Arda Baran
İnsanlar baba mesleği olarak doktor, öğretmen olur. Ben babamın zoruyla benim isteğim sorulmadan ajan eğitimleri alıp, ajan olmaya çalışıyorum :') Eğitim 10 zorlu görevden oluşuyor ve ben 10. en zor ve uzun görevimdeyim. Görevim namıdiğer "Avcı" 'nın çatısı altına girmek, bilgi toplamak ve onu alt etmek. Ki bu hiç kolay değil. Resmen adamı bulamadıklari için bana salmışlardı. Tabii hacker olmadığım için bana birde ekip verdiler. Ajan olmayada zorlamazsınız be abi! Hayatımı elimden alıp Avcı'nın eline verdiler. Ağzımdan çıkıcak lafı 3378 kere düşünmem gerekicek. Kırdığım tek bir potla hayatım sona erebilir. "Hayatımı seviyorum!" Havalarına giremeden hayatımı elimden aldılar.
"Arda? Ne düşünüyorsun öyle oğlum, alt tarafı mafyayı çökerticeksin!"
"Dua ette mafyadan önce seni çökertmiyim , Koray!"
Koray benim tek değer verdiğim arkadaşım olabilir ama bazen cidden sıyırıyor!
"Aman be Arda! Ne var yani zorla ajan olduruluyosan. Bunları yaşamak istemiyosan tek yapıcağın babana "hayır" demek olucak!"
Tabii ki de bu fikri denedim. Yaradımı? Hayır. Koray sadece boş yapıyor.
"Gidip babama şart koşsam da yanımda Koray olmazsa bu işe kalkışmam mı desem? Sırf görev tamamlansın diye seni bana yapıştırabilme potansiyeli var, bilirsin"
"Aman kardeşim, ben bir pot kırarım filan ikimizde gideriz. Ama sen pot kırarsan sadece sen ölürsün. E buraya bakıcak biri lazım!"
"Sen burdaki herkesten gereksizsin, niye sen değilde ben ya! Sen pot kırarsan çalışma alanı rahatlar en azından. E başarırsanda (ki büyük şans) bi işe yaramış olursun! Bunuda mı babamla konuşsam?.."
"Özür dilerim Arda'cığım , canım kardeşim sen hiç gidip babanı rahatsız etme bence malum, adam yoğun. Seninle dalga geçersem şerefsizim!"
Göz kırpmakla yetindim. Koray'ı korkutmak eğlenceliydi ama bunu yaparken bile hayatımı düşünüyordum!
"Şaka bir yana, nasıl başlıyacaksın bu araştırma işine?"
"Bilmiyorum Koray, bilmiyorum."
"Hani hep olur ya dizilerde, bi bahane bulup suçlu adamın odasına çaktırmadan girerler, orda bilgiler bulurlar. Sende mi girsen?"
Gözlerimi devirdim.
"Nasıl girebilirim Koray? Ne diyeceğim adama?"
"Oğlum sen ajansın, bana mı soruyosun?"
"Sende hackersin, çok dizi izlemişsin ya git bak doğum kayıtları bulabilirsen bana haber ver. Ama dikkatli ol yavaş yavaş bak kaçırma sakın."
Başımdan savuşturmak için kullandığım cümleyi çok fazla dikkate alıp, ciddi olmaya çalışarak
"Emredersiniz Arda Beyciğim! Ben tüm kayıtlara bakıcam, hızımı alamayıp diğer ülkelere bakıcam!"
"Hah, böyle yaparsan daha iyi olur, daha uzun süre sensiz kalırım."
"Bensiz kalırsan yanında kimse kalmaz yalnız"
"Lütfen araştır ve beni yalnız bırak, Koray!"
Başını sallayıp geri geri kapıdan çıkmaya çalışırken kafasını kapıya vurup inledi.
"Neme lazım, Koray benden daha iyi ajan olurdu."
Başımı 2 dakika dinlememe izin vermeden kapı tıklandı.
"Gir."
"Arda'cığım, görevine hazır mısın yavrum"
"Hal hatır sorma merasimin yok mu anne?
Başını hafifçe eğdi
"Merhaba, oğluşum. Nasılsın, başladın mı çalışmalarına?"
"Şuan başladım anne."
"Ama Arda yapma böyle... Baban çok değer veriyor bu işe, biliyosun. Senide istiyor yanında. "
"Ve bunu yaparken bana sormuyor."
