9. bölüme hoş geldinizzz
keyifli okumalar, yorumlarinizi eksik etmeyin m>
🌟
Atlas, Xaiver ve Harry ile beraber önden ilerleyip sohbet ediyordu. Kendileri hakkında bilgi vermemeye çalışıyor, daha çok soru soruyordu. "Sizlere ne oldu?"
"Biz, o tuhaf deprem olduğunda kafedeydik. Ardından bazı insanlar hastalıklıya dönüşünce, arkadaş grubumuzdan ayrılıp iki kişi hayatta kalmaya çalıştık. Sizi ilk başta hastalıklı aşamasındaki insanlar sandık. Sonuçta kimse burada başıboş gezmez, öyle değil mi?" Xaiver, yüzündeki sırıtışla Atlas'ı süzdü. Atlas zoraki bir gülümseme bıraktı ortama. "Peki ya siz?" Dedi Harry. Atlas boğazını temizleyerek, "Sizinkine benzer bir hikaye. Arkadaşlarımızdan ayrı düştük, şimdi de izleri takip ediyoruz."
Geri kalan zamanda üçlü arasında sessizlik hakimdi. Markete yaklaşamadıkları için farklı bir yolda iz bulmaya çalışıyorlardı. Grubun arkasından yürüyen William, bir anda Jasmine'e döndü. "Senin yüzünden, ne idüğü belirsiz insanlarla beraber hareket etmek zorundayız. Bu kadar aptalca bir şeyi nasıl oldu da söyleyebildin?" Jasmine sinirlendi. "Bıraksaydım da Atlas'ı gözümüzün önünde kayıp mı etseydik?"
William sinirle güldü. "Hangi insan sebepsiz yere birisini öldürür? Açıkça korkutmaya çalışıyorlardı işte." İkisinin diğerleriyle arasında mesafe olduğu için ne Atlas, ne de diğer iki adam onları duyuyordu. Fısıltıyla konuşmaları da bir sebepti tabii. "Herkes senin gibi düşünmüyor, William. İşimi şansa bırakamam." Dedi Jasmine, sertçe. "Hah! Bu adamların başının altından bir bokluk çıkar ve birisi zarar görürse Jasmine, sebebi sensin." Jasmine, William'ın sert sözleriyle bocaladı.
"Hey, siz ikiniz! Yaratıklara yem olmak istiyorsunuz herhalde, gelsenize!" Atlas önden ikisine bağırınca, Jasmine tekrardan bir şey diyemedi. İkisi de sessizce öndeki gruba yaklaştı.
Harry, arkada elektrik direği gibi kasıntı yürüyen adamı süzdü. "Heyt be dostum! Boyun çok uzun." Dedi sırıtarak. William hiç sıfatını bozmadan karşıya bakmaya devam edince Atlas, "Biraz zor bir dönemden geçiyor," dedi fısıldayarak. Ortamdaki gerginliği atmaya çalışıyordu. "Ah, anladım." Dedi Harry, kafa sallayarak. Ardından William'a yaklaşıp sır verircesine, "Acını anlıyorum, her akşam dokuzda sana vereceğim karışımı içersen çok rahatlarsın." dedi.
William temkinli bir şekilde, "Ne karışımı?" Bu adamlara güvenmemesi gerektiğini biliyordu, renkleri şimdi ortaya çıkacaktı.
"Kabız olmuşsun ya, ondan."
🌟
Floch, arabayı eski bir evin önünde durdurdu. Dışarı çıkmadan önce camdan evi süzdüm. Boyası solmuş, yer yer çatlamıştı. Hiçbir ışık yanmadığından korku filmi gibi duruyordu. "Geldik," Floch, arabadan inip poşetleri aldı. Nora ve ben de arabadan inip evin girişine yaklaştık. Floch yukarı bakıp biraz inceledi. "Önce biz vardık anlaşılan." Diye mırıldandı.
