Bir sabah gürültüsüyle daha güne başladım. Evde her zamanki gibi kavga vardı, hiç eksik olmazdı zaten. Annemle babam kavga ediyordu. Aceleci hareketlerle yataktan kalktım, kapıyı açıp oturma odasına gittim. Kavganın sebebi ise babamın gömleğiydi. Annem ev işi fazla olduğundan ablama vermiş ve ablam da babamın gömleğini yakmıştı. Babam da anneme kızıyordu, "Niye ona emanet ettin?" diye. Ablam bir köşede onları izliyordu ve yaptığından dolayı üzgündü.
Evet, ben İlay İlay Karahan, bu da benim ailem ve benim hayat hikayem.
Kavgalarını daha fazla izlemeye tahammül edemedim ve üniversite 1. sınıf hukuk öğrencisi olduğum için hazırlanıp okula gittim. Yorucu derslere girip çıkıyordum, notlar alıyordum. Öğle molasında en yakın arkadaşım İdil ile kahve içiyorduk. İdil benim çocukluk arkadaşımdı. İkimiz de savcı olmayı hayal ediyorduk çocukken ve şimdi ikimiz de istediğimiz üniversite ve bölümdeyiz. O isteğimiz okulun bahçesinde kahve içiyorduk. Bana her zamanki gibi beğendiklerini gösteriyordu, ben de dinliyormuş gibi yapıyordum. Mola saati dolduktan sonra tekrar derslere girdik. İkimiz de aynı derslere girdiğimiz için beraber çıktık. Evlerimiz karşılıklı olduğu için onu eve bıraktım. On sekize girer girmez ehliyeti almıştım, zaten çok iyi kullanıyordum. Arabayı park edip eve geçtim. Annem baş ağrısından uyuyordu, ablam da sevgilisinin yanına gitmişti. Babam savcı olduğu için çalıştığı şehre dönmüştü, İstanbul'a. Zaten alışıktık onun olmayışına; ayda bir kere ya geliyordu ya da gelmiyordu. Gelse zaten kavga ediyorlardı. Ben üstümü değiştirip rahat pijamalarımı giyinip yattım. Yorgun olduğum için yemek yeme gereği duymadım, halimde yoktu zaten.