*Yıllar Sonra*
İki gün sonra seçmeler olacak ve Asami hedefi için bugüne dek düzenli ve orta tempoda çalıştı bu yüzden hiçbir endişesi yok. Necronomicon akademisine seçilmeli ve ne olursa olsun çocukluğunu mahveden şerefsizlerden intikamını almalıydı.
Yarın yola çıkıcaktı bu yüzden ona bu güne kadar bakan rahip Chames ile rahibe Ange'ye teşekkür etmeliydi. Kilise'de ki kardeşleriyle bir plan yaptılar ve akşamında planı gerçekleştirip sonraki gün yola çıktı. Kilise'de ki ailesi arkasından ağlayarak el salladı.
Yük arabasının arkasında keyifli bir yol alıyorlardı tabi Asami yolculukları çok sever onun baya işine geldi ama kaygılanmaktanda kendini alamıyordu çünkü ne kadar çalışmış olsa da sonuçta tek Necronomicon hayali kuran kendisi değildi kim bilir kaç kişi ne kadar uzun ve zorlu antremanlar yaptı. Daha önce bunu düşünmediği için kaygısı yoktu ama yolun yarısına doğru özgüvenini kaybetti, keşke daha çok çalışsaydım diye içinden geçirdi sonuçta Necronomicon'a giremezse hayalini gerçekleştiremeyecekti.
Bu stresten kurtulmak için gümüş kolyesine baktı. Kolye onu rahatlatıyordu, eskiye, maziye götürüyordu. Heyanlan'da annesinin, babasının, tüm kasaba halkının yaşadığı birlikte gün geçirdikleri zamanlara... Çünkü kolyenin bir yüzünde ailesinin fotoğrafı diğer yüzünde Heyanlan merkezinin fotoğrafı vardı.
"Keşke o zamanlara dönebilsem, yaptığım tüm hataları düzeltirdim. Kimseyle küs kalmaz, iyi geçinirdim herkesle."
"Bir şey mi dedin küçük kız" diye seslendi yük arabasını süren siyah-beyaz karışık sakallı, orta yaşlı adam.
"Heehğ ş-şey yok bir şey kendi kendime konuşuyordum."
"Kasabana olanları duydum, benimde orada dostlarım vardı kasaba yanmadan önce oradan ayrıldım. Biliyorsun yük arabasıyla kasabadan kasabaya yük götürüyorum o günde Heyanlan'dan Cercus'a büyük bir teslimat götürdüm. Olay'da benden sonra olmuş." dedikten sonra iç çekti ve Asami'ye Necronomicon seçmelerine gitmede ki amacını sordu.
"Gerçekten sadece mutlak gücü istiyorum, sevdiklerimi korumaya yetecek kadar. Bir daha kimse Heyanlan gibi bir facia yaşasın istemiyorum. "
Asami kararlı ve ciddi bir yüz ifadesiyle bu cümleyi söyledi. Ardından yaşlı adam;
"Dediklerin bana Necronomicon seçmelerine katılacak bir tanıdığımı anımsattı."
Asami 'seçilmem' kaygısından kurtulmak için yaşlı adama tanıdığının adını ve ne kadar çalıştığını sordu.
"Belki karşılaşırsın adı Riko pek özel bir çocuk değil ama o aynı senin gibi düşünüyor."
Asami;
"Nasıl yani?"
Yaşlı adam;
"Tanışırsan anlarsın neredeyse geldik, bak Necronomicon seçmelerinin meydanı ileride."
Necronomicon'da, seçmelerin yapılacağı alanın yukarısında tüm şehre adeta gökdelen*1 gibi bakıyor.
"Çok güzel, ne kadar insan var, aynı Heyanlan gib-..."
Etrafı bir yandan gözlemlerken seçmelerin alanına doğru hareket ediyordu. Asami etrafı gözlemlerken biraz ötede yaşlı bir teyzenin çantası çalındı.
Hırsız mutlı bir yüz ifadesiyle;
"Eyvallah bunak senin için bu parayı harcayacağım." taşlı dar bir sokağa girmek üzereydi ama sonra aniden koştuğu düz yolun sol tarafına uçtu ve duvara çarpıp bayıldı.
