İçeriğe geç

Son nota🪼

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Son nota🪼

Bölüm 7

~

Ertesi sabah, kentin üzerine çöken o gri sis tabakası henüz dağılmamıştı. Okulun o devasa demir kapısından içeri adım attıklarında, Minho ile Jisung arasında görünmez ama bir o kadar da keskin bir mesafe vardı. Minho, her zamanki gibi jilet gibi ütülü üniforması, dik omuzları ve elindeki disiplin dosyasıyla birkaç adım önde yürüyor; Jisung ise Minho’nun sırtına tam oturan temiz, kokulu okul gömleği ve sırtındaki kahverengi gitar çantasıyla onu geriden takip ediyordu.

Bahçedeki kalabalık, öğrencilerin gürültüsü ve yaklaşan sınavların stresi havada asılıydı. Koridora girdikleri an Minho arkasına bile bakmadan, "Sınıfına geç, Han. Tören zili çalmak üzere," dedi. Sesi o kadar mesafeli ve düzdü ki, dün gece mutfakta Jisung’a evini açan, ona o korumacı kuralları koyan adamın o olduğuna inanmak imkansızdı.

Jisung hafifçe yutkundu, "Tamam, Lee Know başkan," diye fısıldadı eski neşeli maskesini yüzüne geçirerek.

Günün ilk saatleri Jisung için tam bir işkenceydi. Sınıfta en arkada otururken gözü sürekli masanın üzerindeki o kurşun kalem izlerine kayıyordu. İçindeki o melankoli, o "Gelsen ne, gelmesen ne..." diye biten kırık cümleler hala oradaydı ama bu kez içini tamamen karartmıyordu. Çünkü biliyordu ki, o sözleri bu okulda okuyan ve anlayan tek bir kişi vardı.

Öğle arası zilinin çalmasıyla okul koridorları ana baba gününe döndü. Jisung kafasını dağıtmak, içindeki o sıkışmışlık hissinden kurtulmak için gitarını kaptığı gibi kimsenin uğramadığı, o eski bodrum katındaki müzik odasına indi. Odanın kapısını aralayıp içeri süzüldü, tozlu piyanonun arkasındaki o loş köşeye oturdu.

Gitarını kucağına aldı, parmakları am tonundaki o hüzünlü akorlara kendiliğinden basmaya başladı. Tellerden dökülen her melodi, köprüdeki o intihar girişiminin, Minho'nun kendisini hayata döndüren o sert ama sıcak ellerinin birer yansımasıydı. Ağzından dökülen sözler bu kez daha az can yakıyordu:

"Bıraktığın o loş odada,

Çatlakların arasında bir sığınak.

Gelsen ne farkeder gelmesen ne diyordum ya...

Meğer gitmemekmiş yaşamak."

Şarkının tam ortasında, müzik odasının eski ahşap kapısı hafif bir gıcırtıyla aralandı. Jisung irkilerek parmaklarını tellerin üzerinde dondurdu ve başını kaldırdı.

Kapı eşiğinde, kollarını göğsünde kavuşturmuş, çatık kaşlarıyla ona bakan Lee Minho duruyordu. Gözlerinde o her zamanki sert, disiplinli bakış vardı ama müzik odasının loş ışığında o bakışların ardındaki o derin endişeyi sadece Jisung görebilirdi.

"Sana ders saatleri dışında da olsa koridorda yankılanacak şekilde çalmanı yasaklamıştım, Han," dedi Minho, içeri girip kapıyı arkasından kapatırken. Sesi ciddiydi ama o eski kırıcı tınısından tamamen uzaktı.

Jisung gitarın sapını sıkıca kavrayıp hafifçe gülümsedi. "Koridorda değilim ki, bodrum katındayım. Hem... sesim o kadar yukarı çıkıyor mu?"

Minho sakin adımlarla Jisung’a doğru yürüdü. Tam önünde durduğunda, disiplin dosyasını yanındaki masaya bıraktı ve eğilip Jisung’un gözlerinin içine baktı. Mesafe yine o mutfaktaki kadar kısalmıştı.

"Benim kulağım o tona alışık, Jisung. Nerede mırıldansan duyarım," dedi Minho. Sesi bir anlığına o kadar yumuşadı ki, Jisung’un kalbi hızla çarpmaya başladı. Minho elini uzattı, Jisung’un omzundaki gitar kayışını hafifçe düzeltti. "Yemekhanede hiçbir şey yememişsin. Kuralları çiğnemeye daha ilk günden başladın bakıyorum?"

Jisung gözlerini kaçırarak, "İştahım yoktu," diye mırıldandı.

Minho derin bir nefes alıp doğruldu, o ciddi tavrına geri döndü. "İştahın olsun ya da olmasın, o yemekler bitecek dedim. Okul çıkışı kapıda bekleme, dikkat çekeriz. Sen önden çık, arka sokaktaki marketin orada buluşalım. Evde eksikler var, birlikte alışveriş yapacağız."

Minho arkasını dönüp kapıya yürürken Jisung arkasından seslendi: "Minho..."

Minho kapı kolunu tutarken durdu ama arkasına dönmedi. "Ne var?"

"Şarkıyı... beğendin mi?"

Minho birkaç saniye sessiz kaldı. Kapıyı açarken, sesindeki o gizli, korumacı sıcaklıkla fısıldadı: "Akorların fena değil. Ama o son satırı... bir daha değiştirme. Gitmemek gerçekten güzel."

Kapı kapandığında, Jisung gitarını göğsüne bastırıp odada tek başına kaldı. Okulun o soğuk, kurallarla dolu koridorlarında artık yalnız değildi. Minho’nun o sert duvarları, aralarında sadece ikisinin bildiği gizli bir sığınağa dönüşüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.