Uyandığımda karanlık ve elim bağlıydı. Ne zaman buraya geldiğimi hatırlamıyordum. Etrafta kimse gözükmüyordu. Ne yapabilirim diye bakındım ancak yapılabilecek bir şey yoktu. Bir anda kapı açıldı. İçeri beni önceden öldürmeye çalışmış olan adam girmişti. Ben daha ne olduğunu idrak etmeye çalışırken adam konuşmaya başlamıştı.
-?-- Seni bu sefer harika bir şekilde öldüreceğim!
-Daisy-- Sen? Hahah güldürme beni. Kimin ajanısın?!
-?-- Kimin ajanı olduğum seni ilgilendirmez ancak Abbey'i hatırlıyor musun?
Hayır. Bu işte Abbey'in parmağı olmazdı, olamazdı...
-Daisy-- Hatırlıyorum ama neden soruyorsun?
-?-- Peki Sam adlı kişiyi?
Ne bu işte Sam'inde mi parmağı varmış. Gerçekten korkmaya başlamıştım.
-Daisy-- Evet, tekrar ediyorum bu kişileri neden soruyorsun?
-?-- Peki Felix isimli kişiyi?
Ah hayır bari bu adamın bu işte parmağı olmasın.
-Daisy-- Hatırlıyorum, Sonuncuya tekrar ediyorum bu insanları bana neden hatırlatıyorsun?
-?-- Aslında onlarda benim ajanlarımdı. Senin iyi kalbin senin yaralanmana sebep olacak. O kişilerin hepsi bana bağlıydı. Aa sen ağlıyor musun? Ağlama güzel bebeğim Hahhaha!
Daisy ne yapacağını bilemiyordu. Felix bunu yapmış olabilirdi, ama Abbey ve Sam...
Daisy ellerinin bağlı olduğu nesneyi anlamaya çalışıyordu. Anladığı kadarıyla bu bir banttı, bantı hızla çekerse yırtılabilirdi. Bu taktiği denemeye karar verdi. Ellerini hızla iki yana çekti. Evet başarmıştı. Elleri banttan kurtulmuştu. Bu adam gülmekten banttan kurtulduğumu fark etmemişti. Daisy adamın arkasını dönüp gideceği anda sessizce ayağa kalktı. Adam adım atarak çıkış kapısına gidiyordu. Daisy adamın boynundan tuttuğu gibi yere yapıştırdı. Adam ne olduğunu anlamadan Daisy yüzüne durmaksızın yumruk atıyordu. Yaklaşık beş dakika kadar sonra adamdan anahtarları almıştı.
İşte kurtulacaktı.
Kapıyı açtığında. Burasının terk edilmiş bir fabrika olduğunu fark etti. Koşarak buradan koşarak çıkmaya çalışırken adam peşinden koşmaya başlamıştı. Daisy bir yandan koşuyor bir yandanda etrafta saklanabileceği nesne arıyordu. Koşmaktan aşırı yorulmuştu ama pes etmeye niyeti yoktu. Kaçarken bir ağaç kovuşu görmüştü. Koşarak ağaç kovuşuna saklanmıştı. O adam kızı kaybettiği için küfür savurmuştu. Daisy alelacele adam arkasını döndüğü gibi kaçmıştı. Ormanda ilerlerken ön tarafta toprak bir yol görmüştü. Koşarak toprak yolda ilerleyince minik bir kasabaya varmıştı. Kasabadan rasgele birini çevirip nerede olduklarını sormuştu. Kadın burasının ateş krallığı olduğunu biraz ilerlerse saraya ulaşabileceğini söyleyince Daisy teşekkür ederek ilerlemeye başladı.
Daisy yaklaşık bir saat kadar sonra krallığın önüne gelmişti. Tam içeri girecekken bir koruma onu durdurdu.
Koruma- Kimsiniz? Mila hanımdan randevunuz var mı?
-Daisy-- Ben Daisy Toprak krallığı varisiyim. Ona acil bir şekilde ulaşmam gerekiyor. Dediklerimi iletebilir misiniz?
Koruma- Hemen iletiyorum. Bir dakika lütfen?
-Daisy-- Tabii
Koruma mesajın iletilmesini sağladıktan sonra beklemeye başlamışlardı. Kraliçe Mila onları çok bekletmemiş, hemen içeri gelmesini istemişti. Daisy içeri gelince soru yağmuruna tutmuştu.
-Daisy-- Mila biraz sakin ol . Bana yardım etmelisin. Ama ondan önce Jamie'ye haber yollamalıyız.
-Mila-- Jamie her yerde seni arıyor. Bir çok insan seni arıyor. Ben burada oldununun iletilmesini sağlıyorum. Başına bir iş mi geldi?
