“Uyan artık, on dakika oldu bile!” diye bir ses duyunca gözlerimi açtım, başım dönüyordu. “Sonunda” dedi.
Hareket etmeye çalıştığımda bir sandalyeye bağlı olduğumu farkettim. “Ne yapıyorsun?” diye bağırdım öfkeyle iplerden kurtulmaya çalışarak, hala laboratuvardaydık.
“Korkma. Sadece Vira yanlış birşey yapmasın diye-“
“O kolye Vira Vormir’e mi aitti? Onu tanıyor musun?” diyerek lafını böldüm Ezra’nın.
“Evet” dedi. “Daha sonra herşeyi açıklayacağım. Şimdi kendini kapat ki onunla konuşa bileyim”
“Ne? Işığı kapatır gibi mi?” diye sordum alayla.
“Bedeninin kontrolünü bana ver demek istiyor” dedi kafamdaki vampir; Vira.
“Sonra kendime gelebilecek miyim?”
“Bileceksin” dedi Ezra sıcak bir gülümsemeyle. Vira’nın defalarca Ezra’ya güvenmemem gerektiğini söylediğini hatırladım. Kaşlarımı çatınca eğilip omuzlarımdan tuttu “Bana güvene bilirsin, Alice” dedi.
Derin bir nefes aldım ve uykuya dalarmış gibi hissettim. Vira uyanır uyanmaz Ezra’ya kaba bir şekilde tıslayınca öksürmeye başladı. Ben asla böyle tıslamadığım için bedenim böyle karşılık vermişti.
Ezra duruşunu düzelterek sırıttı. “Hain!” diye bağırdım. Daha doğrusu Vira bağırdı, zorla bedenimi hareket ettiyormuş gibi hissediyordum. Sanki rüyadan yeni uyanmışım ve daha etrafı anlayamıyorum gibi hissediyordum.
“Kan kadehime ne oldu?” dedi Ezra alaycı bir sesle.
“Bulduğum ilk fırsatta işini bitereceğim, Ezra”
Ezra gözlerini devirip bana doğru eğildi, “Eminim öyledir, kan kadehim.” dedi sırıtıp vampir dişlerini göstererek. Ezra bir vampirdi. Doğru tahmin etmiştim.
“Nasıl yaşaya biliyorsun insanlar arasında?” diye sordu Vira.
“Benim de kendi yöntemlerim var. Her neyse, Alice’i senden kurtarmak istiyorum. Öldürürsem sadece sen kurtulursun, Alice’i kurtaramam. Bu yüzden seni bedenine kavuşturacağım-“
“Bedenim hala işe yarar durumda mı?” diye sorarak lafını böldüm Ezra’nın. Beni öldürüp Vira’yı başka bir vampir kolyesine hapsede bilirdi, ama o zaman ben ölecektim; bir vampir değildim ve bir kolyeye ruhumu hapsedemezdim.
Ezra başını salladı. “Eğer insanları tekrar katletmeye başlamayacaksan yardım ederim”
“Söz veriyorum” diyerek hevesle başını salladı Vira.
Ezra yine duruşunu düzeltti ve “Alice’e ver kontrolü” dedi.
“Bedenimi alana kadar olmaz”
“Alice, uyan” diye bağırıp ellerini bir-birine vurunca Ezra aniden uyanır gibi oldum, nefes nefese kalmıştım.
Unutulmuş ormana gelmiştik yine. Akşamı beklemeden gelmiştik, çünkü diğer vampirlere yem olmak istememiştim. Ezra’ya kalsa Vira rahat etsin diye akşam gelmek istiyordu. Çukuru kazıp bitirince küreği bir kenara atıp bana döndü, “Çukurun içini görmek istemezsin” dedi.
Çukurdan uzaklaşarak, “500 yıllık bir ceset görmek istemem” dedim. Ezra işini yaparken ben de Chloe’nin bu sabah Vexa’yı vurduğu ormana bakıyordum, büyük bir kısmı dizlerime kadar gelen otlarla kaplıydı, ama bir kısmı boştu; düz bir çizgi halinde boş duruyordu. Oraya doğru adımlarken arkadan çatırtı sesleri geldi. Döndüğümde Ezra çurukun dışında durmuş gülümseyerek aşağı bakıyordu.
“Tekrar hoşgeldin” diyerek elini uzattı. Siyah saçlı ince yapılı bir kız elinden tutarak yukarı çıkarken onları izliyordum. Eskilerin hortlamak dediği şey bu muydu?
“Her tarafım ağrıyor” diye mızmızlandı, kafamdaki gibi ince bir sesi vardı. O anda artık bedenimi bir vampirle paylaşmadığımı farkettim. Haberim bile olmadan kendi bedenine geçmişti. Farkettiğim diğer şey ise şu anda iki vampirle aynı ortamda olmaktı. Kaçmam gerek. “Yemeğimi de hazır getirmişsin” derken gözleri beni yakaladı Vira’nın.
Ezra kızın kollarından sıkıca tutup, “Katliam olmayacak, söz verdin” dedi sert bir sesle.
“Bir kişi ile birşey olmaz” diyip iştahla bana doğru adımlarken Ezra onu durdurmak için itti ama Vira çıktığı çukura geri düştü. Ezra’nın kahkahaya boğulduğu anda ordan kaçarak uzaklaşmaya başladım.
“Alice kaçma!” diye bağırdı Ezra peşimden, ama durmadım.





