İrem ve Aras her zamanki gibi birlikte okula doğru yürüyordu. Dün yaşananlar ikisinin de aklından çıkmıyordu. Yol boyunca neredeyse hiç konuşmadılar.
Okulun bahçesine girdiklerinde ortamın her zamankinden farklı olduğu belliydi. Öğrenciler küçük gruplar hâlinde toplanmış, dünkü olayı konuşuyordu.
“Duydun mu? Dün bir kız ölmüş.”
“Yok ya, bayılmış sadece.”
“Polis gelmiş gerçekten.”
Konuşmalar kulaktan kulağa yayılıyordu. İrem başını eğerek sınıfa doğru yürüdü. Herkes ona bakıyormuş gibi hissediyordu.
Sınıfa girdiklerinde Yağmur onları görünce hemen yanlarına geldi.
“İrem, nasılsın? Dün çok korkuttun bizi.”
“İyiyim.” dedi İrem. “Ama dün gördüğüm şeyi hâlâ unutamıyorum.”
Kerem de söze karıştı.
“Polis bir şey bulabilmiş mi?”
Aras başını salladı.
“Hayır. Haberlere de baktım, hiçbir açıklama yapılmamış.”
Ece sıraya yaslandı.
“Bence bu olay biraz büyütüldü. Belki kız gerçekten fenalaşmıştır.”
İrem derin bir nefes aldı.
“Fenalaşan biri bana öyle saldırmaz Ece.”
Sınıfta kısa bir sessizlik oldu. Tam o sırada öğretmen içeri girdi.
“Herkes yerine geçsin.”
Ders başladı ama kimsenin aklı derste değildi. Öğretmen konuyu anlatırken öğrencilerin çoğu hâlâ kendi arasında fısıldaşıyordu. Yaklaşık on beş dakika sonra okulun hoparlörlerinden cızırtılı bir ses geldi.
“Değerli öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz, lütfen bulunduğunuz sınıflardan çıkmayın. Bu bir güvenlik uyarısıdır. Yeni bir duyuru yapılana kadar herkes sınıfında kalsın.”
Anons biter bitmez sınıfta herkes birbirine baktı.
“Niye çıkmayacakmışız ki?” diye fısıldadı Mert.
Öğretmen bile ne olduğunu anlamamıştı.
“Muhtemelen tedbir amaçlıdır.” dedi.
Tam o sırada koridordan koşma sesleri gelmeye başladı. Ardından peş peşe çığlıklar duyuldu. Bir kızın yardım ister gibi bağırdığı duyuluyordu. Sınıftakilerin hepsi irkilerek kapıya baktı.
Kapıya sertçe vuruldu.
Tak! Tak! Tak!
Öğretmen kapıya doğru yürümeye başladı.
“Hocam, açmayın!” diye seslendi Aras.
“Belki yardım isteyen biri vardır.”
“Ya değilse?”
Öğretmen tam kapının koluna uzanacakken cama kanlı bir el yapıştı.
Sınıftan aynı anda çığlıklar yükseldi.
Camın arkasındaki öğrenci okul üniforması giyiyordu. Yüzü kan içindeydi, gözleri ise tamamen bembeyazdı. Ağzından anlaşılmayan sesler çıkarıyor ve durmadan kapıya vuruyordu.
Birkaç saniye sonra yanına bir öğrenci daha geldi. Ardından bir tane daha… Koridor kısa sürede onlarla doldu.
Öğretmen hızla kapıyı kilitledi.
“Herkes sakin olsun! Çabuk, sıraları kapının önüne çekin!”
Kimse itiraz etmedi. Herkes korkuyla sıraları kapının önüne sürüklemeye başladı. Kapıya vurma sesleri giderek artıyordu. İrem’in elleri titriyordu. Aras sessizce yanına gelip elini tuttu.
“Korkma.”
İrem başını hafifçe salladı ama konuşamadı. İçinde kötü bir his vardı. Sanki bu yaşananlar daha hiçbir şeydi. Asıl kâbus yeni başlıyordu.