O gece, Celeste oldukça yorgundu.
O kadar çok şey düşünmüş, duygusal olarak kendini fazlasıyla yıpratmıştı ki, sonunda yatağına uzandığında gözleri hemen kapandı.
Ama uykusu derin değil, karışıktı.
Bir türlü rahat edemedi.
Rüya, ona çok tanıdık bir şekilde başladı.
Evinde, odasında, yalnızdı.
Birden kapı çaldı.
Celeste, şaşkın bir şekilde kapıyı açtığında karşısında Rin’i buldu.
Gülümsüyordu, elinde ise yumuşacık bir pijama takımı vardı.
“Bunu giy, yatakta rahat edebilirsin. Bir şey olursa uyanıp bana söyle.” diye fısıldadı Rin.
Celeste, biraz şaşkın ama aynı zamanda mutlu bir şekilde pijamayı aldı.
Rin’in her hareketi, ona sanki çok daha yakın geliyordu.
Ama hala, aralarındaki mesafeyi korumaya çalışıyordu.
Rin, pijamanın olduğu poşeti yere bırakıp, yavaşça arkasını döndü ve gözlerini Celeste’in gözlerinden ayırmadan odadan çıkmaya yöneldi.
Celeste, biraz tereddüt ettikten sonra pijamayı giydi, ardından yatağına oturdu ve bir süre düşündü.
Bir süre sonra, Rin geri döndü.
Yavaşça Celeste’in yanına geldi, ona bakarak gülümsedi.
“Rahat mısın?” diye sordu, sesi yumuşacık.
Celeste bir anlık bir sessizlikle cevap verdi.
Sonra gülümseyerek başını salladı.
“Evet… teşekkür ederim.”
O an, rüya başka bir şekle büründü.
Celeste, gözlerini kapattığında, her şey değişti.
Bir anda odada sadece ikisi vardı, elleri birbirine kenetlenmişti.
Gözleri, başka bir boyuta doğru çekiliyordu.
Rin’in yakından bakışı… bu kez farklıydı.
Celeste, tam o an gözlerini kapatıp Rin’in yüzüne doğru yaklaştığında, dudakları birbirine değdi.
Bir öpücük, yavaşça, nazikçe, ama bir o kadar da derindi.
Zaman sanki durmuştu.
Öpücük, biraz daha derinleşti, ama sanki her şeyin öncesinde kalp atışları birbirine karışmıştı.
Celeste, bir an her şeyin gerçek olduğunu düşündü.
Ama o rüya anı, o içindeki sıcaklık ve bu büyülü his... gerçek gibiydi.
Birden rüya sona erdi ve Celeste uyandı.
Gözlerini açtığında, yatağının içinde, kolları gevşemiş ve kalbi hızlı atıyordu.
Birkaç saniye boyunca, başını yastığa gömdü, rüyanın etkisinden çıkmaya çalıştı.
Ama o öpücük, o his… hiç gitmemişti.
Celeste, dudaklarını hafifçe ısırarak, rüyanın etkisiyle gözlerini yeniden kapattı.
İçindeki sıcaklık hala canlıydı.