İçeriğe geç

son güneş

Bölüm 2 · 2 dk okuma

son güneş

Bölüm 2

İlk Karşılaşma

Sabah kahvaltıdan sonra ablam Ahu ile en sevdiğimiz kafeye gitmeye karar verdik ve ben her zamanki gibi hızlıca hazırlandım. Siyah kumaş pantolon, siyah kare yaka bir bluz ve yanıma koyu kahve tonlarında bir blazer ceket aldım. Ablam da yine benden sonra hazırlanmıştı; çok güzel bir makyaj yapmış ve mevsimlik elbise altına topuklu yarım çizmeler giymişti. Evden çıkıp arabaya bindik. Sanki hissetmiş gibi İdil aradı. "Hava çok güzel, dışarı mı çıksak?" demişti. Nefesimi sıkıntıyla vererek cevapladım: "Ben zaten dışarıdayım." İdil sinirli bir tonda, "Bensiz nereye?" demişti. "Ablamla boş günümüz sahil kenarındaki kafeye gidiyoruz." Telefon arabaya bağlı olduğu için ablam da duyuyordu. "Sen de gelsene İdil," dedi. Ablama göz devirdim, İdil de bu anı bekliyormuş gibi hemen "Olur," dedi. "Tamam o zaman, hangi kafe olduğunu biliyorsun, her zamanki," dedim ve kapattım. Arabayı sahil otoparkına park ettikten sonra sahil yürüyüş yolunda ablamla yürüdüm ve en sevdiğimiz kafeye geldik.Son Güneş cafe burası çok güzeldi, huzurlu bir cafeyedi. Devamlı müşterisiydim buranın. On beş dakika sonra İdil geldi; makyaj yapmış ve benim gibi giyinmişti. Tarzımız benziyordu zaten. Ben buranın meşhur kahvesinden söyledim, ablam da Türk kahvesi söyledi, İdil de iced latte söyledi. Güzelce sohbet ettik, güldük, eğlendik. İdil her zamanki aşk hayatındaki gelişmeleri anlattı. Benim çok yalnız olmama, benden daha çok rahatsız oluyordu. Hep tek olduğumu söyleyip duruyordu ama hayallerim varken hayatıma birini almak çok saçmaydı, yani bence... Hesabı ödeyip çıktık. Kapıdan tam adımımı attım ki biri beni tutup kenara çekti. Ablam sanmıştım, ta ki arkama bakana kadar. Çok karizmatik, yakışıklı bir adamdı. "İyi misiniz?" diyordu ama ben kalakalmıştım. Kendime geldiğimde bağırdım: "Ne yapıyorsun sen ya?" dedim. Hemen cevapladı: "Bisiklet çarpıyordu, kusura bakmayın," dedi ve elini uzattı. "Yener, ben Yener Avcı," dedi samimi bir tavırla. Ben de elini sıktım: "İlay Karahan," dedim ve arkamı dönerek kızları çekiştirerek yürümeye başladım. Hayran hayran bakıyorlardı adama. Tehlikeli biri olduğu belliydi, korumaları vardı yanında. Huzursuz oldum. Ne kadar karizmatik biri olsa da İdil hemen üstün yetenekleriyle adamın sosyal medyasını bulmuştu ve gözüme sokuyordu telefonu."Kızım, adam ünlü mafyanın oğlu, şuna bak," diyordu. "Off İdil, kapat şunu," dedim ama hala kapatmama konusunda ısrarcıydı. Ablamda arkadan laf çarptı: "Adam senden hoşlandı, nasıl baktı, görmediniz mi?" Ablama göz devirdim ve arabayı çalıştırdım. İdil yine atladı: "Evet, evet, ben gördüm, çok güzel bakıyordu ya," diyerek ince bir ses çıkarmıştı. Ben hala donukluğumla araba kullanmaya devam ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.