Birden otobüs sert bir frenle durdu. Nisa öne doğru savruldu, içerideki birkaç yolcu küçük çığlıklar attı. Nisa, omzuma tutunarak doğrulmaya çalıştı. Etrafı kontrol ederken, ben de gözlerimi kısmış, pencerenin dışına bakıyordum.
“Burası... lunaparka pek benzemiyor,” dedim, şüpheyle. Otobüsün bir kapısı açıldı. Bir yolcu indi… ya da indirildi. Sonra sürücü koltuğundaki adamın yerinde başka biri belirdi.
Bir palyaço.Yüzü bembeyaz boyalıydı. Göz ve ağız kenarlarına kırmızı boyayla grotesk çizgiler çekilmişti. İçimde garip bir huzursuzluk kıpırdadı. Kaşlarımı çattım.“Kimsiniz siz?” diye sordum.
“Palyanço,” dedi, sanki bu ismi gerçek adıymış gibi sunuyordu. “Küçük gezinize benimle devam edeceksiniz. Aslında yerinizde kalsaydınız herkesle birlikte benimle tanışacaktınız ama... bu da size özel bir karşılama olsun.”
Elini sıkmayınca kaşını kaldırdı. “Pek de hanımefendi değilmişsiniz,” diye mırıldandı. Sonra boş olan koltuğumu işaret etti. “Lütfen, yerinize geçin.”
Sessizce arkamı dönüp yerime ilerledim. Nisa gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Ben yerine geçerken, palyaço otobüsün önüne döndü ve mikrofonu aldı.
Merhaba sevgili yolcular. Yolculuğunuzun geri kalanında ben eşlik edeceğim. Bu zamana kadar sıkılmış olabilirsiniz ama... inanın bana, bundan sonrası çok eğlenceli olacak. En azından ben çok eğleneceğim.”
Otobüste çıt çıkmıyordu. Palyaço konuşmaya devam etti:“Küçük oyunlar oynayacağız. Bakalım kim kazanacak?”Arka sıralardan bir erkek sesi yükseldi. “Bu otobüsün içinde mi yani? Ne tür bir oyun bu?”
Hemen ardından bir kız sesi eklendi. “Daha ne kadar sürecek bu yol? Luna parka gidecektik, sıkıldım artık.”Palyaço başını salladı, sesi alaya kaçıyordu. “Küçük bey, evet, oyun bu otobüste olacak. Bilgin yeter mi bilemem. Ve siz, küçük hanımefendi… eğlenmek için geldiniz, öyle mi? Bense daha yeni geldim. Asıl şimdi başlıyor her şey.”
Nisa kollarını kavuşturdu, gözlerini devirdi. “Bilgi oyunu mu cidden? Beynimizi hafta içi zaten haşladılar. Biraz eğlenelim dedik.”Arkadan başka bir kız da onayladı. “Aynen, stres atmak için geldik.”Palyaço sinirlenmiş gibi burnundan soludu. “Yeter! Hadi oyuna geçelim artık.”
Yavaşça yürümeye başladı. Elinde garip bir kart destesi vardı. Konuşurken sesi neredeyse şarkı söyler gibiydi: “Size birkaç soru soracağım. Ve sona kalan iki kişiyi büyük oyuna davet edeceğim...”
Önümüzde oturan bir kız temkinli şekilde elini kaldırdı. “Elenirsek... bu oyundan kurtulabiliyor muyuz?”Palyaço aniden kahkaha attı. İçimiz ürperdi.“Ah, tabii ki! Elbette kurtulabilirsiniz...”
Sonra ellerini birbirine vurarak çılgınca gülümsedi: “Hadi bakalım, başlayalım!” -- Bölüm Sonu --
Umarım beğenirsiniz balikomlarr gelecek bölümler hakkında teorilerinizi bekliyorum. :)))