İçeriğe geç

Son krallık

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Son krallık

Bölüm 3

Bölüm 3

(ARYAZ’IN ANLATIMYLA)

Aklıma gelen plan aslında dediğim gibi riskliydi ve akıl almaz derecede korkunçtu. Leonardo, eskiden Kanteya için çalışırdı ancak sonradan Kanteya’nın karanlık taraf olduğunu düşünüp Arsilya’nın tarafına geçerek büyük bir hataya imza atmış olmuştu.

Neler olduğunu hatırlıyorum yaklaşık 10 yaşındaydım. Leonardo bana masal anlatıyordu. Sonra birden durdu ve içinde yeşilimsi morumsu bir sıvı olan bir şişe çıkardı ve bunun bir meyve suyu olduğunu söyledi. Bende içtim sonrası yok. Ancak uyandığımda odamdaki cam kırılmıştı, askerler nöbet tutuyor, amcam emirler yağdırıyor ve hemşireler başımda bekliyordu.

Aslında bana içirdiği şey krallığımızda bulunan zehirli bir yılana ait olan ve damlası 26 yetişkini öldürecek kadar güçlü olan ancak hoş tadı ve kokusu sebebiyle içecek zannedilen zehri içirmişti. Bir mucize eseri kurtuluştum.

Birkaç gün sonra da Arsilya Krallığı’nın kralının kahyası olarak işe alındığını öğrenmiştim.

Yıllar boyu içimdeki öfke sönmemişti, intikam planlarım vardı.

İNTİKAMIMI ALDIM.

Saraydan bazı casuslar gönderip Leonardo hakkında bilgi almalarını sağladım ve patronu tarafından izne çıkarıldığını öğrenince intikam planı için harika bir fırsat olacağını düşündüm.

Ayrıca eğer şu an ben öldürmeseydim de yıllar önce idam cezası almıştı ve suçlular cezasını çekmeli ne de olsa “Kötüleri affedenler, iyilere zarar verir.”

O gece, adamlarımı yolladım ve işini bitirdim…

Daha sonrasındaysa amcama gittim ve olanları anlattım. Ben hakkım olan intikamı almıştım sadece. Sonra da son vedasında onunla olmak istediğimi söyleyince en az benim kadar manyak olan amcam buna izin verdi.

Ama şimdilik kimsenin bunu bilmemesi gerek…

(nastya’nın anlatımıyla)

Cenaze töreni bittikten sonra krallıkta 1 günlük yas ilan ettim. Çünkü bu oldukça üzücüydü. Ertesi gün yani yas gününde kulaktan kulağa konuşmalar geçiyordu. İşin aslını öğrenmem lazımdı saçıma peruk taktım, üstüme de eflatun bir kapüşonlu geçirip yüzümü kapattıktan sonra halkın arasına karıştım.

İlk gördüğüm kişiler 25 yaşlarında beş tane adamdı ve aralarında konuşuyorlardı. Onlara yakın bir yerde durup onları dinlemeye başladım:

“Duyduğuma göre ihtiyar kahyayı Aryaz öldürmüş.”

“Şşşt! Adını anma onun!”

“Aslında olabilir, karanlık bir geçmişleri var sonuç olarak.”

“Kraliçe bunu biliyor mu acaba?”

“İşte, o zaman büyük savaş başlar. Kraliçe onu çok severdi.”

Kendime hakim olamadım, kapüşonluyu da peruğu da çıkardım. “Ne saçmalıyorsunuz siz?”

Adamlar donakaldı, oradan hızla uzaklaştılar. Artık canıma tak etmişti, Aryaz ile konuşmamız gerekiyordu anck bunu bir basın toplantısı yapamazdım. Özel olarak konuşmak en mantıklısıydı. Saraya döndüm, Karya’ya planı hızlıca özetledim ve Karya yola çıktı.

