İçeriğe geç

Sonsuz Boyutlu Gücün Uyanışı

Bölüm 9 · 11 dk okuma

Sonsuz Boyutlu Gücün Uyanışı

Bölüm 9

İnsanlığın Gücü | Birlik

Uruma ve ekibi savaşa hazırdı. Özellikle Uruma, ormanlıkta ki kaybı yüzünden, daha hazırdı.

"Siz de kimsiniz?"

Uruma "Asıl bu soruyu ben sormalıyım. Sen kimsin ki, rahat rahat insanlığa saldırabiliyorsun."

"Benim adım Sefiros, O' 'nun kuluyum ve yegane amacım O' 'nun sağ kolu olmak."

Uruma "O'? Kimden bahsediyorsun?"

Sefiros etrafı sarılmadan, ışınlanmaya çalıştı ama çalıştığı gibi büyüsü bozuldu. Görünüşe göre bulundukları bölgedeki yonca, Uruma'nın ekibi gelene dek, büyüler etkinleştiğinde büyünün manasını emen anti büyü tuzağı yapılmış.

Sefiros "Tek bilmen gereken O' geldiğinde, tüm parçalar birleştiğinde her şeyin sonu gelecek."

Uruma dediğinden bir şey anlayamamıştı.

Sefiros bu kadar konuşma yeter dercesine, aniden saldırdı.

Uruma saldırıdan kaçamadı ve yumruğu yediği gibi havadan yere çakıldı.

Uruma "Bu gerçekten acıttı, seni şerefsiz."

Görünüşe göre rakibi çok daha hızlıydı ve bu çok büyük bir avantaj.

Uruma içinden "Hızlı ama vuruşu neredeyse dayanıklılığımla eşit, onu yenmek için hızlı saldırılar yapsam bile kaçınabilir. Başka bir şey düşünmem lazım, onu nasıl yenebiliriz."

Sefiros hayal kırıklığına uğramıştı, önüne gelen her insanı çerez gibi eziyordu. Bu yüzden gücünün yarısını kullanmaya karar verdi.

Uruma'nın ekibi 3 büyücü, 2 şifacı, 5 büyücü silahşör, 1 yardımcı lider ve Uruma'dan ibaret.

Bildiğiniz üzere Elena, büyücü silahşör, Uruma'nın ekibinden ve tabiki bu olaya gelen ekipte Elena'da var.

Sefiros yeniden ekipten Yuan'a saldırdı, saldırısını engellemek için Elena ve Büyücü Helen ile Büyücü Zeus bariyer kurmuştu.

Elena "Düşman hızlı ve güçlü arkadaşlar bu yüzden körü körüne saldırmayın. Kombineli şekilde durursak ve adımımızı ona göre atarsak ne vuruş yeriz ne de vuruş kaçırırız. Birlikte çok daha güçlüyüz."

Bu kelimeler Uruma'ya Tanrı vahyi gibi gelmişti, cidden Elena güzel olduğu kadar zekiydide. Uruma bu düşünce içerisinde ayağa kalktı ve

"Millet eğer birlik olursak ve birbirimizin arkasını korursak galip gelebiliriz. Şifacılar mana çalışmalarınızın meyvesini alma zamanı geldi, siz sürekli olarak bize iyileştirme ve güçlendirme büyüsü yapacaksınız büyücüler ise sürekli olarak gözlerini herkeste tutup saldırıyı hissettiğiniz an en güçlü kalkanınızı kullanacaksınız. Saldıranlar ise hem saldırı hem savunma yapacak ve böyle kazanacağız."

Ekipteki herkes umutla doldu, eminlerdi. Bu savaş zorlu olacak ama birlik ve beraberlik her zaman, düşman ne kadar güçlü olursa olsun, kazandıracak.

Sefiros olaydan memnun gibiydi düşündüğü şey 'Bu haşereler yalnızken güçsüz ama birleşirlerse %50 gücüme denk olabilirler' böylece savaş başladı.

Sefiros hemen şifacıların önünde belirdi, tam vurucaktı araya Elena girdi. Kılıcı ile Sefiros'un vuruşunu engelledi, bu engelleme büyücülerin kılıcın önüne, küçük ama kılıcı kaplayacak kadar olan bariyerlerle, kaplıydı. Bu yüzden Sefiros'un atağını engelleyebildiler.

