İçeriğe geç

SON NEFES

Bölüm 2 · 9 dk okuma

SON NEFES

Bölüm 2

Bölüm 2 > Blackthorn Otelinin içinde

Noah, yerde duran notu elinden bırakmadan birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı. Koridorun sonunda az önce gördükleri gölge artık yoktu ve otelin içinde yeniden ağır bir sessizlik oluşmuştu. Fakat bu sessizlik, birkaç dakika önceki sessizlik gibi değildi. Önceden terk edilmiş bir binada olduklarını düşünüyorlardı. Şimdi ise binanın içinde onları izleyen biri olduğundan emindiler. Bu fark, herkesin davranışını değiştirmişti. Mia sürekli arkasına bakıyor, Ryan kapıları ve pencereleri kontrol ediyor, Clara ise gördüğü maskeye rağmen hâlâ söylemediği bir şeyler varmış gibi görünüyordu.

Ryan, Noah’ın elindeki kâğıda baktı. “Bunu bize bırakmasının bir sebebi var.”

Noah başını kaldırdı. “Bizi korkutmak için.”

Ryan yavaşça başını salladı. “Sadece korkutmak isteseydi şimdiye kadar çok daha kolay yolları vardı.”

Bu cümle odadaki herkesi düşündürdü. Gerçekten de maskeli kişi birkaç kez karşılarına çıkmış, onları izlediğini göstermiş ama hiçbir zaman doğrudan saldırmamıştı. Sanki onların bir yere gitmesini, bir şey bulmasını ya da belirli bir gerçeğe ulaşmasını istiyordu.

Mia kollarını bağladı. “Yani bize yardım mı ediyor?”

Ryan ona baktı. “Hayır. Ama ne yaptığı konusunda emin olmadığımız için hata yapıyoruz.”

Noah, koridorun karanlık tarafına baktı. Eski otelin üst katında onlarca oda vardı. Bazılarının kapıları kapalıydı, bazılarının ise aralık kaldığı görünüyordu. Maskeli kişinin hâlâ orada olup olmadığını bilmiyorlardı.

“Önce buradan çıkmalıyız,” dedi Mia.

Clara hemen cevap vermedi. Gözleri koridorun sonundaki kapıya takılmıştı.

Noah bunu fark etti.

“Orada ne var?”

Clara birkaç saniye sessiz kaldı.

“Bilmiyorum.”

Ama sesi inandırıcı değildi.

Ryan da bunu fark etmişti.

“Clara.”

Kadın derin bir nefes aldı.

“Bu oda... yıllar önce kapatılmıştı.”

Noah şaşırdı.

“Nasıl yani?”

Clara kapıya doğru baktı.

“Blackthorn olaylarının başladığı oda burası.”

Koridorda yeniden sessizlik oldu.

Mia’nın yüzündeki ifade değişti. “Bunu neden şimdi söylüyorsun?”

Clara cevap vermekte zorlandı. “Çünkü buraya geldiğimizde sadece eski kayıtları inceleyeceğimizi düşündüm. Burada gerçekten biri olacağını bilmiyordum.”

Ryan sinirlendi. “Bizi buraya getirirken bilmediğin şeyleri söylemedin.”

Clara ona baktı ama cevap veremedi.

Noah araya girdi. “Şimdi kavga etmenin zamanı değil. Eğer gerçekten bu oda önemliyse, içeride ne olduğunu öğrenmemiz gerekiyor.”

Ryan birkaç saniye düşündü. Sonra kapıya yöneldi.

Kapının koluna dokunduğunda herkes sustu. Eski metal soğuktu ve kapı sanki yıllardır hiç açılmamış gibiydi. Ryan yavaşça çevirdi.

Kapı açıldı.

Odanın içinden ağır bir koku geldi. Eski tahta, nem ve uzun zamandır kapalı kalan bir yerin kokusu. Noah fenerini içeri tuttu. Oda diğerlerinden farklı değildi ama yine de içinde garip bir his vardı. Sanki burası sadece boş bir oda değildi.

Duvarlarda eski fotoğraflar asılıydı. Yatak düzgün bir şekilde duruyordu. Masanın üzerinde ise yıllardır kimsenin dokunmadığı belli olan eski bir kayıt cihazı vardı.

Noah içeri girdi.

“Burada biri yaşamış.”

Ryan hemen arkasından geldi.

“Yakın zamanda mı?”

Noah masanın üzerindeki toza baktı. Bir parmak izi vardı.