Eve girdik ve Nora, Floch'un taşıdığı poşetlerin birinden fener çıkardı. Asansör çalışmıyordu, merdivenleri kullanacaktık. "Kaçıncı kata gidiyoruz?" diye sordum. "Dört," Floch'a anladım anlamında başımı salladım. Üçümüz fenerin ışığıyla merdivenlerden çıktık. Sonunda dördüncü kata geldiğimizde poşet taşıyan Floch'a nazaran ben daha çok nefes nefeseydim. Floch poşetleri yere bıraktıktan sonra kapının kenarında, duvara sabitli sepetin içinden yedek anahtarı çıkardı. Evin kapısını açıp önce kendisi girdi. Arkasını dönüp poşetleri alırken, "Ne bekliyorsunuz?" Dedi. "Kapıdan çekilmeni," diye mırıldandım.
Sessiz söylediğimi sanıyordum fakat Nora kıkırdayınca, yanaklarım kızardı. Floch anlamamış gibi bize bakınca, rahat bir nefes verdim. Onun duymaması zaten önemli olandı. Eve girince salona yönelen Floch'u takip ettik. Nora ışıkları açınca gözlerim kamaştı. "Hala çalışıyor," dedi ardından. Kendimi koltuğa attığım anda, ne kadar yorgun olduğumu anladım. "Siz dinlenin, ben mutfakta olacağım. Acıktığınızda gelirsiniz." Floch poşetleri alıp mutfağa yöneldi. Nora ile birbirimize bakıp, hızla koltuklarda rahat pozisyon aldık.
"İyi geceler, Val."
"İyi geceler, Nora."
♤
"Eğer çok yorgunsan, bana yaslanıp uyuyabilirsin." Dedi Cedric, yanında oturan kıza. Irene, bir gözü açık bir şekilde dışarıyı izliyordu. "Gerek yok," dedi çatlamış bir sesle. Rosaline aynadan ikisine baktı. "Merak etmeyin, az sonra uyuyacaksınız. Eve az kaldı." Irene onaylayan mırıltılar çıkarıp dışarıyı izlemeye devam etti. "Floch'un da o eve gideceğinden nasıl bu kadar eminsin?" Diye sordu Cedric. Gram umrunda değildi bu sorunun cevabı fakat çok sıkılmıştı.
"Eminim." Demekle yetindi, Rosaline. Kısa bir süre sessizlikten sonra Cedric, "Sohbete de doyum olmuyor." Diye mırıldandı. "Ne bekledin ki? Burda sana lise anılarımı anlatacağımı falan mı?"
"Evet, en azından zaman geçerdi."
"Sen anlat o zaman, ben araba kullanıyorum gördüğün gibi."
"Aman, araba kullanınca konuşulamıyor sanki."
"Şansını zorlama, Cedric."
Cedric kısa bir an güldü. Ardından lise yıllarını düşündü. "Hmm, zamanında futbol takımındaydım." Diye başladı. "Hiç önemsememiştim gerçi, maçlardan önce ve sonra yapılan amigo kız dansları daha çok ilgimi çekerdi."
"Irz düşmanıydın yani?"
"Bak anlatmam ama!" Rosaline sanki çok meraklıyım, diyecekti fakat durdu. Demek istemedi, bu sefer ortamı bozmak istememişti. "Nerede kalmıştım? Evet, futbol demiştik. Takımdan atıldım, yeterince ilgilenmediğim için. Kendime yediremedim sonra. Resim kulübüne katıldım."
"Resim mi?" Şaşırmadan edemedi Rosaline. "Heh, evet. Güzel kızlar vardı sonuçta." Cedric hüzünle gülümsedi. "Ya sen Irene? Senin lisen nasıldı?" Dedi bir anda Cedric. Sabahtan beri morali olmayan kızı konuşturmak istemişti. Irene çatlamış dudaklarını ıslattı. "Ben gitmedim liseye." Öksürdü, boğazı acıyordu. "Aa, ortaokul terk misin?" Cedric şaşırmıştı. "Hayır, aptal. Açıktan okudum." Dedi Irene, hiç hali yoktu. Cedric bir mırıltı çıkardı.
"Ben eskrim kulübündeydim." Cedric, Rosaline'in bir şeylerden bahsedeceğini hiç düşünmemişti. O yüzden sessiz kaldı ve kızın anlatacaklarını dinlemek istedi. Yine sessizlik olunca, "Ee?" Dedi. "Ne ee, bu kadar işte." Rosaline yine sessiz modunu açınca Cedric susması gerektiğini anladı. "Demek o yüzden o kadar iyi savaştın." Dedi Irene. Rosaline sadece onaylayan bir mırıltı çıkardı.