Kirpiklerini kırpıştırdı. Söyleyecek bir şey bulamayınca yanıma gelip saçımı okşadı
"Seni seviyorum oğluşum."
"Biliyorum."
Yüzünü buruşturdu
"Sende çok taşsın ama!"
Gülmekle yetindim.
Birden kapıdan içeri birisi daldı. Kapı eşiğinde donmuş gibi bana bakıyordu. Koray'dı.
"Noldu oğlum, sen araştırma yapmıyormuydun?"
"Ayy araştırmalara mı başladınız oğluşlarım"
Annem yerinde zıplamaya başladı
"Tek önemli olan şey bu mu anne? Görmüyormusun çocuğun halini!"
Ben annemle konuşurken annem sadece bana ve Koray'a bakıyordu.
Koray donmuş gibi konuşmaya atladı.
"Avcı 17 sene 11 ay 4 gün önce, Bursa'daki bir hastaneden çıkarken yakalanmış ve sadece yapmaması gereken bir haraket yaptığını, bu yüzden belinin kitlendiğini söylemiş."
Ben parçaları oturtmaya çalışırken sustu.
"Ee?"
"Ama elimde şöyle bir kamera kaydı var."
Deyip bilgisayarını gösterdi.
Hamza Avcı, diğer 1 kişiyle diken üstünde oturur gibi birbirlerine ters bakışlar atarak hastane sandalyelerinde, doğumhanenin önünde oturuyor...
"Sence neden bir doğumu beklediğini saklamış olabilir?"
"Hangi hastane burası?"
"Tüm bilgiler silik. Hastaneden bilgi araştırdım ancak bir şey çıkmadı. Ama..."
"Ama?.."
"Ama birde İzmir'den bir yurt belgesi buldum. 17 sene önce. Dora Öz adında bir kız oraya yerleştirilmiş. Soyadı sana da tanıdık geldimi?"
"Hamza Öz..."
Şimdi taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Avcı'nın eski adı Hamza Öz'dü. Modelliği bir anda bıraktıktan sonra ortadan kaybolmuştu. Koray'dan kurtulmak için ona verdiğim görev, bana büyük bir sır vermişti. Devam ettim.
"17 sene önce çetesi yoktu diye biliyorum?"
"Yoktu, ama bir modeldi. Bu arada hastaneden doğum yapan kadın ve Avcı'nın yanındaki adamdan önce hastaneden çıkış yapmış. Çocuğu görmemiş ama yurt zamanında oda varmış."
"Peki yanındaki adam hakkında bilgi varmı?"
"En son hastane kaydında var."
"İsmini biliyormusun?"
"Maalesef."
"Kız hala bırakıldığı yurtta mı?"
"Bunu öğrenmek için 4 günün var."
"Neden?"
"Çünkü 4 gün sonra 18 yaşına giricek ve reşit olucak. Avcı peşine takılabilir."
"Neden yurda bıraktığı birinin peşine takılsın?"
"Bilmem, son pişmanlık olabilir. Ne olur ne olmaz."
"Haklısın."
Annem araya girdi. Burda olduğunu unutmuştum.
"Şimdi ne olacak?"
"Koray, en yakın zamana İzmir'e 2 bilet al."
"Tamam?.."
Ve gitti.
"Anne ben İzmir'e gidip kızı bulucam. Belki o birşeyler biliyordur.S-"
"Kendine çok dikkat et oğluşum. Kızıda kızdırıcak şeyler yapma , dikkatli konuş. Sen en iyisini yaparsın, sana inanıyorum..."
Koray yine odaya daldı.
"Abi kaç defa demedim mi ben sana, odama dalma bi tıklat diye?"
"Arda en yakın bilet yarım saate kalkıyordu bende aldım."
"Ne tür bir salaksın sen ya !?"
"En yakın bileti al dedin bana ?!"
"Ya sabır!"
"Ali abi bahçede, sizi bekliyor Arda. Yol 10 dakikalık."
20 dakikamız var...
"Koray hemen bilgisayarlarını topla."
"Neden?"
"Çünkü yanımda sen geliyorsun."
"NE"
"Çabuk olmazsan almadan gideriz ve ben seni döverim."
Söylenerek odasına koştu
"Ben ne alaka ya, ben ne alaka"
"Asıl bu ajanlıkla benim alakam?"