Bu sırada arkadan Uruma geldi ve dönen tekme attı, bu tekme savrulduğu zaman savurduğu tarafa rüzgar dalgası gitti. Diğer şifacının desteği ile güçlenen tekme Sefiros'u uçurdu, binaya çarptı.

Tabikide hiçbir etkisi olmadı, sadece savurdu. Tozlar içerisinde ayağa kalkan Sefiros umutla doldu, hissettiği duygu çok egoistçe. İnsanları haşere ve oynanacak oyuncak olarak görmekten haz alıyordu. Bu duygularla Uruma'ya saldırdı, yaptığı vuruş boşa kaçtı. Uruma'nın bu saldırıdan kaçabilmesi, büyücülerin açtığı kalkanlar sayesinde. Sefiros kalkanları saliselerle kırdığı için Uruma'ya 4-5 saliselik zaman veriyor ve Uruma buna tepki verebiliyor.

Sefiros vuramadığı için daha çok heyecanlandı, yarı gücüyle bu insancıklar dalga geçiyordu resmen en azından o öyle düşünüyordu. Oysa Uruma ve ekibi tek bir hatayla ölüme hazırlardı.

Sefiros dönerek avucundan alev topu gönderdi. Bu alev topları kullanıcının manasına göre otomatik boyutunu ayarlıyor, çoğu kişi boyutun önemli olduğunu sanıyor ama bu doğru değil.

Tabi Sefiros'un alev topu yarı gücündeyken orta boyutta ama bu alev topunu özel kılan bu değil, özel kılan şey ise Sefiros'un pasif yeteneği.

Sefiros'un pasif yeteneği ;

Sefiros'un pasif yeteneği sürekli olarak aktiftir ve bu yetenek ölüm dışı deaktif edilemez.

Özelliği güçlü kılan şey ise Sefiros ne kadar zorlanır ise kullanabildiği mana miktarı ikiye katlanıyor, yani :

%30 --> 200

%60 --> 800

%90 --> 3200

gibi...

Bu arada mana ile enerjiyi karıştırmamak lazım mana; büyü, fiziksel büyü gibi işlevleri gerçekleştirmeye yarar.

Enerji ise fiziksel işlevleri gerçekleştirir.

Bir önceki bölümde enerji her işte kullanılır diye bir söz geçmişti, tabiki bu doğru. Mana kullanırken bile enerji harcanıyor bu evrende, mana sadece büyüde kullanılırken enerji büyü de dahil her işte kullanılır yani mananız tükenince savaşmaya devam edebilirsiniz ama enerjiniz bittiğinde mananız olsa bile savaşa devam edemezsiniz.

Sefiros dönerek avucundan alev topu gönderdi. Bu alev topunu büyücüler ve şifacılar hemen farketti ve hep bir kalkan açtılar. Birinciyi kırdı... ikinciyi kırdı... derken onuncu da kırıldı ama alev topu boşa gitti, kalkanların verdiği saliselik boşluk Uruma'ya tepki süresi tanıyordu.

Herhangi bir hasar verememesine rağmen Sefiros hala güler yüzlülüğünü koruyordu.

Sefiros "Peki, insanoğlu size biraz daha gücümü göstereceğim.

REII SENSO HYPER SEKAI !!!"

Diye bağırdıktan sonra gücünü %60'a çıkardı.

Sefiros "Mana ile dolduğumu hissediyorum..." verdiği bu acıklı söz ile Uruma'nın arkasında belirdi. O kadar hızlıydı ki bu hız aynı ışınlanmış gibi gözüktü.

Uruma arkasına bakamadan yumruğu yedi ve sadece Elena'nın sayesinde ölümden döndü. Diğer destekçiler bu zamana ayak uyduramadı. Sadece birazcık güçlenmesi ile Uruma'nın ekibini zor duruma soktu.

Elena "Ne kadar daha güçlenebilir? Büyük adaletsizlik."

Sefiros "Adaletsiz bir şey var ise o sizin yaşamanızdır. Tüm insanlık bu adaletsizliğin kendisi, siz adalet hakkında konuşamazsınız."

Elena "Hah, bunu önüne geleni öldüren bir şeytandan duymak, hiç inandırıcı değil."

Sefiros havada süzülüyordu, bu konuşmanın ardından kollarını dik bir şekilde havaya kaldırdı ve hızlıca yere vurdu. Vurmanın etkisiyle 400m kadar ileriye doğru, yer parçalandı.

