Bu sabah kendimi çok farklı hissediyordum. Her zaman geceleri uyuyamadığım için genelde çok yorgun olurdum, ama bu gün kendimi gayet enerjik hissediyordum. Yine o nefret ettiğim okula gidecektim. Aslında beni okuldan nefret ettiren şey öğretmenler veya o saçma kurallar değildi. Kurallara saçma diyorum çünkü, biz bu kadar kısıtlamaları gerekmiyor ne de olsa biz de bir insanız. Yani bu benim görüş açım ama tabi yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Beni okuldan bu kadar çok nefret ettiren şey, arkadaşlarımdı hiç bir zaman anlaşamadığım ve hep bir tartışma ve bir kavga içerisinde olduğum arkadaşlarım. Benden nefret etmelerinin tek nedeni yıllar önce babamın işlediği bir suçtu. Fakat bunun bedelini ben ödememeliydim. Zaten babam gerken bedeli bence fazlasıyla ödemişti. Şu hayatta en neferk ettiğim şeylerden birdir, başkalarının hatalarını bedelini benim ödemek zorunda kalmam.
Ama elimden bir şey gelmiyordu. O okula gitmem gerekiyordu çünkü benim hayallerim vardı. Bir hedefi ve hayali olan herkes o hedeflerini ve hayallerini gerçekleştirmek ister. Ve ben hiç bir zaman pes etmediğim gibi şimdi de pesetmiyecektim. O arkadaşlarıma rağmen.
Hemen hazırlanmaya başladım. Önce formamı giymeliydim. Önce koyu lacivert keten bir pantolon ve üstüne de turuncu gri olan formamı giydim ttişötü pantolonun içine geçirdim. Böyle daha iyi görünüyordu. Ardından saçımı yukarıdan topladıktan sonra hemen çantamı hazırlayıp bir kaç bakım ürünü kullandıktan sonra okul servisini kaçırıcağımı fark ettim. "Olamaz! Kahvaltı yapamadım" benim için günün en önemli öğünü kahvaltıydı. "Umarım okulda açlıktan bayılmam." Normalde yemekle aram pek yoku. Ama kahvaltı yapmazsam olmuyordu işte. Neyse hemen çantamı aldım ve ayakkabımı giyip koşarak evden çıktım. Tam zamanında yetişmiştim. Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirdim. Hemen okul servisine bindim ve okula gitmek üzere yola çıktık.
Genelde geceleri uyuyamadığım için kitap okurdum. Veya film izelerdim. Bu arada sanırım evde ablamla kaldığımı söylemeyi unuttum. Evet annem ve babam yoktu sadece ablam vardı. Bu hayatta bana değer verdiğini düşündüğüm nadir kişilerden biydi ablam. Ve bana çok yardımcı oluyordu.
Tıpkı annem hayattayken olduğu gibi. Ben o zamanlar yeni doğmuşum. Ve annamle babam sık sık kavga ediyorlarmış. Kavga nedenleri ise annemin bizim daha iyi bir yerde yaşamımız istemesi. Fakat babamın annemin isteklerini gerçekleştirecek kadar durumu yoktu. İki farklı işte çalışıyormuş. Ve bu durum onun çok yorulmasına ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olmuş. Annem ise kendisinin de çalışmak istediğini söylemiş. Babamda buna izin vermediği zamanlarda daha çok kavga etmeye başlamışlar. Ve bu durum da ilerlemiş. En sonunda annem babama boşanma davası açmış. Ve bu duruma daha çok sinirlenen babam bir gün eve sarhoş gelmiş o gün yaptıkları kavgada annemi iki yerinden bıçaklamış. Aynı gün, işlediği cinayet sonucu kaçmaya çalışan babam başka bir çocuğu araba ile ezmiş. Ve çocuk hayatını kaybetmiş. Bu olanlardan sonra komşular polis ve ambulansı aramış. Annemi hemen hastaneye götürürlerken bana ve ablama komşular sahip çıkmış. Ve babam müebbet hapis cezası yerken. Annem ise o gece hayatını kaybetmiş... Ablamın anlattığı kadarıyla bu kadarını biliyordum.
Benim yanımdan hiç bir zaman ayrılmayan ablam banden üç yaş büyüktü. Ve o gece annemin öldüğü gecenin ardından ablam benim asla uyumadığımı söyledi. Fakat bu nasıl olurdu o zamanlar daha çok küçüktüm ve olanların farkında bile değildim. Bunu, ben sekiz yaşına gelince beni götürdükleri doktorlar da anlamamıştı. Ben mi anlayacktım?
Şimdiki zaman:
Ve okula gelmiştim. Hızlıca servisten indim ve hemen okula doğru yol aldım. Yine sınıftakiler bana nefretle bakıyordu ben ise onların inadına sırıtarak okula geçtim.
