İçeriğe geç

Son mektup

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Son mektup

Bölüm 2

Kader(Arnold's pov)

Bugün güzel bir sabaha uyandım. Elimi yüzümü yıkamak için bahçeye çıktığımda çocukluk arkadaşım olan Joseph ve Edward ı gördüm.

-N'abersin kardeşim? Hazır mısın? Sabah yarışına? - Diye sırıttı bana bakarak Joseph.

Sabah yarışı mı? Doğru ya, bu sabah için onlara söz vermiştim. At üstünde Ceylan nehrine kadar yarışıp, sonrasında iki köyün arasında bulunan ve herkes tarafından ortak şekilde kullanılan bu nehirde dinlenicektik. Genelde böyle yarışları akşama doğru yapar, sonrasında Frank amcanın lokantasına gidip bira içer, Frank amcanın hayat hikayelerini dinler, keyifle sohbet ederdik.

Bu gün bir değişiklik yapma kararı almıştık. Aslında bu tesadüfen alınan bir karar değildi. Bugün geleneksel lale günüydü ve akşamki kutlamaya katılmak için yarışmamızı sabah yapmaya karar vermiştik.

-Bekleyin hemen geliyorum! - El sallayarak gülümsedim.

Ahırdan siyah atımı alıp onların yanına gittim.

-Ee, bu sefer kazanan ne alıyor?- Diye sordu Edward alaycı bir tavırla.

-Neden soruyorsun zaten kazanmayacağın belli. Boşuna meraklanma -Diyerek güldü Joseph

-Onu sonda göreceğiz.- Dedim ve hile yaparak atı sürmeye başladım.

Arkamdan "Hile yapıyorsun bu sayılmaz!" Diye bağıran Edwardın sesini, "Her zaman hileyle kazandın sen zaten!" Diye sinirlenen Josephi duyduğumda gülerek devam ettim yoluma. Onların da beni takip edeceğini biliyordum. Son hızla Ceylan nehrine doğru geldim ve çok geçmeden bana yetişen arkadaşlarımı gördüm.

-Sizi beklemekten ağaç oldum ya- dedim alaycı bir tavırla aynı anda gülerek.

-Budalanın tekisin Arnold. - Edward kaybetmenin getirdiği sinirle atından inip nehre doğru yaklaştı ve elini yüzünü yıkadı.

Joseph bir şey demedi. Atını bağlayıp oturdu.

- Buraya bu saatte ilk defa geliyoruz sanırım.

- Evet sabahları çok güzelmiş burası,- diye onayladım.

- E, çocuklar, akşamki kutlamaya kiminke geleceksiniz? -Cevabını bildiği bir soru sordu Edward.

Cevap vermedim. Elimdeki çubukla oyalanıyordum. Edwardın böyle yapması hoşuma gitmiyordu. Rahatsız olduğumu bilmesine rağmen her ikisi bazen açıyordu bu konuyu. Benden ne yapmamı bekliyorlardı tam olarak?

-Arnold, sonsuza dek yas tutamazsın biliyorsun değil mi?- Sanki düşüncelerimi okuyormuşcasına bana seslendi Joseph.

Cevap vermekten kaçındım. 3 sene önceki olaylar gözümde tekrar canlanmaya başladı. Hatırlamak istemezcesine başımı yana doğru çevirdim. Sanki hakikatden kaçıyordum, herkese malum olan acı bir gerçekten.

Suskunluğum onlara cesaret vermişti. Joseph lafına devam ederek:

- 3 senedir, dostum. 3 senedir yas tutuyorsun. Anlıyorum onu çok sevdin...ilk aşkındı. Ama son olmamalı.. ölüyle ölünmez kardeşim. Emin ol o da mutlu olmanı isterdi. Amelia senin mutlu olmanı isterdi.

Onun adını duyduğumda istemsizce bir kaç saniyeliğine gözlerimi sıkıca kapadım. Artık olmuyordu kaçamıyordum. Kulağımda sesi vardı. Amelia'm... benim güzeller güzeli, eşsiz sevgilim... 3 sene önce veba yüzünden kaybetmiştim onu. Daha 18 yaşındaydık..ve o buna dayanamadı. Ondan sonra kimseye o gözle bakamıyordum, ve inanın bana, bakmak bile istemiyordum. "Sonsuza kadar seni seveceğim" demiştim ona, ruhum ruhuna bağlıydı ve aksi olamazdı. Aksinin olmasını istemiyordum. O beni bekliyordu, ve zamanı geldiğinde onun yanına, cennete gideceğim umuduyla her sabah uyanıyor, onun için dua ediyordum.

-Arnold, iyi misin? -Edwardın sesi dalgınlığımı kovdu.

-Bu son uyarım. Bir daha bu konunun açılmasını istemiyorum. Kutlamaya da bensiz gidin. Keyfim kaçtı.- Dedim yüzümde ciddi bir ifade alarak.

Biraz sonra bize doğru yaklaşan köylü kızlarını gördük. Muhtemelen karşı köyden geliyorlardı, ellerindekilere bakılırsa, çamaşır yıkamak için geldikleri malumdu.

-Bu kızlar kim?- Diye sordu Edward.

-Boş verin bizim burda olduğumuzu görüp geri dönerler. Köy kızları genelde yabancılarla pek konuşmaz. -Diyip ağaça yaslanmaya devam ettim.

Aralarında bir şey konuştukları malumdu. Her halde çıkıp gideceklerdi. Ama sonra beklemediğimiz bir şey oldu. İçlerinden kahverenkli saçları olan bir kız cesaretle bize doğru adımladı. Ve karşımıza geçip konuşmaya başladı. Buranın onlara ait olduğunu, haftanın belirli günlerinde sabahlaeı burada çamaşır yıkadıklarını söyleyip bizim gitmemizi talep etti. Ama Joseph kızın karşısına geçip ona bunu yapmaya hakkının olmadığını söyledi. Onlara doğru yaklaşıp kızdan özür diledim ve hemen burdan uzaklaşacağımız söyledim. Bunu neden yaptım bilmiyorum. Edwardın itiraz eden sesini susturduktan sonra 3ümüz de atımıza binip yola koyulduk. Yolda Joseph ve Edward özür dilediğim için şikayetlenirken ben neden durduk yere böyle bir şey yaptığımı anlayamadım. Ve noluyordu bana? Neden bu olayı beynimde çevirip duruyordum ki. Saçmalık, sadece bir dialok işte. Günlük yaşanabilecek bir olay. Son zamanlarda fazla kafaya takıyordum saçma şeyleri. Uykumu daha iyi almam gerekiyordu belli ki..

Bölüm sonu

3 yorum