Ünye – 5. Gün / Sabah
Güneş, şehirde yine sessizce doğdu.
Martılar vardı, rüzgâr vardı.
Ama hâlâ insanlar yoktu.
Sinan, rüyasında duyduğu sözleri düşünüyordu:
“You can find us.”
Bizi bulabilirsin.
Bunu sadece bir rüya gibi hissetmemişti.
Sanki bilinçaltı değil, bilinç üstü bir çağrıydı.
Telefonunu kontrol etti.
Instagram’da yeni bir mesaj vardı.
Yine @silent_in_london adlı hesaptan gelmişti.
“Radyo. 99.0 MHz. 12:00.”
Hepsi bu kadardı.
Kısa, sade ama hayati bir bilgi.
📡 Radyo Yayını
Hemen şehirdeki eski bir elektronik mağazaya koştu. Raflarda hâlâ piller vardı.
Bir cep radyosu buldu, çalıştırdı.
Frekansı 99.0’a çevirdi.
İlk başta statik cızırtılar geldi.
Sonra… bir tıkırtı.
Sonra... ses.
Kadın sesi. Hafif çatallı, biraz yorgun ama canlıydı.
“Bu yayın, dünya üzerinde hâlâ hayatta kalanlara yöneliktir.
Eğer bu frekansı duyuyorsanız, yalnız değilsiniz.”
Sinan o sabah başka uyandı.
Artık yalnızlığı kabul etmiş biri değil, bir amacı olan biri gibi.
Radyo yayını hâlâ kulaklarında çınlıyordu:
“Londra’da bir topluluk kuruldu…
Her ülkeden bir kişi hayatta.
Eğer duyuyorsan, bize ulaş.”
Sinan not defterine koordinatları yazdı.
Sonra büyük bir harita buldu.
Türkiye’den Londra’ya…
Yaklaşık 4000 kilometre.
Denizler, dağlar, sınırlar...
Ama artık hiçbir sınır yoktu.
Sadece yollar vardı.
🚘 Hazırlıklar
Bir otomobil galerisine girdi.
İstediği arabayı seçti. Siyah bir Jeep.
Dayanıklı, güçlü, yolda bırakmaz.
Depoyu doldurdu.
Arabanın bagajına kutu kutu yiyecek, su, giysi, benzin bidonları koydu.
Bir harita, bir pusula, bir telsiz, bir radyo...
Ve yola çıktı.
🌍 YOLCULUK
Türkiye’den Bulgaristan’a geçti.
Sınırlar boştu.
Gümrükler terk edilmişti.
Ama yollar açıktı.
Her ülke bir sessizlik gibiydi.
Sofya... Belgrad... Budapeşte... Prag... Almanya...
Yollarda bazen durmuş, eski şehir merkezlerini gezmişti.
Her yerde aynı his:
Sanki insanlar bir anda buhar olmuştu.
Ama bir detay dikkatini çekti:
Prag’da bir duvara sprey boyayla yazılmıştı:
"Still alive. 3rd day. Czech Republic."
Almanya’da bir not buldu bir benzin istasyonunda:
“Koordinatlar Londra. Aynı frekansı dinle.”
Yalnız değildi.
Ve yalnız kalanlar, bir yöne yürüyordu: Batıya.
🇬🇧 LONDRA – 8. Gün
Sinan aracıyla Manş Tüneli'nden geçti.
Boş otoyollar, terk edilmiş şehirler…
Ama kalbinde artık korku değil, sadece inanç vardı.
Londra’ya vardığında şehir hâlâ sessizdi.
Ama bir binanın çatısında kırmızı bir bayrak gördü.
Üzerinde yazıyordu:
“WE ARE HERE.”
Sinan aracı durdurdu.
Yavaşça kapıyı açtı.
Yürüdü.
Kalbi çarpıyordu.
Dünyadaki tüm yollar onu buraya getirmişti.
Bir kapı gıcırdadı.
İçeriden bir kadın çıktı.
Yabancıydı. Ama gözlerinde bir tanıdıklık vardı.
Hayatta kalmış herkesin gözlerinde olan:
Yorgun ama inatçı bir ışık.
Kadın göz göze geldi:
“Sen... Sinan mısın?”
Sinan başını eğdi, tebessüm etti.
“Artık değilim.
Artık... biz’iz.”
“Bir kişi yola çıkarsa umut olur.
İki kişi buluşursa hayat başlar.
Dünya durmuş olabilir… ama insan yürümeye devam eder.”