İçeriğe geç

Son Teneffüs

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Son Teneffüs

Bölüm 4

İlk Kayıp

Koridordaki sesler yavaş yavaş azalmıştı. Sınıfın içindeki sessizlik ise herkesi daha da korkutuyordu. Camdan dışarı baktıklarında sabah geldikleri okuldan eser kalmadığını gördüler. Bahçede öğrenciler sağa sola kaçıyor, bazıları ise insanlara saldırıyordu.

Artık kimsenin şüphesi kalmamıştı.

Bunlar zombiydi.

İrem, kolundaki acıyı o ana kadar fark etmemişti. Dün lavaboda kendisine saldıran kız, kolunu hafifçe ısırmıştı. Gömleğinin kolundan sızan kanı ilk fark eden Ece oldu.

“Durun!” diye bağırdı.

Herkes bir anda Ece’ye döndü.

“Eline bakın! İrem ısırılmış!”

Sınıfta derin bir sessizlik oldu.

Aras hemen İrem’in koluna baktı. Gerçekten de diş izleri vardı.

Ece korkuyla birkaç adım geri çekildi.

“O da dönüşecek! Onu sınıftan çıkarın!”

Aras sinirlenerek Ece’ye döndü.

“Ne saçmalıyorsun sen? Daha hiçbir şey bilmiyoruz.”

“Emin olamayız! Ya hepimizi enfekte ederse?”

Aras’ın sesi yükseldi.

“İrem sınıftan çıkarsa ben de çıkarım.”

Öğretmen ikisinin arasına girdi.

“Yeter! Tartışmayı kesin.”

Bir süre düşündükten sonra, “Ne olup olmadığını anlamamız gerekiyor.” dedi. “İrem, laboratuvar bölümüne geçecek. Bir süre onu gözlemleyeceğiz.”

İrem sessizce laboratuvar bölümüne geçti. Kapı kapatıldı. Herkes endişeyle onu izliyordu.

Dakikalar geçmek bilmiyordu.

Tam bir saat boyunca İrem’de hiçbir değişiklik olmadı.

Aras sonunda daha fazla dayanamadı.

“Boş yere kızı bir saat beklettiniz! Allah belanı versin Ece!” diye bağırdı.

Ece hiçbir şey söyleyemedi.

Aras laboratuvarın kapısını açıp İrem’in yanına gitti ve ona sıkıca sarıldı.

İrem hafifçe geri çekildi.

“Aras… Yaklaşma. Belki bulaşıcıdır. Eğer enfekte olduysam sana da geçer.”

Aras başını iki yana salladı.

“Hayır. Eğer öyle olsaydı şimdiye kadar hepimize bulaşmış olurdu.”

Tam o sırada sınıfın kapısı çalındı.

Herkes irkilerek kapıya baktı.

Kapının arkasından bir ses geldi.

“Ben, müdür yardımcısı Erdem! Ne olur kapıyı açın!”

Kimse yerinden kıpırdamadı.

“Lütfen… Beni de mi onlara bırakacaksınız?”

Öğretmen öğrencilere baktı.

“Korkmayın çocuklar. Ben açacağım.”

Kapının önündeki sıralar çekildi ve kapı yavaşça açıldı.

Erdem içeri girer girmez kapı tekrar kapatıldı.

İlk başta her şey normal görünüyordu. Erdem nefes nefeseydi ve yüzündeki korku her hâlinden belliydi.

“Koridor… Koridor tamamen onlarla dolu.” dedi titreyen bir sesle. “Sakın kapıyı bir daha açmayın.”

Sınıftakilerin yüreği ağzına geldi.

Tam herkes biraz olsun rahatlamaya çalışırken İrem’in gözleri öğretmene takıldı.

Öğretmenin gözlerinin rengi yavaş yavaş değişiyordu.

Bembeyaz olmuştu.

İrem korkuyla ayağa fırladı.

“Hocamın gözleri! O da enfekte olmuş!”

Herkes şaşkınlıkla öğretmene döndü.

Öğretmen nefes nefese,

“Hayır… Ben iyiyim. Bana bir şey olmadı.” dedi.

Ama sözlerini bitiremeden yüz ifadesi değişmeye başladı. Nefes alışverişi hızlandı. Elleri titriyordu.

Bir anda Kerem’e doğru koştu.

Mert hiç düşünmeden eline aldığı sırayla öğretmenin kafasına vurdu.

Öğretmen sendeledi ama durmadı.

Tam o sırada Aras öne çıktı.

“Ben onu oyalarım!” diye bağırdı.

Arkadaşlarını kurtarmak için kendini feda etmeye hazırdı.

Fakat ondan önce öğretmen son bir kez etrafına baktı. Gözlerinde sanki hâlâ kendisinden bir parça kalmıştı.

Hiç düşünmeden cama sertçe vurdu. Cam kırıldı, eli parçalandı ve kanlar aşağı damlamaya başladı.

Sonra camdan dışarı uzanıp bağırdı.

“Buraya gel!”

Kanı gören Erdem’in gözleri bir anda bembeyaz oldu. Ağzından garip sesler çıkarmaya başladı ve öğretmenin üzerine doğru koştu.

Öğretmen son anda pencerenin kenarına çıktı.

Erdem tam ona ulaşacakken öğretmen kendini aşağı bıraktı.

İkisi birlikte okulun bahçesine düştü.

Sınıfta ölüm sessizliği vardı.

Kimse konuşamıyordu.

Az önce, onları korumak için öğretmenleri kendi canını feda etmişti.

Ve artık sınıfta onlara yol gösterecek hiçbir yetişkin kalmamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.