Yeni.

Mia bunu görünce geri çekildi.

“Buraya bizden önce biri gelmiş.”

Tam o anda kayıt cihazı çalıştı.

Dördü de irkildi.

Kimse ona dokunmamıştı.

Cihazdan önce sadece parazit sesi geldi. Sonra boğuk bir ses duyuldu.

“Eğer bunu dinliyorsanız... geri dönmek için çok geç.”

Clara’nın yüzü değişti.

Çünkü sesi tanımıştı.

Noah hemen ona baktı.

“Kim bu?”

Clara cevap vermedi.

Kayıt devam etti.

“Blackthorn’ta gerçeği arayan herkes aynı hatayı yaptı. Hepsi cevapları bulacağını düşündü. Ama hiçbiri gerçeğin kendisini kaldırabilecek kadar hazır değildi.”

Ses birkaç saniye kesildi.

Sonra devam etti.

“Onlardan biri hâlâ hayatta.”

Ryan hemen kayıt cihazına yaklaştı.

“Kim?”

Sanki cevap verecekmiş gibi birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra kayıt bitti.

Odanın içinde sadece cihazın kapanma sesi kaldı.

Noah, Ryan’a baktı.

“Bu kayıt ne zaman yapılmış olabilir?”

Ryan cihazı inceledi.

“Bilmiyorum.”

Clara yavaşça konuştu.

“Ben biliyorum.”

Herkes ona döndü.

“Bu ses... babamın sesi.”

Clara’nın söylediği söz odanın içinde uzun süre yankılandı. Kimse hemen cevap veremedi çünkü duydukları şey, zaten karmaşık olan durumu daha da anlaşılmaz hâle getirmişti. Noah, kayıt cihazına baktı. Az önce duydukları sesin gerçekten Clara’nın babasına ait olması, bu olayın sadece eski bir cinayet vakası olmadığını gösteriyordu. Yirmi yıl önce yaşananlar, Clara’nın ailesiyle doğrudan bağlantılıydı ve Clara bunu ilk kez şimdi açıklıyordu.

Ryan birkaç saniye boyunca Clara’ya baktı. Normalde sakin kalan adamın yüzündeki ifade değişmişti. “Babanın sesi olduğundan emin misin?”

Clara başını salladı. “Evet. Küçükken çok duydum. Yanılıyor olamam.”

Mia, odadaki eski eşyalara bakarken yavaşça konuştu. “Peki baban burada ne yapıyordu?”

Clara cevap vermeden önce yatağın kenarına oturdu. Sanki yıllardır içinde tuttuğu bir şeyi sonunda söylemek zorunda kalmıştı. “Babam polis değildi sadece. Blackthorn olaylarını araştıran ekibin içindeydi. Ama soruşturma kapandıktan sonra kimse ona ne olduğunu sormadı. Herkes dosyanın bittiğini düşündü.”

Noah kaşlarını çattı. “Ama?”

Clara gözlerini yere indirdi. “Ama babam hiçbir zaman bu olayı kapatmadı. Ölmeden birkaç hafta önce sürekli aynı şeyden bahsediyordu. Birinin hâlâ hayatta olduğunu söylüyordu.”

Bu cümle Noah’ın dikkatini çekti.

“Kimin?”

Clara başını kaldırdı.

“Bilmiyordu.”

Ryan odanın içinde dolaşmaya başladı. “Bu mümkün değil. Yirmi yıl önceki olaylarda herkesin öldüğü veya kaybolduğu düşünülüyordu.”

“Ben de öyle biliyordum.”

Noah eski kayıt cihazına baktı. “Ama bu kayıt burada.”

Tam o anda odanın dışından bir ses geldi.

Ayak sesi.

Herkes sustu.

Koridorda biri yürüyordu.

Yavaşça.

Sanki onların odada olduğunu biliyormuş gibi.

Ryan hemen kapıya yaklaştı ve elini kaldırarak diğerlerine sessiz olmalarını işaret etti. Noah, Mia ve Clara odanın içinde geriye çekildi. Fenerin ışığı kapatıldı. Birkaç saniye boyunca sadece dışarıdaki yağmurun sesi duyuldu.

Ayak sesleri kapının önünde durdu.

Kimse nefes almaya bile cesaret edemedi.

Kapının kolu yavaşça hareket etti.

Biri kapıyı açmaya çalışıyordu.

Ryan kapının yanında bekledi. Eğer içeri giren kişi maskeli adamsa, artık kaçacak yeri yoktu.

