Tamı tamına 6 gün. Katil olmamın üstünden geçen tam 6 gün. Kafamdaki seslerin susmadığı 144 saat. Kendime inanamadığım 8640 dakika.
Elvin’in aramasının üstünden 1 saat geçmeden dışarıdaydım. Telefona bakmasamda Elvin’in telefonlarını hep açardım. Saat 22.57’ydi. Elvin’in arabası önümde durduğunda cama iki kez tıkladım. Elvin camı açıp beni süzerken ‘’Nazar değmesin’’ diyerek lama gibi tükürdü. Arabaya geçip telefonu hemen elime aldım.
Bugün 30 Temmuz’du. Bugün doğum günümdü. Hiç değilse Elvin için eğlenmeliydim. Hemen Kaan Boşnak’tan ‘Benimle Kayboldun’ açıp arkama yaslandım. Vale’ye arabayı bırakıp bara girdik. Üstüme patlayan konfeti ile şoka uğramıştım. Tüm sevdiklerim, hepsi karşımdaydı. Biraz daha yukarı baktığımda o yazıyı gördüm. ‘İlayda Tekin bir devrimdir’ İlayda Tekin 19 yaşında. O küçük kızı büyütmüştüm. İçeri girdiğimde yapmam gereken zaten ezberimdeydi. Ortaya geçip aldığım şarap bardağını havaya kaldırırım. ‘’Geleceğe dostlar.’’ O an gerçekten mutluydum. Elvin gidip birileri ile konuştuktan sonra geri döndü.
O an herşey durmuştu, sinir yoktu, ses yoktu. Biz geldiğimizde bomboş olan barda dolmaya başlamıştı. Dans ederken yanıma gelen adama kafamı kaldırıp baktım. Uzun boylu, dağınık saçlı, kumral, mavi gözlü bir çocuktu. ‘’Buyurun’’ dedikten sonra aniden sarıldı. Sarıldı? Sertçe itip tokat attım. ‘’Ne haddine bana sarılmak’’ diyerek bağırırken eliyle ağzımı kapattı. ‘’Ammada güçlüymüş ses tellerin be kadın. Doğum gününü kutlamak istedim.’’
Alay ediyordu benimle. ‘’Bir tokat dahamı yemek istersin yoksa kendin gidermisin?’’ Gerçekten alay eder gibi yaklaştı ‘’Doğum günün kutlu olsun su perisi.’’ Yüzüne attığım ikinci tokadı onunda beklemediği açık kesin ve netti. Yanımızdan ayrılırken Tunç’un yanıma geldiğini his etmedim bile. Saat gece 2’ye kadar durmadan dans etmiştim. Herkes dağılırken 6 gün sonunda telefonumu açtım. Gelen mesajlar başın sağolsun ve iyiki doğdun mesajlarıydı.
Annem 1600 tane mesaj atmıştı. Babamın öldüğü ile ilgili. Artık vakti gelmişti. Elvin’e beni eve bırakmasını istemek yerine anneme bırakmasını istedim. Annem beni aradığında hiç bekletmeden açtım ve eve geldiğimin haberini verdim. Elvin tam o sırada bana döndü ve birşey diyeceğini anladım. ‘’Bak İlayda biliyorum kızıcaksın ama o çocuk. Senin instagramını istedi’’ tam o sırada Elvin’e bakışlarımla küfür ediyordum. ‘’Sende vermedin, değil mi Elvin?’’ Bana mahçup bir yüzle bakıyordu. Yapacak birşey yok deyip telefonuma bakmaya başladım. ‘’Çocuk aslında yakışıklıydı, yaklaşım şeklini sevmedim. Bir insan gidip her doğum günü olana sarılmaz güzelim. Kendimi boş hislere kaptırmak yerine takıl geç yapmak tercihim olur. Bak hem kırmıyor. Mesela sen her gün ağlayarak arıyorsun beni ve ben telefona bakmasamda açtım senin aramalarını. Konu neydi Mami yine üzdü beni. Ne gerek var bu kadar kırılmaya.’’ Hiçbirşey demedi. Susmak cevabı oldu. Annemin evine ulaştığımda sarıldık ve kapıya gittim. Etraf boştu ama ben çok şey görüyordum. Çok fazla şey görüyordum. Kapı zilini 4 kez çaldım bu aileye kapıyı çalan benim deme şeklimdi. Hep 4 kez çalardım. Annem kapıyı açtığında gözleri kıpkırmızıydı. Saçları dağınıktı ama yine bırakmamış bana pasta hazırlamıştı. Üstündeki mumu üfleyip anneme sarıldım. ‘’Kız, gözler dolu yine yürü pasta yiyelim’’ diyerek annemi mutfağa gönderdim ben ise salona geçtim. Telefonuma gelen bildirime bakıp telefonu kırmak isteme hissimi bastırmaya çalışıyordum. ‘Demir Deniz Dinçer’den yeni bir mesajınız var.’ Yüzsüz gibi yazmışmıydı. Evet tam bir yüzsüz gibi yazmıştı. İstemeye istemeye mesaja girdim.