Asami ne olduğunu anlayamadan hırsız etkisiz hale gelmişti(Tabiki etkisiz hale getiren kişiyi gördü ama Asami'nin büyüdüğü yerlerde böyle hırsızlık vb suçlar hiç işlenmezdi o yüzden afallamıştı.)
Hırsızı etkisiz hale getiren kişi teyzeye çantasını verdikten sonra koşmaya başladı. Asami bu durumu görünce kendide biraz acele etmeliydi, seçmeler başlamak üzere.
"Herkes çok güçlü gözüküyor, acaba yaşlı amcanın bahsettiği çocuğu bulabilecek miyim?"
Alanda dolanırken birden anons sesi duyulur, anons şudur;
"Merhaba kaderde ki kahramanlar bugün her yıl yapılan Necronomicon seçmelerine hoşgeldiniz. Önünüzde zorlu ama kısa süren bir sınav var, peki bu sınav nasıl olacak sözcüklerini duyabiliyorum."
ve ekledi;
"Sınav iki tane farklı büyü kontrolü, bir tane büyü potansiyeli, bir tane kılıç düellosu, küçük bir tanede yazılı sınavdan oluşmaktadır, herkese başarılar..."
"Ne yani bu kadar mı?"
"Hepsi benim iyi olduğum konular."
"Bu adam niye bu kadar hızlı konuştu."
Diye içinden geçirdi Asami.
-seçmeler birinci bölümdeki gibi ilerler-
Sonunda seçmeler bitmişti geriye bir tek seçmelerin geçenlerin açıklanması zamanına dek beklemek kalıyor.
"Kendime kalabileceğim bir han bakmalıyım."
Bu ve seçmelerin düşüncesiyle dalgın dalgın hareket eden Asami birden yere düşer. Karşısında yarışmada ve hırsızlık olayında teyzeye çantasını geri veren çocuğu görür, çocuk başını kaldırdığını görünce aniden iç çamaşırını eliyle kapatır. Gerçekten çok utanan Asami bir tokat atar, sonra;
"Sapık, sapık, neden hala bakıyorsun!
Git burdan yoksa sonun kötü olur." karşısında ki çocuk çok tatlı bir şekilde afallamış gibiydi en azından Asami'ye tatlı gelmişti.
Karşısındaki çocuk;
"Sen Necronomicon seçmelerinden misin? Seni gördüm baya iyiydin, nasıl bu kadar güçlü ve güze... Neyse herhangi bir sırrın var mı? Bende en az senin kadar güçlü olmak istiyorum."
Asami kızarmıştı hiç olmadığı kadar kalbi atıyordu biraz sakinleştikten sonra tam konuşacağı sırada
Riko;
"İyi misin? Ateşin'de yok ama yüzün kızarmış. Yeni bir tür hastalık mı acaba? Bu dönemlerde dikkat etmek gerekiyor. İstiyorsan seni evime götüreyim benim özel eczacım var sana ilaç yapar iyi hissedersin."
"Evime götüreyim???" diye içinden düşündü bu cümleyi şuan aklı başından uçtuğu için bir tek bu sözcükleri duymuştu Asami.
Güzel bir yumruk çakıp;
"Gerçekten senden sapığı yok, sapık, şerefsiz, insan müsveddesi.!" diye bağırdıktan sonra uzaklaştı.
Riko duvardan Asami'nin gidişini izliyordu. İçinden sağlam vurdu diyede geçirdi.
Riko Asami gözden kaybolduktan sonra olduğu yerden kalktı.
"Ne yaptım ki şimdi anlamadım."
Riko'nun gözlerine birşey takılmıştı, batan güneş ışığında bile parlıyordu. Yere eğilip baktığında bir kolye olduğunu anladı sanırım karşısındaki kızdan düşmüştü. İçini açıp baktığında manevi değeri yüksek birşey olabileceğini düşünüp geri vermek üzere yanına aldı.
"Umarım bir daha karşılaşırız, ne kadar güzel bir kız."
*1 : Bu dönemde gökdelen kavramı yok, sadece bir benzetme.
