Önümde çömelirken nefes alışverişim hızlandı. "Aylardır hazırlanıyordun demek..." Sesi sakindi. İşte en çok bu korkutuyordu beni. Bağırması değil, sakin kalması beni boğacak türdendi. Eli boynuma doğru hızlı bir hamle yaptı. Saniyeler içinde nefesimi keserken yüzündeki sırıtış hiç eksilmiyordu aksine genişliyordu. "Yapma..." diye fısıldadım. Parmakları bir an durdu. İlk kez ona karşı çıkmıştım. ilk kez ona umudumu, fırsatımı elimden aldığı için sinirlenmiştim "Ne dedin sen?" Dişlerini sıktığı için çıkardığı sesi çok net duyabiliyordum. Boğazımda bir şeyin sıkıştığını, tıkandığını hissettim, yutkunamıyordum, geçmiyordu. Odanın içindeki sessizlik ağırlaşmıştı. Sonbaharın yere dökülmüş turuncu, sarı yaparkalarını andıran gözleri yavaşça kollarımın arasındaki Euria'ya kaydı. Dudağındaki sırıtış yavaşça silinirken gözlerinden anlamdıramadığım bir duygu geçti. İlk kez... İlk kez gerçekten şaşırmış görünüyordu. "O oyuncağı hâlâ saklıyor musun?" Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu. Euria'yı nereden tanıyordu? O bana vermiş olamaz değil mi? Hayır hayır! Anılarımdaki güven ve mutluluk hissi ona ait olamaz değil mi? Sesindeki alay gitmişti. Yerine tanımlayamadığım başka bir şey gelmişti. Ve o an anladım... Euria sandığım kadar sıradan bir oyuncak değildi. Euria'nın sırrı neydi? 5 yıl önce gözlerimi araladığımda kendimi bu evde bulmuştum nasıl gelmiştim? Niye gelmiştim? Bu adamla ilişkim tam olarak neydi? Hiçbir fikrim yoktu. Yıllarca neredeyse her gün onun yüzünü gördüm ama adı dışında hiçbir şey öğrenememiştim. KimTaehyung. Bu evden önceki yaşadıklarımın hiçbirini hatırlamyordum birkaç anı birden kafamda canlanıyor ama yüzler sisliydi, sesler boğuktu. Bana Euria'yı veren çocuğun yüzünü hatırlamıyordum ama dudağındaki piercing, aklımdan hiç çıkmıyordu. Taehyung anında geri toparlanırken elimdeki Euria'yı sertçe çekip aldı. "Evden kaçmaya çalışman yetmiyormuş gibi birde bu lanet oyuncağı tekrar karşıma çıkardın" Sesindeki sert ton başımı donduruyordu. "Sanırım benim lezzetli yemekleri mi özledin ha?" Yüzüne yumruk atmak istedim. Kişiliği için fazla iyi olan yüzünü parçalamak istedim ama unuttuğum bir şey vardı ben zayıftım, o benden çok daha iri ve güçlüydü. Başımı iki yana salladım, ayağa kalmaya kalkıştığımda ise elini omzuma koyup kalkmamı engelldi. Hayır onları tekrar yemek istemiyordum. Olmaz, olamaz, olmamalı. "Hayır... Ben yiyemem.. lütfen.." En nefret ettiğim şeyi yapmak zorunda kalmıştım. En nefret ettiğim şeylerden biri olmasına rağmen sık sık yapmak zorunda kalıyordum. Elini omzumdan tişörtümün yakasına doğru yavaşça indirdi. Eli tişörtümün üstünde olmasına rağmen tenimi yakmıştı. Yakamı sıkıca tutup ayağa kalktı. Ayaklarım yerden kesilince çırpınmaya başladım. Bu yaptığımın onu kızdırdığını kafasında cezamı dahada artırdığını biliyordum. Sola döndüğü an yaptığım her şeyden anında pişman olmuştum. Hayır! Hayır hayır! Yine beni oraya, o lanet yere, cehennemine kapatacaktı. Odanın kapısını hırçın bir şekilde açtıktan sonra beni içeri savurdu. Sırtım soğuk ve sert duvara sertçe çarptıktan sonra kendimi yerde sürünüyor halde buldum. Yanıma çömelip elini sarı saçlarımın arasına kaydırdı. Hafifçe başımı okşadıktan sonra sertçe saçımı çekip başımı kaldırdı. Yüzünü yüzüme yaklaştırdığında arkaya kaçmak için bacaklarımı hareket ettirdim ama boşunaydı çünkü eli saçımı sert bir şekilde tutuyordu. "Benim bebeğim, yemeklerimi mi özlemiş hm?" Haykırarak bunu istemediğimi söylemek istedim, ben başımı iki yana saklarken o aşağı yukarı sallıyordu. "İstiyorsun istiyorsun... Biliyorum". Hayır istemiyordum. Asla istemiyordum. Bunu istemem için aklımı kaçırmam gerekiyordu. "Sen şimdi burada uslu bir şekilde otur, ben sana en sevdiğin tabağa koyup getireceğim yemeğini" Elini yanağıma koyup okşadıktan sonra ayağa kalktı. Beni gerisinde çaresiz ve korku içinde bırakarak bu odadan çıktı. Karanlığa alışmış olan gözlerim ışık olmamasına rağmen yanıyordu. Ağlıyor muydum?
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM BU NE SORRY😭🫶🏿