Bu etkiden kolayca sıyrılan Elena "Siz ki sevdiklerimize zarar verenlersiniz. (Aklında Riko'yu anımsadı.)"

İleri doğru atıldı ve kılıcını alevle kuşatarak savurdu, Sefiros bu atağı tırnağı ile karşıladı. Gülümsedikten sonra dirseği ile Elena'ya dokundu ve dokunduğu gibi şifacıların üstüne uçtu.

Elena Sefiros'u oyalarken Uruma ve büyücüler tek bir saldırı için hazırlık yapmışlardı. Koordineli mana katlamalı buz saçakları saldırısıydı.

Yapılan saldırı destekçilerle birlikte daha yüksek yıkım gücü sağlıyor.

Sefiros kafasını çevirdiğinde saçaklar ona vurmasına milim kalmıştı.

İstenilen olmadı, Sefiros anlık ışınlanma ile sıyrılmış ve bu saldırıyı kopyalayarak ekibe geri yolladı.

Uruma "Hay aksi bir bu eksikti." Hızlıca bunu söyledikten sonra hep bir kalkan açtılar ama nafile bu saldırı hepsine zarar verdi.

Uruma "İşte bu acıttı, seni şerefsiz. İyi misiniz?"

Uruma gördüğü manzara karşısında şok olmuştu, sanırım ekibinde ki yoldaşları ölmüştü...

Sefiros Uruma'nın tepkisinden çok fazla zevk almıştı ve kendini gülmeden edemedi.

Uruma dizüstü çökmüştü, ne yapacağını bilemez şekilde cesetleri bakıyordu o anda ekibinden biri doğruldu.

"Ne oldu böyle? Helen! Helen nerede?! Söylesene Uruma! Her sabah birlikte uyanma sözü verdiğim, eskiden manam yok diye insanların beni dışladığı zamanlar, beni yalnız bırakmayan, sevdiğim kadın nerede?"

Söyledikleri ve söyleyecekleri, Helen'in yere yığılmış vücudu ve ilerlemeyecek geleceği ile kesildi.

"Aman Tanrım, Helen! Sevgilim sakın, sakın beni bırakıp gitme, nolursun..."

Hıçkıra hıçkıra ağlıyorsa sevmiştir benim deli kuğu gönlüm...

-Kuğular: Birbirlerine sevgi gösterisinde bulunurken, boyunlarının aldığı kalp şekliyle bilinen kuğular tek eşlidir. Hatta eşleri öldüğünde üzüntüden ölürler.-

Sefiros baya eğleniyora benziyor. O bundan zevk alırken Elena kendini toparlamış ve çoktan arkasına geçip dönerek tekme atmıştı bile ama nafile bu kadar savaşmasına rağmen bir kazanç yolu göremiyor ve inancını kaybediyordu.

Sefiros "Hala çabalıyor musunuz? Neden savaşıyorsunuz, direk ölsenize. Benim elimden ölmek sizin için şeref olmalı. Hahahahahah."

Elena ikinci dönen tekmeyi savurduğu sıra Sefiros, tekmeyi havada yakaladı. Elini mana ile keskinleştiren bir akım oluşturdu. Bu akım elini keskin bir kılıç yerine koyar.

Tam vuracağı sırada arkasından yüksek düzeyde mana harcanmış alev topu gönderilir. Bu alev topu 15m çapa sahip. Alev topu Sefirosu anlık olarak geri çekilmeye zorlar ve durduğu yerde kimin bu saldırıyı gönderebileceğini düşünür. Arkasını döndüğünde bunun Asami'nin büyüsü olduğunu anlar.

Asami ayağa kalkmış ve oldukça güçlü olan saldırıyı yapmıştır. Özellikle Helen ve olan dramatik olay onu fena kızdırmıştır.

Sefiros hala mutludur.

Elena "Sonunda uyandın prenses. Seni kurtarmaya gelmiştik oysa sen bizi kurtardın. Teşekkür ederim bunu sana borç biliyorum ve borcumu ödeyeceğim."

Asami "Borcunu ödemek istiyorsan, bu şeytanı birlikte yenmeliyiz çünkü Riko bunun yüzünden gözetim altında ve bunun yüzünden insanlar acı çekiyor."

