🎶 Florence and the Machine- Spectrum
Hazırlıklar neredeyse bitmişti. Bizim sirenlerin eğitimi ağırlaşmıştı. Tüm gün orduma güç katıyorduk. Ve bana. Grimm yüzünden eğitime başlasamda gün geçtikçe hoşuma gitmeye başlamıştı. Hem savunma hem de saldırı hakkında Arel'in öğrettiğinin kat ve katını öğrenip gücüme güç katmıştım. Grimm'e ısındığına bile söyleyebilirdim.
Ne varki planda bir aksilik olmuştu. Üç haftadır buradaydım. Judas'a ne olur olmaz şüphelenmemeleri ve orayı dizginlemesi için orda kalmasını söylemiştim. Yani Judas burada değildi. Rat'la iletişim halindeydik. Arkadaş olduğumuzu sandığını biliyordum. Ama bu özel ajanımla ilgilenmekten başka bir şey değildi. Kats diye bir kabile liderliyle tanışmıştım. Toplantıda pek dikkat etmediğimi söylemeliyim ama Grimm'i hak etmiyor. Özgürlüğüne kavuşmayı hak edecek derecede kibardı.
"Bakıyorum oldukça çalışıyorsun." duyduğum sesle irkildim. Grimm arkamdan seslenip karşımda durmuştu. Parlak gözleriyle bana dik dik bakıyordu. Üzerinde siyah bir elbise vardı. Kıyıya çıktığından kuyruğu yok olmuştu. Şifacı genlerine sahip olan sirenler karaya çıkabiliyorlardı sadece. Diğerleri kuyrukları ve solunum sıkıntısı dolayısıyla hiç kıyıya çıkamıyordu.
"Toplantı ayarlamalıyız." kesinlikle verebileceğimiz en mantıklı karar buydu. Üç haftadır erteliyorduk ve ne zaman gideceğimiz halkında kimsenin fikiri yoktu. Krallıktan getirdiğim şifacılarımda burada eğitim görmeye başlamıştı. Oradakiler anlamasın diye turnuva düzenlediğimizde ilgile bir yalan uydurmuştuk. Babamda kanmıştı. Ateş Krallığındakiler ise b planı yapmakla meşgullerdi. Gerginlik hakimdi okyanusta ve denizde.
Grimm dudaklarını büzerek "Neden?" dedi. Görmezden gelmesinden ve ukalalık taslamasından nefret ediyordum. Hükümdarı olacaktım. Bana böyle davranmamalıydı. En azından kendi iyiliği için.
"Sanki nedenini bilmiyorsun. Saldırı tarihini sürekli erteleyip durduk. Artık kesin bir karar varmamız gerek." dedim ve kollarımı birleştirerek ona medyadan okuyan bakışlarımdan gönderdim.
"O aptalları toplamama gerek yok." kendini önemli bir yere koyduğu aşikardı. Onun aşırı parlak gözlerine nefretle baktım. O benim vezirimdi. Savaş ben ölürsem biterdi. Onun ölmesi bir şey ifade etmiyordu. Bunu bilmesinin rağmen bana çocukluk taslıyordu. Hayatı boyunca sahip olamadığı ve olamayacağı güce sahiptim. Aptallık eden oydu. Ben ölürsem o da ölürdü. Ben ne istersem o olacaksa diğer liderlerin de toplantıya katılmasını emredecekim.
"Bu ne demek?" bilmezden gelmek değildi bu. Öyle bir tonlama kullanmamıştım. Kurallarımı aştığını belli etmiştim. "Onları ben yönetiyorum zaten seslerini çıkartmazlar demek." meydan mı okuyordun küçük fare? Yiyeceğin benim elimdeyken?
"Saçmalık. Onlar olmadan sen bir hiçsin." düşüncemi ifade etmemle afalladı. Sanırım az önce dediklerimin hiçbirinin farkımda değildi. "Pardon?"
"Denmek istediğim onları küçümseme biz bir ekibiz. Ben iyisi bir toplantı hazırlayayım."
Gözlerinin kısıp yüzüne ufak bir sırıtış yerleştirdi. "Neden acelecisin Rena?" gözlerimi devirdim.
