Karanlık Yol
Siyah kıyafetli adamların silahları doğrudan Emir ve arkadaşlarına çevrilmişti.
Emir yavaşça ellerini kaldırdı.
"Biz sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz."
Adamların lideri soğuk bir şekilde güldü.
"Herkes aynı şeyi söylüyor. Ama bu dünyada artık güçlü olan kazanır."
Kerem öfkeyle baktı.
"Bizim yiyeceklerimize ihtiyacınız yok. Elinizde silah var."
Adam omuz silkti.
"Silah her şeyi çözmez. Aç kalırsan hiçbir şey yapamazsın."
Tam o anda Hasan dikkatlice etrafına baktı. Sokağın iki tarafında da zombiler yaklaşmaya başlamıştı.
Fısıldadı:
"Birbirimizle uğraşmayı bırakmazsak hepimiz öleceğiz."
Siyah kıyafetli adam da arkasına baktı. Uzaktan gelen homurtuları duyunca yüzündeki ifade değişti.
"Bu seferlik..."
Adam silahını indirdi.
"Stadyuma giden yolu biliyor musunuz?"
Emir şaşırdı.
"Sen de mi oraya gidiyorsun?"
Adam başını salladı.
"Evet. Orada gerçeği öğrenebilirsiniz."
"Ne gerçeği?" diye sordu Derya.
Adam cevap vermedi.
Sadece arkasını dönüp yürümeye başladı.
"Adım Aras. Gelmek istiyorsanız takip edin."
Emir ve arkadaşları birbirlerine baktılar.
Güvenilecek biri miydi?
Yoksa yeni bir tehlike mi?
Başka seçenekleri yoktu.
Peşinden gitmeye karar verdiler.
---
Şehir artık tamamen değişmişti.
Bir zamanlar insanların yürüdüğü caddelerde şimdi sessizlik vardı.
Arabalar terk edilmişti.
Mağazaların camları kırılmıştı.
Her köşede geçmişten kalan izler vardı.
Can, Emir'in elini tutarak yürüyordu.
"Abi... Her şey düzelecek mi?"
Emir kısa bir süre düşündü.
Sonra gülümsedi.
"Evet. Düzelecek."
Ama içinden bunun ne kadar zor olacağını biliyordu.
Bir süre sonra büyük bir binanın yanından geçerken Aras aniden durdu.
"Herkes saklansın."
Emir şaşırdı.
"Neden?"
Aras yukarı baktı.
Çatıda bir hareket vardı.
Sonra bir lazer noktası Emir'in göğsünde belirdi.
Birisi onları izliyordu.
"Yere yatın!"
Herkes kendini yere attı.
Bir saniye sonra uzaktan bir ses duyuldu.
PAT!
Kurşun yere çarptı.
Kerem korkuyla bağırdı.
"Bizi kim vuruyor?"
Aras dişlerini sıktı.
"Onlar asker değil..."
"Kim onlar?"
Aras cevap vermeden binaya baktı.
"Virüsü başlatan insanlar."
Herkes donup kaldı.
Derya fısıldadı:
"Ne demek bu?"
Aras derin bir nefes aldı.
"Bu bir kaza değildi."
Emir'in yüzü değişti.
"Yani..."
"Evet."
Aras gözlerini sokağın sonuna çevirdi.
"Bu salgın planlandı."
Tam o sırada şehrin her yerindeki hoparlörlerden bir ses duyuldu.
"Hayatta kalan tüm kişiler dikkat..."
Ses mekanikti.
Soğuktu.
"Stadyuma ulaşmaya çalışanlar izlenmektedir."
Bir sessizlik oldu.
Sonra aynı ses devam etti.
"Kaçamazsınız."
Emir yumruklarını sıktı.
Artık mesele sadece hayatta kalmak değildi.
Gerçeği öğrenmeleri gerekiyordu.
Ama bunun için önce stadyuma ulaşmaları gerekiyordu.
Ve önlerinde...
Zombilerden daha tehlikeli bir düşman vardı.
