İçeriğe geç

Sonsuz kan

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Sonsuz kan

Bölüm 3

Miranın iç dünyası

Mira odasında, yatağın kenarında oturuyordu. Saat gece 03:17’ydi. Oda zifiri karanlıktı, sadece pencereden sızan sokak lambasının soluk ışığı yüzünün yarısını aydınlatıyordu. Ellerini kucağında kenetlemişti. Tırnakları avuç içlerine batıyordu ama acıyı hissetmiyordu. Ya da hissetmek istemiyordu.İçinde derin bir boşluk vardı. Eskiden bu boşluk huzur verirdi ona. Sakin, temiz, sessiz bir boşluk. Kimse giremezdi. Kimse incitemezdi. Ama Aras geldikten sonra o boşluk ilk kez çatlamıştı.

İçindeki Sesler:“Onunla gülüyordun Mira… Gerçekten gülüyordun. Aptal.”“Kalbin hızlı atıyordu. Hatırlıyor musun? O sarışın aptal sana ‘güzel’ dediğinde yüzün ısınmıştı. Bu iğrençti.”“Acı çekiyorsun şimdi. Bu da yeni bir duygu. Hoşuna gitti mi?”Mira gözlerini kapattı. Aras’ın gülümsemesini gördü. O aptalca, saf, sıcak gülümsemeyi. Elini tutuşunu. “Sen farklısın Mira,” demişti. “Sanki dünyadan kopuk gibisin… ama ben seni buraya çekmek istiyorum.”Bir an için inanmıştı. Bir an için “belki ben de normal olabilirim” diye düşünmüştü.Şimdi o anı hatırlayınca midesi bulanıyordu. Kaan’ın telin ucunu sıkarkenki sakin yüzü geldi gözünün önüne. Kardeşi ona bakıp “Hoş geldin geri” dediğinde, içinde bir şey koptu. Sanki biri son kalan duygusal bağını makasla kesmişti.

Gerçek Mira:Mira aslında çok zekiydi. Soğuk zekâlı. İnsanları okumakta ustaydı. Aras’ı da okumuştu. Onun iyi biri olduğunu biliyordu. Tam da bu yüzden tehlikeliydi. Çünkü iyi insanlar insanı yumuşatır, zayıflatır, öldürürdü.Bazen geceleri kendi kendine soruyordu:“Ya annem ve babam yanılıyorsa?
Ya duygular insanı öldürmüyorsa da… bizi insan yapıyorsa?”Ama bu soruyu sorduğu anda babasının ilk cinayet gecesinden bahsederkenki sesi kulaklarında çınlıyordu:
“Duygu lüksümüz yok bizim. Duygu, avcıyı av yapar.”Mira aynaya baktı. Kendi buz mavisi gözlerine. Eskiden bu gözlerde hiçbir şey yoktu. Şimdi dipte küçük, titrek bir acı parçası duruyordu. Onu söndürmek istiyordu. Çünkü acı, Aras’ın hatırasını canlı tutuyordu.

Bazen rüyasında Aras’ı görüyordu. Sarışın saçları, gülen gözleri. Rüyada ona “Neden izin verdin?” diye soruyordu. Mira cevap veremiyordu. Çünkü cevap basitti:Çünkü ben bir katil ailesinin kızıyım.
Çünkü mutluluk bana göre değil.
Çünkü Kaan haklıydı… Mutlu olmaya başlamıştım.Ve bu, affedilemez bir suçtu.Mira yatağa uzandı, tavana bakıyordu. Yüzünde yine o eski, duygusuz maske vardı. Ama içinde, çok derinlerde, küçük bir kız hâlâ ağlıyordu. Kimse duymuyordu o ağlamayı. Kendisi bile.İşte Mira’nın iç dünyası buydu:
Dışarıdan tamamen ölü gibi görünen,
içeride ise kendi duygularıyla savaşan,
hem özgür olmak isteyen hem de zincirlerini koparamayan bir ruh.Ve bu savaş, her geçen gün daha da karanlıklaşıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.