(NASTYA’NIN ANLATIMIYLA)
Sabah uyandığımda kendimi Aryaz’ın kolları arasında buldum. Ufak çaplı bir çığlık atınca Aryaz uyandı. “Dün gece hiçbir şey yaşamadık değil mi Aryaz?” “Saçmalama, evlenmeden olmaz.” deyip sırıttı. “Pis sapık!” “Bana hayran kalıcannnn!” “Uzaklaş benden!” Karya bu sese bile uyanmıyordu. Kenardaki demir korkuluklara dayandım, kalbim çok hızlı çarpıyordu. Aryaz beni tuttuğu gib omzuna adeta bir çuval gibi aldı. Çırpınmak nafileydi. En sonunda bıraktı. “Hepimiz bir tatili hak ettik.” dedi ve çapayı denize attı. Karya uyandığı gibi bu “sevinçli” haberi duyunca çantasından iki tane bikini çıkardı. Bunları taşıdığına inanamadım.
Bikinimi giyip denize atladım. Aryaz da arkamızdan geldi. Bir süre yüzdükten sonra bir şeyin ayağımı çektiğini fark ettim. Boğuluyordum. Aryaz hemen gelip beni kucakladı. “Oraya çok gitmesen iyi olacak küçük hanım!”
Biraz daha yüzdükten sonra bota bindik. Üstümüzü değiştirip güzel bir yemek yedik. Şaka bir yana tim günümüz suda geçmişti ve çok yorulmuştum. Güverteye çıkmadan önce Aryaz’ın da orada olduğunu görünce ona da kahve yaptım. Kahveleri getirince bana tek bir şey dedi. “Bugün ikimiz de 18. yaşımıza girdik.” O an reşit olduğumun farkına vardım ve yanımda annem yoktu. Bir ağlama hissi geldi ve gözlerim doldu. Yanında ağlayamazdım. Arkanı döndüm sessiz sessiz ağlamaya başladım. Kollarımı sardı. “Seni anlıyorum.” dedi.
“Tekrar deneyelim Aryaz! 18 yaşımızın şerefine bir daha deneyelim.”
”Deneyelim güzelim, deneyelim.”
