Aradan bir hafta geçti ve Matthew hala kendini suçluyordu. Hiç dışarı çıkmıyordu hatta odasından bile çıkmıyordu. Bir kaç kez hayatına son vermeyi bile denedi ama başarılı olamadı. Her seferinde gözlerini hastanede açtı. Melania Matthew ile konuşmak istiyordu. Matthew ifadeden döndükten sonra onun evinin önüne geldi evde Matthew'den başka kimse olmadığı için kapıyı Matthew açtı. Melania'yı karşısında görünce utançtan başını eğdi.
-Matt, içeri girebilir miyim?
Matthew, Melania içeri girsin diye kenara çekildi. Melania'da içeri girdi ve Matt'a döndü.
-Kusura bakma Matt, hastane ziyaretine gelemediğim için özür dilerim.
Matt soğuk bir ses tonuyla sordu:
-Neden geldin?
-Gelmese miydim?
-Gelmeseydin keşke.
-Neden Matt? Neden böyle davranıyorsun?
-Sizi gördükçe kendimi daha da suçlu hissediyorum.
-Suçlusun çünkü Matt!
-O zaman evimden defol!
-Böyle davranman onları geri getirmeyecek!
Melania, Matthew'in gözlerinin dolduğunu fark edince sustu. Sonra umut dolu bir tutumla konuştu:
-Umudumuzu kaybetmeyelim Matt. Belki bulunurlar...
-1 hafta aç, susuz ve soğukta nasıl hayatta kalabilirler sence?!
Melania sustu, Matthew ise ağlamaya başladı.
-Mesajlarımız ortaya çıktı! Ayrıca Hannah ve Tom'un ailesi benden şikayetçi! Tüm hayatım mahvoldu! Bana ne olacağı belli bile değil!
-Ha sen kendi rahatını düşünüyorsun demek!
-Ben hapishaneye gitmek istemiyorum Melania!
Melania biraz durdu ve derin bir nefes aldı.
-Gitmeyeceksin.
-Nasıl?
-İçimden bir his bunu söylüyor bana...
-Ne söylüyor?
-Hannah ve Tom bulunacak. Çok yakında...
Matthew iç çekti.
-Umarım...
Melania Matt'in omzuna elini koydu nazikçe.
-Bugün burada kalabilir miyim?
Matthew şaşırdı.
-Sen mi?
-Kim olacak tabiki de sen! Neden sordun ki?
-Hiç daha önce bir kızla yatıya kalmadım...
-Ben ilk olurum işte!
Matthew biraz düşündü.
-Annem izin verirse olur.
-Tamam o zaman! Jane ablayı bekleyelim!
Melania koltuğa oturdu. Matthew biraz şaşırdı, ilk defa bir kızla uzun süreli vakit geçirecekti.
Melania sordu:
-Sence Jane abla izin verir mi?
-Bilmem... Verir belki.
Melania Matthew'in sargılı kollarını fark etti. Nazikçe onları elledi. Matthew şaşırdı ama geri çekilmedi.
-Bir daha yapma tamam mı?
-Neyi?
Melania, Matthew'in kollarını işaret etti.
-Bunu.
Matthew biraz dalgın dalgın baktı.
-Başka seçeneğim yoktu.
-Bunu yapmak zorunda değildin! Bu kolaya kaçmaktan başka bir şey değil!
-Sen nereden bileceksin ki?! Daha önceden böyle bir şey yaşamamışsındır ki sen!
Melania durup iç çekti
-Öyle mi sanıyorsun?
Matthew durdu.
-Evet.
Melania güldü.
-Eskiden bende seninle aynı fikirdeydim, bunu yapmanın kurtuluşu beraberinde getirdiğini düşünürdüm.
Matthew durdu bir an. Ne demekti bu şimdi?
Ama Melania fazla uzatmadı.
-Neyse! Şimdi beraber geçireceğimiz zamanı nasıl değerlendirdiğimizi düşünelim! Ne dersin?
O anda kapı çaldı, Matthew kapıyı açtı. Annesi yani Jane gelmişti.
-Hoş geldin Melania.
-Sağ ol Jane abla. Bu arada Jane abla bugün burada kalabilir miyim? Matthew'e biraz destek olmak isterim.
Jane gülümsedi.
-Tabii olur.
Matthew göz devirdi.
-Benim desteğe ihtiyacım yok ki!
Dedi. Jane ve Melania sırıttı.
Melania ailesine haber verdi, ailesi izin vermişti zaten. Matthew'in odasına gittiler. Orada biraz sohbet ettiler.
-Bir şey soracağım Matt.
-Sorabilirsin.
-Siz urbex yapmaya ne zaman başlamıştınız?
Matthew uzaklara daldı. Melania sorduğuna pişman oldu.
-Özür dilerim Matt... Sorduğum için çok pişman oldum şimdi.
-Sorun değil... Anlatmak isterim.