(KARYA’NIN ANLATIMIYLA)
Aryaz ve Nastya ne kadar kabullenemese de bence onlar da aralarındaki çekimi hissediyorlardı. Aralarındaki çekim gayet normaldi, insanlar aşık olabilirdi ancak iki düşman ülkenin insanları birbirine aşık olursa…
İŞTE BU BÜYÜK BİR FELAKETİN BAŞLANGICI OLABİLİR.
(NASTYA’NIN ANLATIMIYLA)
Adaya ayak bastık ve keşfe çıktık.
“Ayrılalım.” dedim.
”Olmaz, kayboluruz.”
”Aryaz, en mantıklısı bu bir şeyi bulmak için bir şeyden feda edilmeli.”
Üçümüz de farklı yerlere gittik. Gittiğim yer ormanlık bir alandı.
“Anne,baba!”
Çalılardan hışırtı sesleri gelince kılıcımı kınından çıkardım, dikkatlice ve yavaş adımlarla çalıya yaklaştım ancak çalının içinde bir şey yoktu.
Kılıcımı her ihtimale karşı elimde taşıdım ve yürümeye devam ettim ama bir bataklığa girdim. Sakin kalmalıydım yoksa daha fazla dibe batacaktım ve ayaklarım dibe basmıyordu. Çok derin olmalıydı. Bataklığın hemen kenarında sarmaşıklar vardı ancak uzanamayacağım kadar uzaktaydılar. Bir anda bataklığın üzerine kalın bir halay düştü. Kafamı yukarı çevirdim ama halatı verene her kimse gözden kaybolmuştu bile.
”Teşekkür ederim!!!” diye bağırdım yukarı doğru.
Cevap gelmedi.
Halatı kılıcıma güzel bir şekilde bağladım ve kılıcımı toprağa doğru attım ancak toprağa saplanmadı, geri çektim ve bir daha denedim ancak yine olmadı. Batıyordum ve battıkça daha çok endişeleniyordum. Şimdiden göğsüme kadar batmıştım. Bir kez daha var gücümle attım ve bu sefer saplandı.
Derin bir nefes aldım. Ucuz kurtulmuştum. Halata tutunup karaya çıktım. Kılıcımı tekrar elime aldım ve ipi de diğer elime aldım. Karşıda bir dere vardı ve orada üstümdeki çamuru arındırabilirdim. Akarsu olduğu için halatla kendimi bir kayaya bağladım ve suya girdim. Çamurları arındırmam 10 dakikamı almıştı.
Halatı çözüyor kıyıya çıktım halatı da tıkladıktan sonra halatı çantama koydum ve yola devam ettim. Tekrar hışırtı sesleri geldi arkamdan gelen bir el ağzımı kapattı ve sonrasını hatırlamıyorum…