(Karya’nın anlatımıyla)

Dondurucu soğukta yola çıkmıştım. Nastya’nın verdiği görevler benim için oldukça önemliydi. Biraz dinlenmeye karar verdim. Nastya hiç durmadan buraları nasıl yürüdüğünü anlamış değilim. Mola için durduğum yerde eski püskü ve yıkılmak üzere olan bir ev vardı.

Evin dış cephesi siyaha boyanmıştı ancak boyaların çıktığı yerler çok fazlaydı. Boyaların çıktığı yerden eski ahşap bir malzeme ortaya çıkıyordu.

Bir anda kapı gıcırdadı ve bu beni ürkütmüştü. Kapının açıldığı aralıktan yaşlı, hasta bir kadın başını uzattı. Üstünde yırtılmış siyah bir elbise ve rengi solmuş koyu kırmızı bir şal vardı. “Ah, benim küçük meleğim. Oldukça yorulmuş görünüyorsun yanılıyor muyum? İçeride biraz dinlenebilirsin.” Kafamı hayır anlamında iki yana salladım. Kadın anlayışla karşıladı. “Sen Karya’sın değil mi? O, şımarık kız yüzünden geri plana atılan zavallı kız sensin. Sana tek bir şey söylemem gerek evlat, o şımarık veledin tahtta hakkı yok. Sen onun kardeşisin. Yıllar boyu geri plana atıldın. Artık taht senin hakkın. Şimdi git ve hakkını al.” Bunu söyledikten sonra kapıyı yüzüme kapadı. Yaşlı kadının bu sözleri beni çok etkilemişti ve bunu yapacaktım gidip hakkım olanı alacaktım…

Saraya döndüm. Destarbus’a,(kitabın başındaki o telsizdeki ses ona aitti.) Nastya’nın nerede olduğunu sordum. Nastya’nın odasında beni beklediğini söyledi. “Harika.” diye mırıldandım. Sert ve hızlı adımlarla oldukça gösterişli olan merdivenden yukarı çıktım. Kapıyı çalma zahöetine girmeden kapıyı anında açtım. “Konuşmamız gerek Nastya.”

“Tamam, sana nasıl yardımcı olab- Dur bir dakika. Sana bir görev verdim ve sen bunu yerine getirmeden geri geldin. Çok kısa sürede dönmenin başka bir açıklaması olamaz. Karya Efiyas, size verilen görevi yapmanızın üstünü çiziyorum. Lütfen, gidin ve halledin şu işi.”

Daha fazla dayanamadım.

“Yeter ama! O tahtta benimde hakkım var. Yaşı büyük olan sen olabilirsin ancak beni köle gibi kullanamazsın Nastya Arsilya. Bende bir Arsilya’yım, Arsilyalı’yım ancak aynı zamanda Arsilya soyadını bende taşıyorum. Benim soyadım Efiyas falan değil, ben Karya Arsilya’yım!”

Nastya da öfkelenmişti ve bana daha önce asla konuşmadığı tarzda konuşmaya başladı. “ Madem o kadar eminsin sende de bir Arsilya asilliğinde bir kan olduğuna birkaç test ve tahlille her şey ortaya çıkar. Ancak bu testlerin doğruluğu da %100 doğru ve net değil. Madem bu kadar eminsin kendinden ölmüş anne ve babanı sever miydin acaba? Sen annemler öldükten sonra buraya geldin artık anla sen benim kardeşim değilsin!

Onurum kırılmıştı. Gözlerimden adeta fışkırmaya çalışan gözyaşlarına hakim olamıyordum. “O halde neden onların imzası vardı?” dedim son bir ümit.

Ağlamaktan uykuya dalmışım ve ne kadar uyuduğumu bilmiyordum ama uyandığımda Nastya’nın camdan dışarı izliyor olabileceğini adım gibi biliyordum. “Aslında olabilir. Amcam beni bile zehirlemeye çalıştı ve o imzalı not… Bana bir ümit verdi Karya. Hadi, sil gözyaşlarını ve toparlan. İkimize birer sırt çantası hazırla gidiyoruz.”

“Nereye?”

“Anne ve babamızı bulmaya…”

Bölüm sonu

14 yorum