Kapı birkaç santim açıldı.

Sonra bir anda Ryan kapıyı itti.

Ama karşısında kimse yoktu.

Koridor boştu.

Noah hemen dışarı baktı. Sağ taraf boştu, sol taraf da boştu. Birinin birkaç saniye içinde kaybolması mümkün değildi.

Ryan yere baktı.

Orada küçük bir şey duruyordu.

Bir anahtar.

Üzerinde tek bir numara vardı.

314.

Mia anahtarı görünce şaşırdı.

“Bu ne?”

Ryan anahtarı eline aldı.

“Başka bir oda.”

Clara’nın yüzü tekrar değişti.

“314 numaralı oda kullanılmazdı.”

Noah ona baktı.

“Yine mi?”

Clara sessiz kaldı.

Ryan sinirlendi. “Kaç tane oda var ve kaç tanesini bize söylemedin?”

Clara bu kez cevap vermedi.

Çünkü kendisi de bazı şeyleri yeni öğreniyordu.

Noah, Ryan’ın elindeki anahtara baktı. Bir yandan bunun açıkça bir tuzak olduğunu biliyordu. Maskeli kişi onları yönlendiriyordu. Ama diğer yandan, ellerindeki tek ipucu da buydu.

“Gitmemiz gerekiyor.”

Mia hemen döndü.

“Ciddi misin?”

Noah başını salladı.

“Evet. Çünkü bizi buraya kadar getiren kişi, sakladığı şeyi bulmamızı istiyor.”

Ryan anahtarı cebine koydu.

“Bu sefer dikkatli olacağız.”

Dört kişi tekrar koridora çıktı. Ancak bu kez otelin içinde daha farklı bir his vardı. Daha önce korktukları şey görünmeyen bir düşmandı. Şimdi ise düşmanın onları izlediğini biliyorlardı.

Üçüncü kata çıkan merdivenler daha eskiydi. Tahta basamakların bazıları kırılmıştı. Ryan önden gidiyor, Noah arkasından geliyordu. Mia ile Clara ise arkadan ilerliyordu.

Üçüncü kata çıktıklarında koridorun diğer katlardan farklı olduğunu fark ettiler. Burada duvarlardaki tablolar sökülmüş, bazı odaların kapıları tamamen kapatılmıştı.

314 numaralı oda koridorun en sonunda duruyordu.

Kapının üzerinde eski bir numara vardı.

Ryan anahtarı kilide soktu.

Kapı açıldı.

Odanın içi karanlıktı.

Ryan fenerini tuttu.

İlk gördükleri şey duvardaki yazılar oldu.

Yıllar boyunca biri bu duvarlara isimler yazmıştı.

Kaybolan insanların isimleri.

Öldüğü düşünülen insanların isimleri.

Ve listenin en altında yeni yazılmış bir isim vardı.

Noah Carter.

Noah bunu görünce olduğu yerde kaldı.

Çünkü bu isim henüz yazılmıştı.

Mürekkep hâlâ kurumamıştı.

Noah, duvardaki kendi adını gördüğü anda birkaç saniye boyunca hareket edemedi. Odanın içindeki herkes aynı noktaya bakıyordu. Duvar boyunca yazılmış isimlerin çoğu eskiydi. Bazıları yıllar önce kaybolmuş insanların isimleriydi, bazıları ise Blackthorn olaylarıyla bağlantılı olduğu düşünülen kişilere aitti. Fakat Noah’ın adı diğerlerinden farklı görünüyordu. Çünkü diğer yazıların aksine onun adı yeni yazılmıştı. Boyası hâlâ kurumamıştı ve bu, birinin çok yakın zamanda buraya gelip bu odaya girdiğini gösteriyordu.

Mia yavaşça Noah’a yaklaştı. “Bunu kim yazdı?”

Noah cevap veremedi. Çünkü kendisi de aynı soruyu düşünüyordu. Maskeli kişi onları sürekli izliyordu, hareketlerini biliyordu ve şimdi açıkça Noah’ı hedef alıyordu. Ama neden? Noah’ın bu kasabayla hiçbir bağlantısı olduğunu düşünmüyordu. Çocukluğundan beri bu bölgeye hiç gelmemişti. Blackthorn’un geçmişiyle ilgili hiçbir bağı olmadığını sanıyordu.

Ryan duvara yaklaşarak diğer isimleri incelemeye başladı. Parmaklarını yazıların üzerinde gezdirmeden, sadece dikkatlice baktı.

