Bahran ona doğru dönüp konuştu: — Naber? Bahran ona bakarak, yanındaki onunla konuşmayan çalışan Alara’dan bahsederek Roza'nın gözlerinin içine baktı. Konuşabilmek için yalnız kalabileceği bir yere gitmek istediğini söyledi. Roza onu temizlik eşyalarının konduğu yere götürdü. Roza merakla konuştu: — Evet, dinliyorum. Neden peşimdesin? Bahran hemen cevapladı: — Biliyorum, güzel bir karşılaşma olmadı, seni korkuttum. O yüzden özür dilemeye ve "Benimle yemeğe çıkar mısın?" demeye geldim. Bahran, dünden beri o masum gözlerin aklından çıkmadığını söylemeye çekinerek konuştu. Roza: — Peki, tamam geleceğim seninle. Umarım bir sorun olmaz, dedi. Bahran: — Tamam o zaman, yarın akşam evinden alırım seni. Konum atman için numaramı vermem gerek, diyerek numara alışverişinde bulundular. Bahran iş yerinden çıktı, arabasına binip uzaklaştı. Roza masasına döndüğünde soğuk bir ifadeyle ona bakan Alara’yı gördü. Roza endişeyle konuştu: — Neyin var Alara? — Hiç... O adam kimdi? Sevgilin mi yoksa? dedi Alara merakla. — Hayır, sadece bir yanlış anlaşılma yüzünden geldi, dedi Roza. Alara alaycı bir şekilde gülerek: — Zaten öyle biri senin gibi biriyle sevgili olmaz bence, dedi. — Nedenmiş Alara? Neyim varmış benim? — Ah tatlım, bir şeyin yok. Sadece öyle adamlar zevk sahibi insanlar; yani benim gibi insanlardan hoşlanabilirler, diye cevapladı Alara. Roza bir şey demeden işine döndü ve akşama kadar çalıştı. Akşam mesaisi bitince çıkmak için hazırlandı ve iş yerinden çıkıp eve doğru ilerledi. Birinin onu takip ettiğini düşünüyordu; hızlı adımlarla eve doğru ilerledi, kapıyı çalıp içeri girdi. Annesi ve erkek kardeşi uyumuştu; annesi ona kapıyı açmak için uyanmıştı, sonra tekrar uyumak için odasına doğru ilerledi. Roza odasına girip üstünü değiştirdi, duş alıp yatağına uzandı. Telefonuna üç dakika önce atılan mesaja gözü kaydı. Mesaj bildirimi: "Yarın hazır ol Roza, iyi bir akşam yemeği için." (Bahran'dan). Roza mesajı görmezden gelip uyudu. Sabah oldu, kalkıp kahvaltıya oturdu ve annesine olanları anlattı. Annesi dikkatli olmasını söyleyip sofrayı toplamaya başladı. Roza dün gece atılan mesaja cevap verdi: — Saat 6 gibi hazır olurum. Televizyonun karşısına geçip oturdu. Aradan saatler geçti ve Roza kalkıp hazırlanmaya başladı. Güzel, pantolonlu bir takım giydi; saçlarını kıvırcık yapmıştı. Makyajını yapıp en sevdiği parfümü sıktı. Annesi ve erkek kardeşiyle vedalaşıp çıktı. Kapının önünde beklerken dakikalar sonra siyah bir spor araba durdu. Roza ön koltuğa oturdu. Bahran, arabayı dolduran o güzel kokuyu görmezden gelmeye çalışarak: — Hoş geldin, çok güzel olmuşsun, dedi. Resmen bütün araba onun gibi kokmuştu. Yarım saat sonra lokantanın önünde durdular. Bahran inip onun kapısını açtı; Roza inince kapıyı kapattı. Bahran onun koluna girip içeri girdi ve rezerve ettiği masaya oturdular. Yemek siparişlerini verdiler ve konuşmaya başladılar. Ara sıra gelen garsona ve yemeklere aldırış etmeden konuşma uzayıp gitti. Roza birden güldü; Bahran onun gülüşüne bakakaldı. Yemekler masayı donattığında Roza kafasını yemeklere çevirdi, sonra Bahran’a döndü: — Ben bunların çoğunun tadını bilmiyorum... O sırada garson elinde bira şişesiyle geldi. Bahran tam alacakken Roza net bir tavırla konuştu: — Bahran, ben içmiyorum. Bahran birayı geri gönderdi ve Roza’ya dönüp baktı: — Peki, ben de içmem o zaman, deyip yemekleri tek tek, sıkılmadan Roza’ya anlattı ve tattırdı. Güzel bir yemeğin ardından onu eve bırakmak için tekrar arabanın kapısını açtı. Bahran arabayı çalıştırdı ve masum bir şekilde bakarak konuştu: — Beni reddetmediğin için teşekkür ederim Roza. Roza da: — Ben de benden sıkılmayıp her şeyi öğrettiğin için teşekkür ederim, dedi. Dakikalar sonra Roza'nın evinin önünde durdular. Bahran kapıyı tekrar açtı; Roza inip eve doğru yürüdü. Bahran arkasından bakıp fısıldadı: — Küçük balık... Gaza basıp oradan uzaklaştı.
Bölüm 2
Bölüm 2- Akşam yemeği
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.