-Yüzümde 10 parmak iz var. Bunun açıklaması nedir İlyada Hanım
Alaylı konuşmaya devam ediyordu gerçekten 50 parmak iz istiyordu. Sinirle yazmaya başladım.
-Bak çocuk hiçbir insan gelipte bir sebep yokken tanımadığı bir insana sarılmaz. Benim asabımı bozma gerizekalı gerizekalı davranışlarda bulunmasaydın bunlar yaşanmazdı. Birde hala yüzsüz gibi yazıyorsun. Yazabiliyorsun. Hesap vermemi istiyorsun? O hesabı maalesef alamazsın. Beni diğer insanlarla çok karıştırma derim istesem daha fazla vururdum. Adam olmayana bu şekil öğretiyoruz işte. Ayrıca doğum günümü kutladığın için sağol.
Fark etmeden 3 dakikayı geride bırakmıştım. Telefonu kapatıp annemin getirdiği pastayı zevkle yemeye başladım gerçekten bu işte fazla iyiydi. Bir bildirim sesi daha duyunca göz devirdim ve annem fark etti. ‘’ Ne oldu benim kızıma kim sıktı yine canını göz deviriyorsun’’ Sanırım anlatmalıydım. ‘’Bak şimdi annecim biliyorsun, doğum günlerimizi barda kutluyoruz. Bir çocuk gelip kafasına göre sarıldı bana. Benimde sinirim bozuldu çaktım iki tane. Benden öğrenemeyeceğini anlayınca Elvin’den instagramımı istemiş. Elvin’i biliyorsun zaten hemen vermiş. Çocuk şimdi bana yazıyor.’’ Annem düşünceli bakıyordu.’’Bak kızım biliyorum eğlenmeyi seviyorsun ama babanın ölümü daha yeni yaşandı. Hem üstüne ilgi çekilir şüpheli listesinde olduğunu söylediler. ’’ Anneme söylemişlerdi bunları. ‘’Merak etme iyi olacağız, düzelecek,başaracağız’’ konuşmaya devam ederken telefonumu açtım ve mesaja baktım.
-Peki olayda başa dönelim ben Demir Deniz
Dinçer 22 yaşındayım.
Geri yazmaya başladım
-İlayda Tekin. Tam 19 yaşındayım. Birde bana neden su perisi dedin.
Yazıp çıkacakken anında cevap verdi
-İnsan isminin anlamını bilmezmi. İlayda su perisi demek. Biliyorsun sandım. Kusura bakma.
Mesaja görüldü atıp odama çıktım. Kulaklığımı takıp telefonumdan ‘Gurur Benim Neyime’ açtım ve yatağıma yattım. 4 mesaj atmıştı.
-Görüldümü, ayıp oldu
-Cevap verecekmisin artık???
-İlayda bak artık.
-Ölmedin değilmi İlayda
Gülüp cevap yazdım
-Öldüm sana söylemiyorum Demir
Telefonu kapatayım derken bir anda bir mesaj daha…
-Çok güzelsin İlayda
Cevap verdim, konuşurken saat çok hızlı ilerliyordu. Saat 3 olmuştu. Uykusumu geldi yoksa gerçekten benimi düşündü bilmiyorum ama ‘’Uyu hadi, uyku düzenini bozma’’ yazdı. Uyku düzeni ne, yeniliyor mu?
Bölüm 1 Sonu