamasını koydu. Pijaması ile takım olan göz bandını koymayı da ihmal etmedi. Ardından sonraki sabah giyeceği yeşil kazağını, mavi dar, İspanyol paçalı kotunu koydu. Başka ne koyacağını düşünürken aklına makyaj çantası geldi. Gardırobundaki makyaj çantasını çıkardı ancak çok küçük olduğunu fark etti. Düşünürken aklına ablasının papatya desenli beyaz makyaj çantası geldi. Odanın bir kenarında duran kolilerden birini açtı ve içerisindeki birkaç şeyi döktü. O kolide olmadığını fark etti. Birkaç koliyi daha boşalttıktan sonra umutsuzluğa kapıldı. Üzgün bir şekilde tam pes edecekken kolinin en dibindeki makyaj çantasını gördü ve bir çırpıda çantayı aldı. İçerisine diş fırçasını, dudak nemlendiricisini, rujunu ve takılarını koydu. Tam onu da çantaya yerleştirip hazır olduğunu düşündüğünde aklına geldi. En önemli şeyi unutmuştu. Hızlıca çalışma masasının ince küçük çekmecesini açtı ve dijital kamerasını çıkarttı. Çantanın öndeki küçük gözünü açtı ve kamerasını yerleştirdi. Hazırdı.

Akşam saat 20:30'a geldiğinde abisinin arabasına bindi ve yola koyuldular. Arkadaşının evine vardılar. Arkadaşının evi Nişantaşı'nda ara bir sokaktaydı. Abisi ile vedalaştı ve binaya girip dar merdivenin basamaklarından çıkmaya başladı. Evinin önüne geldiğinde kapıyı tıklattı. Arkadaşı sanki kapının önünde bekliyormuş gibi hızlıca kapıyı açtı. Arkadaşı Serap, mini, ince askılı toz pembe bir elbise giymişti. Heyecan ile "İçeri gel" dedi. İçeri girdiğinde neredeyse bütün herkes gelmişti. Sevgi ve Rüya beyaz kanepede oturuyorlardı. Aslı ve Nur camın önündeki iki tane tek kişilik koltuğa oturmuş hafif hafif kaybolmaya başlayan güneşi izliyorlardı. Bir tek Mısra gelmemişti. Serap " Mısra da yoldaymış birazdan gelir. Otursana keyfine bak ailem 1 haftalık tatile çıktılar bu yüzden bu gün ev bizim!" dedi ve eliyle diğer kanepeyi gösterdi. Sevgi sarışın, yeşil gözlü ve çok konuşkan bir kızdı. Yanında oturan Rüya da en az onun kadar konuşkan esmer bir kızdı. Her zamanki gibi konuşmaya dalmışlardı. Seda'nın geldiğini fark etmeleri biraz uzun sürdü ancak farkına vardıkları an koşarak Seda'nın yanına geldiler ve sıkıca sarıldılar. Aslı ve nur da ardından hemen kızların yanına geldiler. Aslı oldukça uzun boylu, ince ve güzel bir kızdı. Kesinlikle manken olabilirdi. Koyu kahve, fön çekilmişçesine dümdüz saçları parıldıyordu. Nur ise Aslı'nın tam zıttı çok kısa boylu bir kızdı. Çok uzun olmamasına rağmen Seda bile onunla konuşurken biraz eğiliyordu. Yüzü biraz sivilceliydi. Kalın kenarlı bir gözlüğü vardı, diş teli takıyordu. Bu betimlemeler her ne kadar aksini gösterse de garip bir şekilde kendine has güzelliği vardı. Kızlar konuşur iken kapı çaldı. Mısra gelmişti. Orta boylu, pürüzsüz yüzlü çok açık tenli bu kızda çok güzeldi. Kahverengi ve uzun saçları vardı. Kızlar yaklaşık iki saat boyunca konuştular sonra hepsi pijamalarını giydi. Serap "Yeni bir oyun duydun oynayalım mı?" diye sordu. "Nasıl bir oyun?" diye sordu Mısra meraklı ses tonuyla. "Oyunun adı doğruluk mu cesaretlilik mi" dedi Serap. Nasıl oynanıyor diye sordu Aslı ve Nur bir ağızdan. "Şimdi bir şişe çeviriyoruz. Şişenin kapak kısmının gösterdiği kişi diğer tarafının gösterdiği kişiye "Doğruluk mu cesaretlilik mi?" diye soruyor. Eğer cevaplayan kişi doğruluk der ise en başta soran kişinin soracağı herhangi bir soruya cevap vermek zornunda. Eğer cesaret der ise başta soran kişinin söyleyeceği herhangi bir şeyi yapması gerek. Ne dersiniz oynayalım mı?" Hep bir ağızdan evet diye cevapladılar ve Serap içeriden bir şişe ve bir sürü atıştırmalık getirdi. Oyuna başladılar ve önce Serap şişeyi çevirdi. Kapak kısmı Mısra'ya diğer kısmı ise Seda'ya geldi. Mısra "Doğruluk mu, cesaretlilik mi" diye sordu. Seda doğruluk diye cevapladı. Mısra "Teoman'dan hoşlanıyor musun? diye sordu. Herkes "Oo" dedi. Seda "Nereden çıktı?" dedi. Aslı "Derste görüyoruz hep bir gözün onda. Koridorda önünden geçince yüzün kızarıyor." dedi. Kızlar başıyla onayladı Seda "Tamam kabul yakışıklı ve hoş çocuk." dedi. Kızlar "Kıkırdamaya başladıkları an Seda hızlıca "Ama şimdilik sadece arkadaşım olarak seviyorum. Fazlası değil" dedi. Mısra anlamlı bir şekilde "Öyle olsun" dedi ve şişeyi çevirdi. Serap'a sorma sırası Seda'ya gelmişti. Serap hızlıca cesaret dedi. Seda ve oradaki bütün kızlar Serap'ın Can denen o sarışın mavi gözlü uzun boylu çocuktan hoşlandığını biliyordu. Seda da "Can'ı ara" dedi. Serap "Ne!" dedi. Seda "Ara ve ona duygularını söyle" dedi. Serap "O asla benden hoşlanmaz rezil olduğumla kalırım. "dedi. Seda "Bir kez cesaret dedin Hem kendine biraz güven" dedi. Rüya "Evet" diye katıldı. Nur "Yaparsın! " diye onu cesaretlendirdi. Serap biraz tereddüt etse de "Tamam" dedi. Telefonunu eline aldı ve Canın numarasını tuşladı. Bütün kızlar Serap'ın başına toplandı. Uzunca bir süre telefon çaldı ama sonunda birisi cevap verdi. Telefonu açan sesinden anlaşıldığı kadarıyla yaşlıca bir kadındı "Kimsiniz?" diye sordu. Serap "Merhaba ben Can'ın okuldan arkadaşıyım. İsmim Serap acaba onunla konuşabilir miyim? diye sordu. Kadın "Tabii torunum içerde hemen çağırıyım küçük hanım" dedi. "Sonra Can! Genç bir hanım seninle konuşmak istiyor." dedi Birkaç saniye sonra telefona Can geldi. "Efendim" dedi. Serap "Merhaba Can benim Serap" dedi. "Can neşeli bir ses tonuyla merhaba Serap nasılsın" dedi. Birbirlerinden hoşlandıkları aslında açıkça belliydi ama Serap bunu anlamıyordu. "Serap iyiyim teşekkürler sana bir şey söylemem lazım" dedi. Can elbette dinliyorum" dedi. Serap "Senden çok hoşlanıyorum hatta aşığım" dedi ve hızlıca telefonu kapattı. Kızlar neden kapattın çocuk açıkça senden hoşlanıyor dediler. Serap " üzgünüm o kadar da cesaretli değilim" dedi. Akşamın çok daha geç saatlerine kadar bu oyunu oynadılar. Oyunu oynarken sipariş verdikleri pizzaları da yemişlerdi. Gece tam 12:00'dı. Seda, Rüya, Mısra ve Serap mutfakta pasta yapmaya çalışıyorlardı. Sevgi, Aslı ve Nur ise onları Seda'nın kamerası ile kayda alıyorlardı. Serap tam kremayı hazırlayıp bir poşete koymuş sıkmaya hazırken poşeti biraz fazla sıkmış olmalı ki bir anda patladı. Her yer krema olmuştu. Kızlar en başta birbirlerine sessiz sessiz bakarken aynı anda gülmeye başladılar. Ardından hepsi ellerine bir bez aldı ve etrafı silmeye koyuldular.

Mutfak temizlenmişti. Kızlar yanlarına bir sürü cips ve içecek alıp televizyonun önüne toplandılar. Mısra yeni aldığı korku filmi CD'sini DVD' ye yerleştirdi. (CD bir tür plak ve DVD'de onu oynatan alettir) Film başladı ancak kızlar ilk dakikalarında bile o kadar korktu ki titremeye başladılar. Film yaklaşık 1 buçuk saat sürmüştü. Film bittikten ve kızlar biraz film hakkında konuştuktan sonra kapı çaldı. Mısra bir anda çığlık attı. Diğer kızlar da çok korkmuş birbirlerinin arkalarına saklanıyorlardı. Tek korkmayan Seda'ydı. Böyle şeylerin gerçek olduğuna inanmıyordu. Diğer kızlardan ses çıkmayınca ancak kapı tekrar tekrar çalınınca Seda da biraz ürperdi. Odanın bir kenarında duran vazoyu eline alıp yavaş ve temkinli adımlar ile kapıya doğru ilerledi. Rüya "Yalnız gitmene izin veremem" dedi. Küçük bir dolaptan uzun bir çalı süpürge eline aldı ve Seda ile birlikte kapıya doğru ilerledi. Aslı olanları kayda almak üzere eline Seda'nın kamerasını aldı. Seda kapı deliğinden baktı. Kapıda siyah kapüşonlu, uzun boylu fizik yapısına göre büyük ihtimalle erkek, iri yarı, yüzü gözükmeyen biri duruyordu. Seda "Kimsiniz?" dedi. Adam çok kalın olmayan bir ses ile...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.