Karanlığın İçindeki Ses
Apartmanın girişinden gelen darbeler giderek şiddetleniyordu.
GÜÜÜM!
GÜÜÜM!
Hasan pencereye yaklaşıp aşağı baktı. Yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Buraya geliyor..."
Merdiven boşluğundan ağır ayak sesleri yükselmeye başladı.
Tak...
Tak...
Tak...
Her adımda apartman sanki titriyordu.
Emir eline mutfaktan aldığı demir tavayı aldı. Kerem ise uzun bir süpürge sapını sıkıca tuttu. Derya korkmasına rağmen mutfaktan bir el feneri alıp kapının yanında bekledi.
Ayak sesleri üçüncü kata kadar geldi.
Sonra durdu.
Hiç kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.
Birden kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Çıt...
Sonra tekrar...
Kapının diğer tarafından boğuk bir homurtu duyuldu.
Hasan fısıldadı:
"Sakın ses çıkarmayın."
Yaklaşık bir dakika boyunca hiçbir şey olmadı.
Ardından ayak sesleri tekrar uzaklaşmaya başladı.
Emir derin bir nefes verdi.
"Gitti galiba."
Tam o anda...
TAK!
Pencereye bir şey çarptı.
Derya korkuyla çığlık attı.
Camın dışında bir zombi vardı.
Ardından ikinci...
Üçüncü...
Birkaç saniye içinde apartmanın önü onlarca zombiyle doldu.
Sokaktan siren sesleri yükseldi. Uzakta askerî araçlar görünüyordu.
"Bakın!" dedi Kerem.
Bir helikopter şehrin üzerinde alçaktan uçuyordu.
Hoparlörden bir anons yapıldı:
"Hayatta kalanlar dikkat! Saat 08.00'de şehir stadyumunda tahliye gerçekleştirilecektir. Güvenli bölgeye ulaşmaya çalışın."
Emir'in gözleri parladı.
"Stadyuma gitmeliyiz!"
Hasan başını salladı.
"Eğer yayın doğruysa bu tek şansımız olabilir."
Gece boyunca sırayla nöbet tuttular.
Sabah güneş doğarken sokak biraz sessizleşmişti.
Emir kapıyı dikkatlice açtı.
Koridor boş görünüyordu.
Dördü sessizce merdivenlerden inmeye başladı.
Tam apartmandan çıkacakları sırada üst kattan küçük bir çocuk sesi geldi.
"Lütfen... Beni bırakmayın..."
Emir durdu.
Kerem endişeyle baktı.
"Duramayız."
Ama Emir başını iki yana salladı.
"Onu burada bırakamam."
Merdivenlere doğru döndü.
Çocuk gerçekten yardım mı istiyordu...
Yoksa bu, onları bekleyen çok daha büyük bir tuzak mıydı?