“Bu bir liste.”

Noah ona döndü.

“Ne listesi?”

Ryan birkaç saniye cevap vermedi.

“Bilmiyorum.”

Mia sinirlendi. “Herkes aynı şeyi söylüyor. Kimse hiçbir şey bilmiyor ama herkes bir şeyler saklıyor.”

Bu söz özellikle Clara’ya yönelikti. Clara bunu anladı fakat karşılık vermedi. Çünkü o da artık bazı şeyleri sorgulamaya başlamıştı. Yıllardır ailesinden kalan birkaç parçayı birleştirmeye çalışıyordu ama her yeni cevap başka bir soru oluşturuyordu.

Noah duvardaki isimlere bakarken bir şey fark etti.

Bazı isimlerin yanında tarihler vardı.

Ve tarihler rastgele değildi.

Her birkaç yılda bir yeni bir isim eklenmişti.

“Bu olaylar hiç bitmemiş.”

Ryan başını kaldırdı.

“Ne?”

Noah duvarı gösterdi.

“Bu sadece yirmi yıl önce olan bir şey değil. Biri yıllardır devam ettiriyor.”

Bu düşünce odadaki herkesin yüzünü değiştirdi. Çünkü şimdiye kadar maskeli kişinin geçmişte yaşanan bir olayın devamı olduğunu düşünüyorlardı. Ama eğer bu doğruysa, karşılarındaki kişi sadece eski bir sırrı korumuyordu. Yıllardır aynı şeyi yapmaya devam ediyordu.

Tam o sırada kapı kapandı.

Bir anda.

Dört kişi aynı anda kapıya döndü.

Ryan hemen kapıya koştu ve kolu çevirdi.

Açılmadı.

Kilitlenmişti.

“Geri çekilin.”

Ryan kapıyı zorlamaya çalıştı.

Noah odanın diğer tarafına baktı.

“Burada başka çıkış olmalı.”

Clara hemen duvarlara bakmaya başladı.

“Eski odaların bazılarında servis geçitleri olurdu.”

Mia ona döndü.

“Bunu da mı biliyordun?”

Clara cevap vermedi.

Çünkü bu sefer gerçekten korkmuştu.

Ryan kapıyı zorlamaya devam ederken Noah odanın içini incelemeye başladı. Eski dolapları, masaları ve duvarları kontrol etti. Birkaç saniye sonra yatağın arkasında farklı duran bir bölüm fark etti. Duvarın bir kısmı diğerlerinden daha yeni görünüyordu.

“Burada bir şey var.”

Herkes yanına geldi.

Noah duvara bastırınca küçük bir mekanizma sesi geldi.

Duvarın bir bölümü açıldı.

Arkasında dar bir geçit vardı.

Ryan fenerini içeri tuttu.

“Burası nereye gidiyor?”

Clara yavaşça konuştu.

“Bilmiyorum.”

Bu kez kimse ona kızmadı.

Çünkü gerçekten bilmiyor gibiydi.

Başka seçenekleri yoktu. Kapı hâlâ kilitliydi ve içeride kalırlarsa maskeli kişi onları kolayca bulabilirdi.

Tek tek geçide girdiler.

İçerisi çok dardı. Duvarlar eski taşlardan yapılmıştı ve yıllardır kimsenin kullanmadığı belliydi. Noah yürürken arkasındaki sesleri dinliyordu. Fakat birkaç dakika sonra garip bir şey fark etti.

Dört kişi olmaları gerekiyordu.

Ama arkadan gelen ayak sesi beş kişilik gibiydi.

Noah durdu.

Diğerleri de durdu.

“Herkes burada mı?”

Ryan saydı.

Noah.

Mia.

Ryan.

Clara.

Dört kişi.

Ama ses hâlâ geliyordu.

Mia’nın yüzü soldu.

“Biri daha var.”

Ryan hemen arkasını döndü ve feneri geçidin karanlık tarafına tuttu.

Kimse görünmedi.

Sadece yerde eski bir eşya vardı.

Bir telefon.

Noah yaklaşmadı.

Çünkü telefonun ekranı açıktı.

Ve ekranda tek bir mesaj vardı.

“Beşinci kişi hiç ayrılmadı.”

Ryan telefonu eline almadı.

Çünkü artık hiçbirinin bilmediği bir şey vardı.

Başından beri onları takip eden kişi sadece otelin içinde değildi.

Onların arasında da olabilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.