-Daisy-- Tamam teşekkürler, Başıma ne gelmedi ki!
-Mila-- Hemen anlatıyorsun. İki içecek alıp geliyorum.
-Daisy-- Tamam.
Mila koşturarak içecek alırken Daisy başına gelenleri düşünüyordu. Bu kişi her kim ise onu çok yoruyordu.
-Mila-- Geldim. Buyurunuz içeceğiniz.
-Daisy-- Teşekkür ederim.
-Mila-- Rica ederim, anlat artık hadii.
-Daisy-- Tamam başlıyorum. Sabah kalktığımda siyah bir odadayım korkmuştum. Sana geçenlerde anlattığım bir adam vardı ya hani Beni öldürmeye çalışan işte o adam kapıdan geldi. Bağlanmıştı ve gerçekten çok korkuyordum. Yapacağımı bilememiştim. Adam da benimle dalga geçiyordu. Kurtulamazsın da ne bileyim o tarz şeyler söyledi. Beni gerçeklerle tanıştırdı. Mesela Abbey diye birini anlatmıştım hatırlıyor musun? İşte onun aslında onun ajanı olduğunu öğrendim. korkunç bir bilgiydi. Elini kurtardım. Adam arkasını döndüğü anda adamı bayıltmayı başardım ve kaçmaya başladım. Adam aslında bayılmamış beni kovalamaya başladı ben de ondan bir şekilde kurtuldum ve buraya gelmeyi başardım.
-Mila-- peki o adamdan nasıl kurtulacağız. Yani anladığım kadarıyla seni tehdit ediyor.
-Daisy-- İnan bilmiyorum ve gerçekten çok korkuyorum.
-Mila-- Bu arada sen anlatırken bölmedim ama jamie gelmiş. Aşağıda seni bekliyormuş.
-Daisy-- Tamam teşekkürler, Hemen onun yanına ineyim.
-Mila-- Rica ederim. Görüşürüz.
-Daisy-- Görüşürüz.
Daisy aşağı indiğinde adam onun geçmesine izin verdi. Daisy hemen koşarak Jamie'ye sarıldı.
-Jamie-- Nerelerdeydin varisim, sabahtan beri seni arıyoruz. Çok korktuk.
-Daisy-- J-Jamie bana yardım etmelisin. Gerçekten çok korkuyorum. Beni bir kaçırdı kaçmayı başardım ancak hala peşimde olabilir.
-jamie-- sakin ol varisim. onu yakalatıp yok edeceğiz. Sen hiç merak etme.
Daisy ile Jamie Toprak krallığına geldikleri gibi Daisy kendini içeri attı. Gerçekten çok korkmuştu hemen Andie'ye seslenerek sıcak suyu açmasını ve yıkanacağını söyledi. Andie de onu çok merak etmiş olduğundan onu soru yağmuruna tutmuştu. Daisy yorgundu ve bir duşa girdikten sonra iki olayı da teker teker anlatacağına söz verdi. Bu sayede Andie onu rahat bıraktı ve Daisy duşa girmeyi başardı.
Yaklaşık iki saat sonunda daisy duştan çıkmıştı. Andie'nin verdiği kıyafetleri giyip iki olayı da anlatmaya başlamıştı.
***
-Andie-- Öncelikle kaçırıldığına çok üzüldüm. Geçmiş olsun ama su krallığını yendiğin için seni çok tebrik ediyorum şu ana kadar kimse onları yenemedi. Herkes onlara ezilmişti. Vallahi Tebrikler.
-Daisy-- andieciğim canım hizmetçim niye abartıyorsun bu kadar?
-Andie-- Bunlar abartılması gereken konular oldukları için olabilir mi daisyciğim?!
-Daisy-- Normalde bugün planlarım vardı ama bu kaçırma olayları yüzünden Element diyarını keşfedemedim. Zaten tüm olaylar benim başıma geliyor.
-Andie-- Daisy lütfen abartma böyle dersen daha çok şeyler başına gelir. Yarın daha çok gezersin hem Mila ile çağırırız. Mila ile gidersiniz olmaz mı?
-Daisy-- Ne iyi düşünüyorsun Andie. Çok iyi fikir Mila zaten buraları bilir bu sayede ben de kaybolmam. Hemen Mila' ya haber vereyim.
-Andie-- Tamam .
**
-Daisy-- Andie, Mila benimle gelmeyi kabul etti.
-Andie-- Normalde Mila bu konularda çok katıdır ama seni seviyor anlaşılan Bir kabul etmiş. Bu arada artık geç oldu yatsan iyi olacak.
-Daisy-- Hemen yatıyorum Andie. İyi geceler.
-Andie-- Sanada meleğim...