...
Yol 5 saat 10 dakika. 5 saat 10 dakika boyunca Koray'ın boş öğütlerini dinledim.
"Bu işlerde en ç-"
"Koray söylesene bu yurt nerde?"
"İzmir'de?"
"İzmir'in neresinde?"
"Yurdunda?"
"YURT NERDE?"
"HASS"
"Allah'ın cezası."
En azından Koray'a iş buldum da sustu...
İzmir
"Doğru buldun değil mi Koray?"
"Herşeyi ben buldum zaten Arda'cığım"
"Bi günde işe yarıyı ver, çok mu zor"
"Aşk olsun"
Diyip trip atar gibi kollarını bağladı
"Yurt nerde?"
"10 dakika var abi."
"Tamam."
...
10 dakika oldu olmadı yurdun önüne vardık.
Güvenlik gayet güler yüzlü şekilde bizi karşıladı.
"Hoşgeldiniz beyfendi, ne için gelmiştiniz?"
"Müdürenin haberi vardı aslında."
"İsminiz?"
"Buğra Yiğit."
Gerçek ismimi kimse bilmemeli
"Aa, hoşgeldiniz Buğra Bey, Müdürede sizi bekliyordu. Buyrun."
Diyip bizi içeri soktu.
Bahçede bir sürü çocuk vardı.
Koray bana döndü
"Reşit olucak kızlar bana göz mü kırptı?"
"Koray şuan bulunduğumuz durumdan çıkarımın bu mu? Bizim işimiz Dora"
"Ne yani, Dora'ya mı göz kırpmalıyım?"
"Kimseye göz kırpmayacaksın, tamam mı Koray?"
Dudaklarını bilmiyorum der gibi büzdü. Hangi akılla yanımda Koray'ı getirdim? Kovulmadan kızı buluruz inşallah.
Koray'ın 'bana göz mü kırptılar' dediği yerden bir kız çıkıp yanımıza geldi.
"Pardon, konuşmanızda kullandığınız ses tonu sağolsun, kulak misafiri olduk. Dora'yı arıyorsunuz galiba değil mi ?"
"Evet, buralarda mı?"
"Onu bugün birisi almaya geldi-"
"Ne yani bizden önce mi aldılar?" Diye atıldı Koray
"Benim arkadaşım satılık mı da siz buraya gelmiş Dora lazım, bizden önce almışlar diyosunuz? Bakın eğer o pis işleriniz için bir daha Dora'yı almaya geldiyseniz müdüre müdür dinlemem alırım dalağınızı!" Diye atıldı karşıdan bi çocuk
"Ne satılığı, ne alması? Dora nerde?"
"Napıcaksınız Dora'yı!?"
"Yahu lazım!"
"Ne lazımı, tecavüz mü ediceksiniz?! Gidin burdan! Fatih abi niye sokuyosun böyle insanları?"
"Berkay, sus herşeyi batırıyosun! Güvenlik nerde kaldı bi alsın şu çocukları! Biz müdüreyle konuşucaz." Diye açıklama yapmaya çalışırken yurda giriş yapan kumral bir kız görüldü.
<berkay, koray'ın insan içinde kullandığı adı.>
"Buyrun, beni arıyormuşsunuz?.."
Koray atlıyacaktı ki bu sefer bir pot daha kırmasın diye ağzını tuttum.
"Dora Öz, değil mi?"
"Evet?"
"Aslına bakarsan biz seni değil, müdüre hanımı arıyorduk ancak bi yanlış anlaşılma oldu. Arkadaşların bizi yanlış anladı sadece."
Diye kendimi açıklarken esmer bir kız atladı
"DORA ONLARA İNANMA SENİ İSTİYORLAR SEN LAZIMMIŞSIN ONLARA!"
Derken bu fikri onlara Koray soktuğu için Koray'a ters bir bakış attım.
Kafası iyice karışan Dora bana ve Koray'a nE dercesine bir bakış attı.
"Çok yalnış bir anlaşılma oldu, arkadaşların sadece abartıyor. Biz buraya müdüre hanımı görmeye geldik. Sana veya size zarar vermeyeceğiz."
Biraz olsun beni anlamışken kalabalık yeniden yükseldi...
"O zaman neden Dora'nın adını kullanarak konuşuyordunuz?"