"Yirmi yıldır bunu bekliyorum. Babam bana ait olanı aldı. İstediğim gibi yaşayamadım. Hep azınlık gibiydim. Bana ait olanda nefret edildim. Günün birinde bende yok olacaktım belkide. Belkide bu bugün olacak yine de bugün olacaksa bu intikamımı almadan gerçekleşemez. Hiçbiri laf etmemiş. Kimse beni kurtarmamış. Evet daha iyi bir aile buldum ama aynı değil işte."
Grimm gittiğinde yanıma doğru birinin yaklaştığını fark ettim. O yaklaştıkça yüzü daha seçilebilir olmaya başlamamıştı. Yüzünde dostça bir tebessüm, mavi gözlerinde kararlılığa dair işaretler ve kolumda Osara Kabilesine ait olduğunu belli eden bir işleme vardı. Bu işlemeyi herkese yapmıyorlardı. Sadece üst üyelerde vardı. Deriyle işelendiğinden herkesin kaldırabileceği bir şey değildi. "Onu takma yine boş konuşmuştur eminim." kaşlarım çatıldı dediğiyle
"Sen kimsin?" nereden geldiğini az da olsa çözdüğümü fark ettiğine emindim.
"Gizli bilgi diyelim." sirenler Grimm'in emri altına girdikten sonra kafaları yıkanıyordu. Bir şey oluyordu. "Ben senin patronunum, bana çalışıyorsun, ortak bir amaç uğruna buluştuk o yüzden hemen söyle."
"Öyle olsun patron," elimi alıp sıktı. Ardından ukalaca gülümsemeye başladı. Grimm'in kanından olduğuna emindim. Bu ukalalık ona özgüydü. "Halx Ned."
"Takındık geldi mi?" şimdi ukalalık etmeye başlamıştı. Ona boş gözlerle bakmaya başlayınca "Bende öyle düşündüm. Ama gelecek." diyerek yanmadan ayrıldı.
🌬
Adadaki toplantı masası nerdeyse her gün yüzümüzü gördüğünden şikayetçi olmalıydı. Sorunlarımız vardı. Gece yarısı Grimm diğer kabile liderlerini toplayarak adaya gelmelerini söylemişti ve benim.
Grimm onu tanıdığımdan beri ilk defa bu kadar ciddi bakıyordu. "İki gün sonra." diyerek bu gergin ortamdan bizi kurtarmaya çalıştım. Artık ciddi olmanın sırası gelmişti. Tabi dediğimle birkaç kişi az önce olduğunda daha çok gerildi. İlgi meraklıları.
"İki gün sonra?" Grimm bana delici bakışlarından yolluyordu. Pembe saçlı adını daha öğrenemediğim lider bana Grimm'i savunuyormuş gibi bir tavır almıştı. Ve boynuzları diğer liderlerinkine göre daha uzun olan kadında öyle.
Herkes neyden bahsettiğimi çok iyi bilsede "İşgal." diyerek konuyu biraz daha açtım. Grimm deliymişim gibi geriye çekilip yüzüne belirsizlikle dolu maskesini geçirdi. Sinirleniyordum. "Saçmalama."
"Benim kararlarım geçerli?"
"Öyle mi?" dedim. Grimm başını sallayınca daha fazla sinirlendim.
"Öyle, görmek ister misin?" diyerek içimdeki, çıkmayı bekleyen gücü serbest bıraktım. Tüm bedenim sarıp sarmaladı. Damarlarıma yayılmasını büyük bir hazla hissettim. Her saniye damarlarıma daha fazla su doluyordu. En sonunda bedenimin kontrolünü ele geçirdi. Kolumdaki damarlardan biri patladı. Gözlerini kapadım. Böyle gücü daha fazla hissediyordum. Sonra başka bir damarım patladı. Güçlükle nefes alıyordum. En sonunda nefes almayı bıraktım. Ben nefes almayı bırakınca ayaklarımın yerden kesildiğinizi hissettim. Yer çekimine meydan okuyordum. Ayaklarım yerden iyice kesildiğinde gözlerini açtım. Ben dahil herkesin yüzünde şaşkınlık dalgalanıyordu. Grimm bana karşı koyamayacağının farkındaydı. O yüzden bekliyordu. Damarlarımdan fışkıran su beni yeren kaldırıp etrafımda birikmiş, beni sarmalamıştı. Birden bir parçam ahtapot kolu gibi benden ayrılıp Grimm'e ulaştı. Yanına geldiğine onu boğarak ayaklarını yerelden kalırdı. Yanı başıma ulaştığında başka sudan ahtapot kolları oluşup onun damarlarına yayıldılar. Bu sayede benim kontrolüme gelecekti. İşim bitince onu yere bıraktı kollardan bir sonrada ben indim ve etrafındaki su parçaları denize döküldü.