(Asami geçmişi anımsar. Kasabasında aynı Helen ve Zeus'a olan dram gibi yüzlerce dramlar yaşandı ve bunu güç arzusuna rağmen engelleyemedi çünkü güçsüzdü...)

Elena "Sanırım burada hepimiz öleceğiz iki saattir savaşıyoruz, başarılı bir hasar veremedik bunun yanında bize bak, çoğumuz hayatta bile kalamadı."

Asami "Peki bir planın var mı? Yoksa ölmeyi bekleyecek miyiz?"

Asami bunu söylerken ciddi bir bakış attı.

Durum çıkmazdaydı, ekip bitmişti ve Uruma savaşa devam edebilecek durumda değildi. Asami sonunda kendine gelmişti ama Uruma'nın ekibinden herhangi biri zaten Asami'den güçlüydü.

Yani durum Asami gelince hiç değişmedi aksine ekiptekiler öldüğü için daha kötü olmuştu.

Sefiros artık sıkılmaya başlamıştı ve buna bir son vermek için hareket etmeye karar verdi.

Sefiros "Yetti artık bu kadar oynadığımız. Şimdi ciddileşme zamanı."

dediği gibi Elena'nın önünde diz çöker pozisyona geldi ve eliyle bacağını tutup, Elena'yı etrafında iki tur döndürerek fırlattı. Gücünü de eklediği için Elena'nın dayanıklılığı bitti ve bayıldı.

Asami olayın şokunu atlatamadan belinde bir el hissetti. Sefiros Asami'nin belinden tutup, boynuna vurdu.

Asami tekrardan bayıldıktan sonra sırtına attığı gibi, Sefiros hızlıca oradan uzaklaşmaya başladı ve Uruma bu olayı seyretmekten başka bir şey yapamadı.

Koskoca ünlü ve güçlü olarak bilinen ekibin başı, tekrardan yenilmiş ve ekibinin çoğunu kaybetmişti.

Bu ekibe kim güçlü diyebilir...

Yeniden kaybetti...

Sefiros artık ciddi bir surat yapıyordu ama kaçış hızı ftl*1 bile değildi. Hala bu anti-teleport tuzağının etki alanından çıkamamıştı, çıktığı gibi karargahlarına ışınlanacaktı.

Biraz daha ilerledikten sonra ileride bariz bir şekilde mana bariyeri gözüküyordu. Oradan çıktıktan sonra tuzaktan kurtulmuş olacaktı.

Biraz daha ileri...

Biraz daha...

Biraz...

Çok az kalmıştı ki beş bini aşkın alev topu Sefiros'a doğru gönderilmişti.

Sefiros "Mana kalkanı!" tekniği ile kalkan açmayı başardı.

Ne kadar güçlü olsada beş bin hafife alınabilecek bir sayı değil. Havadaki toz bulutu geçtiğinde karşısında sayılamayacak kadar insan duruyordu.

-Muhtemel kişi sayısı 50.000-

"Safları sık tutun."

"Herkes görevine düşeni yapsın."

"Tüm birlikler saldırı emri için bekle!"

Bu insan ordusundan yaklaşan bir görevli vardı sanırım savaşmadan önce teslim oluyor mu diye soracaklar.

"Biz insanoğlu olara-"

Daha cümlesini tamamlamadan hayatını kaybetti. Sefiros eliyle adamı belden üstü kesmişti ve sinirli şekilde

"Siz insanoğlu, düşük yaşam biçimleri ve katiller, beni yenebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?"

Sefiros çok sinirlenmiş olmalı ki

"Uru Fenalya excali %100"

Eğilerek kendini sıktı, tekrar dik durduğunda yukarıdan dik bir ışın geldi. Bu ışın 10 metre çapında, etrafa dalga dalga rüzgar yayıyor.

Şu anda sınırları kırılmış kullandığı mana miktarı %100 kadardır.



Bu şekilde eğilerek alev topunu büyütüyor ve büyüttükçe içindeki atomları eliyle sıkıştırıyordu.

"Emir verildi karşı saldırı yapın!"

O anda yirmi bini aşkın insan koordineli şekilde birbirine mana aktarıyorlardı ve en önde duran sıra on tane devasa büyüklükte alev topu yaptı.

İki tarafında büyüsü bitti ve atıldı.