Onlar yeniden konuşmaya başlayınca çileden çıkmak üzereydim.
"Bırakında müdüre hanımla konuştuktan sonra size açıklama yapalım."
Koray sert çıkışınca küçük yaşlarda olanların daha da korktuğunu gördüm.
"Berkay biraz daha konuşursan seni avcıdan önce öldürücem."
Ne dedim ben? Bunu onun kulağına değilde bağırarak mı söyledim?
"Avcı mı?"
"Demiştim Dora'ya zarar vericekler diye!"
"Dora'yı alamazsınız!"
"HEPİMİZ ÖLÜCEZ!!"
Daha fazla pot kırmadan, ortalık karışmadan yurda girdik. Herkesi arkamızda bırakırken aynı zamanda dağ gibi soruları da bıraktık. Dora onlarla olduğu için bizim ona zarar vereceğimizi zannediyor olabilir. Akıllı bir kıza benziyordu ama ordakiler şeytanın bile aklına gelmeyecek fikirler sarf ettiler.
Gerçi onlarda yaşadıkları şeylerin arkadaşlarınında yaşamaması için çabalıyor.
>
"Hoşgeldiniz Buğra bey ve..."
"Berkay, hoşbulduk."
"Ah, ne güzel bir isim. Ne olduda sizin gibi özel insanlar benim yurduma geldi?."
Derken "benim yurdum" yerine sanki özellikle baskı yapılmıştı.
"Aslınd-"
"Buraya gelmeniz bizi müteşekkir etti."
"Teşekkürler, biz Dora hakkında konuşmaya gelmiştik ama sonra bahçede çocuklarla karşılaştık, bizi yanlış anladılar sanırım."
Dinlerken yüz ifadesi üzgüne doğru döndü.
"Onlar her gelen insana öyle davranıyorlar. Herkes onlara zarar vericek zannediyorlar ve birbirlerine destek çıkmaya çalışıyorlar. Size söyledikleri bir argo, yaptıkları birşey olduysa onlar yerine özür dilerim..."
"Yo yo, sorun değil . Onlarda kendilerince kendilerini koruyorlar. Empati duygum hâlâ var, onlarıda anlıyorum."
Derken bu sefer gerçekten müteşekkir kalmış gibi bakıyordu.
"Sizi buraya getiren sebebi sorabilir miyim Buğra Bey?"
"Dora, 18 yaşına girince reşit olduğu için kendi hayatına atılacak, değil mi?"
Deyince sanki durumdan rahatsız olmuştu.
"Evet, maalesef öyle." Sanki yanından ayırmak istemiyordu. "Yani, onun gerçek hayata atılmasını çok uygun görmüyorum, birde yapayalnızken... Tabii prosedürlerimiz bu yönelge şeklinde ilerliyor. Olgun olmaları için 18 yaş diyorlar ama onlar aslında küçük yaşlardaykende olgundu. Gerçek hayat çok acımasız. Dora gibi çocuklarımız var ama onlar iyi işlere girebilir. Dora'nın psikolojik sorunları var. İşlerde çok başarılı olamaz..."
Psikolojik sorunları neydi acaba?
"Dora'da isterse sizide mutlu edicek bir haberim var diyebiliriz."
Kadının gözleri yerden beni buldu. Dudaklarımdan çıkacak kelimeleri bekliyordu.
Cidden iyi bir müdüre anne
"Dora'nın bakımını, masrafını üstlenmek istiyorum. Aile dostları sayılırım. Tabii Dora artık reşit biri olucağı için, sizden ricam olucak."
"Ne isterseniz yapabilirim, Buğra Bey. Onlar benim çocuklarım ve hepsi benim için önemli."
"Bahçede şuan Dora'yı dolduruyor olabilirler. Yalnış anlaşılma dediğim şey buydu. Düzeltilmesi gerekilmezse Dora rahatsız olucaktır. Dora'yı benimle konuşturabilir misiniz?"
"Yaparım"
Dedi kolay birşey istemişim gibi. Hemen telefona bağlandı.
"Asiye, hemen Dora'yı odama çağır. Hayır Asiye, ben şuan gelemem. Ne demek Dora kavga ediyor? Ne saçmalıyorsun Dora onunla konuşamaz!"
Dora kavga ediyor. Dora onunla konuşamaz.
Kiminle?
"Noluyor?"
Koray sessizliğini bozdu.