Gülümseyerek Grimm'in yanına yaklaştım. Bu bir hiç bile değildi yapabileceklerimin yanında "Neymiş?" diye üsteledim. Sergilediğim bu güç gösterisi kimsenin bana yaklaşmamalarının sağlayacaktı.
"İki gün sonra. Gidiyormuşuz." Gülümseyerek başımı salladım. "Aferin."
"Bak Günün birinde bende yok olacaktım belkide ama senin gibi değilim ölümsüzlükle lanetlendim. Ve krallığı her ne kadar babam yönetsede esas hükümdar benim."
🌬
Toplantıda işimiz bitince ben Rat ve Kats denizin içinde Rat'ın kaldığı yere doğru ilelerken Halx Kats'ın peşine düşerek kendini zorla kabul ettirmişti. Böylece Ben, Rat, Kats ve Halx birlikte Rat'ın kaldığı yere doğru ilerlemeye başlamıştık.
Vardığımızda hepimiz kendimize yer bulduk. Küçük bir yerdi ve sıkışıktı. Düşüncelerinden ve davranışlarından biraz rahatsız olduğumdan konuşma ihtiyacı hissettim.
"Çocuk gibi geldiğimin farkındayım ama sonsuzluğa sahipsem en az beş yüz yıl çocuk olacağım demektir bu."
Rat Gülümseyerek "Bu gerçekten güzel. Senin bu halinle beş yüz yıl bile çekildi doğrusu." dedi.
"Günün birinde aşık olmak istiyordum. Sana da uygun mu."
"Neden uygun olmasın?" buna yutkunarak cevap vermişti. O bunu bu şekilde söyleyince Halx ona dikçe bakışlarından yolladı. Yoksa? Sadece onu denemek adına kurduğum cümlelerin onda bu denli bir etki yaratacağını fark etmemiştim. Ama onunla yapamazdım o bir ölümlüydü ve bir vicdana sahipti. Ama elbetteki bana uygun birileri vardı. Ya günün birinde aşkım sonumu getirirse? O zaman ne olacaktı? Neyse onu o gün düşünürdüm. Günün birinde olacaklar beni ilgilendirmeyecekti nasıl olsa.
"İki gün sonra olmasına karar verdik." Kats'ın konuşmasıyla bakışlarım ona döndü. Kırışıklıklarının ardında çok sevimli bir yüze sahipti. Onu dinç gösteren sarı saçlara ve okyanus mavisi gözlere sahipti. Bu onu eşsiz kılıyordu. Rat ve Halx'ın kafası karışmış gibiydi. İkisi aynı amda "Neyin?" diye oraya bu soruyu attılar. Yoksa? Belki gerçektende birbirleri için yaratılmışlardı.
"Görevin." diye cevapladı onları Kats. "Çok erken." Halx'ın konuşmasıyla Rat başını onaylarcasına salladı.
"Yarın herkesin ne yapacağına dair bir planlama yapacakmışız. Toplantıya liderlerin sadık görevlileri de katılacakmış, yani benimle geliyorsun." Kats'ın bilgilendirmediysem Halx başını salladı. O başını sallayana kadar ben onun Kats'ın kabilesinden olduğunu unutmuştum.
"Kaçta?" işte bir soru yönetti bu kez. Geldiğimizden beri ilk defa başını sallamaktan başka bir şey yapmıştı.
"Gece yarısından sonra." dedi Kats. Ardından "Tam belli değil." diye de ekledi.
Halx tekrar konularak "Az kalmış." dedi. Rat başını salladı bu kez. Yoksa? Düşününce fena çift olmazlardı aslında.
"Toplantıdan sonra tekrar burada buluşalım mı bende tek kalmamış olurum. Zaten toplantıya benim dışımda herkes katılıncak bu ekipten." Halx aniden lafa atlayarak "Olur." dedi.
Gecenin geri kalanında sohbet sohbeti açtı ve sabah oldu. Sanalı günün birine daha vardı.
🌬