İnsanlığın attığı toplar iki büyük bina kadardı ve giderken yeri parçalıyordu, Sefiros ise atomları sıkıştırdığı için küçücük gözüküyordu hatta insan saflarında bir kaç kişi alev topu gönderildiği an dalga bile geçti.

İki tarafın gönderdiği büyüler çarpıştığı an etrafı görülmemiş bir sıcaklık sardı. O kadar sıcaktı ki gözle küçücük gözükecek kadar uzakta ki ağaçlar yanmaya ve bir kaç saniye içinde kül olmaya başladı. Etki o kadar büyüktü o kadar büyüktü ki yukarıda olan bulutlar iki büyünün etkisiyle dağılmıştı kısa süreli bu olaydan sonra büyüler büyüyerek olduğu yerde patladı.

İnsanlık bu sırada durmadan 'yargı' denilen Uruma'nın büyüsünü yapmaya başlamışlardı.

Bu büyü aynı Uruma'da olduğu gibi sadece verilen mana miktarı ile çok daha fazla güçlü haldedir.

Etrafta dumanlar kalktığı zaman Sefiros göğe baktı. Tüm krallığı kapsayan büyü çemberi aklına direk geçmişte yaşadığı ölümleri hatırlattı. Bu trajedi onu pasif yeteneği sayesinde çok fazla anlık olarak güçlendirdi.

Kendini siyah-kırmızı karışık aura ile sarmaladı.

Sefiros "Yine olmaz, siz insanoğlu yine canımızı yakamayacaksınız! İzin vermem."

Sefiros'un etrafındaki taşlar ve topraklar havaya kalkmaya başladı.

"Tüm mananızı bu büyüye yöneltin, karşıdaki şeytanda garip bir güç patlaması yaşanıyor, emir budur."

İnsanlık bu sefer hep birlikte mana aktarımı yapar.

İki tarafında büyüleri birbirine gönderir.

Aslında birbirine değil İnsanlık yukarıdan gönderdiği için Sefiros'da yukarıdan gelen büyünün üzerine gönderir.

İki büyü çarpıştığı yerde patlama etkisi yapar. Yukarıda çarpıştıkları yerde yatay şekilde tepki olarak dalga gelir ve bu dalga çarptığı sıradağları delerek yukarıda kalan kısımlarını havaya uçurur.

İki büyüde birbirine baskın gelmeye çalışır ama İnsanlık bu sefer de kazanır. İnsanlığın büyüsü yere geldiği gibi tüm krallık yerle bir olur.

-Sadece bu krallık bile bizim dünyamızda 5 büyük ülke büyüklüğünde-

Bu krallık Necronomicon akademisini ve Büyük Orman'ıda kapsıyor.

İnsanlık çatışma bittiği için yaralılar ve ölüler ile ilgilenmeye başladı. Bu olaylardan önce Riko çoktan gözaltı olduğu yerden çıkarılmıştı ve olayın olduğu yere, Asami'nin yanına geldi.

Asami gözünü açtığında ağlıyordu, tek yaptığı ağlamak ve Riko'ya sarılmaktı.

Asami "Yine başaramadım, sevdiklerimi koruyamadım. Ne o ormanlık alanda ne burda ne de... Koruyamadım!" Haykırarak ağlıyor ve ağladıkça daha sıkı sarılıyordu.

Riko Asami'nin çenesinden nazikçe tutarak yüz hizasına getirdi.

Riko "Bunu mu arıyordun?"

Gösterdiği şey ilk çarpıştıklarında Asami'nin düşürdüğü ve Heyanlan'da anne ve babasıyla olduğu resimli kolyeydi.

Riko "Seni aradım ama bulamadım üzgünüm, senin için değerli bir şeyi kaybetmenin ne demek olduğunu biliyorum. Eğer izin verirsen seni ve senin değer verdiklerini korumak istiyorum."

Asami ağlaması durmuş Riko'nun gözlerine ve sözlerine odaklanmıştı.

Bu an ileride onlar ve yaşayacakları için iyi mi yoksa kötü mü olacak?

Her şey yeni bölümlerde ortaya çıkmaya başlayacak...

*1 ftl : faster than light - ışık hızından daha hızlı.

Bu açıklamayı arada sırada yapacağım bilmeyenler ve unutabilecekler için.

Bir de oy atın abi o kadar yazıyoruz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.