"Sabri! Dora'ya dokunmaya kalkmış!"
Ne yani yurttada mı sapıklar var?
Müdüre koşar adımlarla odadan çıktı. Korayla peşinden giderken bahçenin ortasında kriz geçiren Dora'yı gördük. Yanında kimse olmamasına rağmen dokunmayın diye fısıldıyordu. Ara ara attığı çığlıklar bahçedeki küçükleri korkuturken erkek Sabri denilen çocuğu arıyor olucakki bahçede koşuşturuyordu. Bazıları Dora'nın çığlıklarındanve durumundan eskilerini hatırlatıp fenalaşıyor, diğerleri onlara bakıyordu ancak Dora'ya kimse yaklaşamıyordu.
"Abi noluyo, cennete girmiştik cehennem oldu. Bizde mi sorun var?"
Koray boş boğazlığına devam ederken Dora'ya yaklaşmaya çalıştım.
"Dokunma!"
"Sakin ol, kimse sana dokunmuyor..."
"DOKUNMA!"
Derken beni duymadığını fark ettim. Göğüs kafesi yerinden çıkıcak gibiydi.
"Nefes alamıyorum!"
"Sakin ol, kimse sana dokunmuyor. Bak ne diyeceğim. Beraber ona kadar sayalım mı ?"
Onu dinlemeden devam ettim. Beni görmesi için ellerimle sayarken gözlerine doğru ellerimi gösterdim.
"Bir...iki...üç... Kimse yok, sadece sen, uçaktasın. Camdan dışarı bulutlara baktıkça uçuyor gibi hissediyorsun. Havaya baksana..."
Dediğimi yaptı ve gökyüzündeki bulutları izleyerek sakinleşmeye başladı.
"Dört... beş... altı... Nereye gitmek isterdin?.."
"N... Norveç! Kuzey ışıkları..."
İlk defa cevap verince rahatlamaya başladığını gördüm. Artık cenin pozisyonunda değildi.
"Kuzey ışıkları..."
Diye tekrar ettim.
Konuyu değiştirerek
"Baksana, şurdaki bulut kuşa mı benziyor? "
Alakası yoktu.
"Nerdeki?"
Diyince olmayan birşey söylediğim için bende bilmiyordum.
"Şurdaki"
Diyip elimi bir buluta doğru çevirdim.
"Hayal gücün çok geniş, ben orada kuş göremiyorum..."
"Bende"
Diye itiraf ettim.
Dudağı hafifçe yukarı kalktı
"Teşekkür ederim."
"Kendine dikkat et, küçük kız. Sen bana lazımsın."
Dediğimde yavaşça kaşlarını çattı.
"Beni neden arıyorsunuz?"
"Sen biraz daha iyi olunca bunu konuşalım."
Kafasıyla onayladı.
O sırada Koray yanımıza geldi.
"Abi büyücü müsün , kızı nasıl etkisiz hale getirdin."
Ters bir bakış attım.
Dora, yüzünü buruşturdu.
"Özür dilerim, kriz geçirirken ne yaptığımı bilmiyorum. Sana zarar verdim mi ?"
"Yok, o sırada sen uçakta uçuyordun."
Anlamaz bakışlar attıktan sonra tebessüm etti. Büyük gözlerinin arasından minnet edercesine bakıyordu. Ne yaptım ki? Sadece daha büyük krize yol açmasını engelledim.
>
Merhaba periler! Bu benim ilk ciddi yazışım. Konusu hoşuma gidince wattpad'den yazma kararı aldım. Çok, hatta hiç okuyucum olmayacağına emin olsamda yazmak beni resmen bu dünyadan götürüyor, bana iyi geliyor. Bu yüzden hiç okuyucum olmasada buraya bölümler atmaya devam edeceğim. Kitabın adını hala tam olarak koymadım. "Ajan olmak" koydum şimdilik ama "son görev" de olabilirdi aslında... ikizler burcu değilim ama çok sık karar değiştiririm. Okuyacak kimse olmasada paylaşıyorum. Buraya kadar biri okumaz ama olsun bir nevi kendi kendime yazışıyorum;) eğer buraya kadar geldiyseniz size minnettarım, kendinize iyi bakın ve sizi üzecek şeylerden kaçının. Bu bir insan ya da eşya olabilir. Yazmayı ve sizi seviyorumtrong>
İg/songorevv