Bu küçük sohbetlerinden sonra gidecekleri yere kadar sessiz kalıp geçmişi düşündüler. Cedric hüzünlenmeden edemedi, bu yaratıklardan önce ne güzel hayatı vardı oysaki. Hafta sonları buluşup maç yaptığı arkadaşları, sürekli kendisiyle sohbet eden anne ve babası, üniversitesi...
"Geldik," Onu bu hatıra selinden kurtaran Rosaline'in sesi olmuştu. "Ve anlaşılan geç gelen bizlermişiz." Diye de ekledi önündeki araca bakarak. Üçü arabadan inip eski eve girdiler. Dördüncü kata kadar merdivenle çıktıktan sonra Rosaline, sepeti kontrol etti. Anahtarı yerinde bulamayınca, kapıyı tıklattı.
Kapıyı abisi açınca, "Selam." Dedi sadece. Floch başıyla selamını kabul edip kapıyı sonuna kadar açtı. "Gelin," Cedric ve Irene içeri girince, Irene hızla etrafı süzdü. Valencia da burda olabilir miydi? "Nora ve Valencia içeride uyuyorlar. Onlara katılıp dinlenin isterseniz." Dedi Floch. Cedric ve Rosaline, Floch ile konuşmak istedikleri için mutfağa geçerken Irene, Valencia lafından sonra hızla salona geçti. Uzun zamandır aklını kurcalayan kız koltukta küçülmüş, sakince uyuyordu.
Sakince bir nefes verdi. Valencia'yı uyandırmamak için ekstra sessiz olmaya çalıştı. Kızın baş ucuna geçip nefes seslerini dinledi, ardından uykuya yenik düştü.
♤
Atlas, önünde spreyle yazılmış ize biraz daha bakıp çömeldiği yerden kalktı. "Bu taraftan ilerleyeceğiz." Dedi. William'ın kötü ruh hali yüzünden kimse konuşmuyor, Jasmine ise gülmemek için zor duruyordu. Beş kişi, gecenin karanlığında sadece fener ışığıyla ilerlemeye devam etti. "Güvenli bir yerde geceyi geçirsek mi? Her an stres yüzünden içimdeki kötü şeyleri salacakmışım gibi bir his var içimde." William, bu Harry denen adamı hiç sevmemişti. "Gece yaratıklar çok aktif olamıyor, sebebini anlamış değilim." Dedi Atlas, ciddi bir sesle.
Uzun bir bilimsel konuşma yapacağını hisseden Harry, "Söylemedim say," diye mırıldandı. "Siz onun kusuruna bakmayın." Xaiver, uzun zaman sonrasında konuşmuş ve Harry'e tehditkar bir gülümseme göndermişti. Harry hızla William'a yaklaşıp, "Bak görüyor musun, tüylerim diken diken oldu."
"İlgilenmiyorum."
"Üzüyorsun,"
"Umrumda değil."
"İz buldum!"
Atlas, ikisi arasındaki alışmayı bölerek ize yaklaştı. "Anlaşılan az kaldı. Floch diğer mahalledeki bir evde olduklarından bahsetmiş." Atlas gülümseyip ayağa kalktı yine. "O kadar küçük izden bunu mu anladın?" Harry şaşırmadan edemedi. "Ortaklık bunun içindir sonuçta." Atlas önden devam ederken Jasmine, Harry ve William ikilisinden uzaklaşmak için Atlas'a yaklaştı. Grup yine sessizliğe bürünüp ilerlemeye devam edince Atlas, "Sanırım geldik." Dedi, evin önündeki iki arabaya bakıp.
"Hadi, içeri girelim."
🌟
bir bolumun daha sonuna geldik
Xaiver ve Harry grubun geri kalaniyla tanisacak sonraki bölümde
tepkileri nasıl olur dersiniz??
favori karakterinizi tekrar söyle alayimm
sonraki bölümde görüşürüzzz
saglicakla kalın, hastalıklı kalın ☝️☝️