🎶 Ghostly Kises- What you see
🌬
Sonunda güvenli bölgeye geldiğimizde ejderhalardan inip adaya adım attık. Ordumuz başarıyla geri çekilmişti. Bazılarıysa zamanında kaçamayıp krallık tarafından esir alınmıştı. Taht Akay'da olduğundan dandik bir sorgu yapılıp serbest bırakılmıştı.
Daha ilk günden krallık daha iyi yönetilmeye başlamıştı. Akay değişikliklere başlamıştı.
"Ortalık yayılana dek burada kalmalıyız."
"Kesinlikle. Hava Krallığı kendilerini hedef aldığımızın farkındalar. Su ve hava iyileştirir ateş yok eder toprak ise her ikisine sahiptir. Şu anda hem yok edici hem de yaratıcı güce hakimim ama Toprak Krallığının nereden geldiği bilinmeyen bir gücü var. Toprak Krallığını yok etmek istiyorsam ilk olarak Hava Krallığına hakim olmalıyım. Ama sakin olun çünkü nasıl krallığa sızacağımız hakkında kafamda bir şeyler kurguladım."
"Nasıl." diye sordu Katherine bana bakıp gülümseyerek. Bana karşı çok nazikti ama bu Nazilli'nin altından başka bir şey de çıkabilirdi.
"Görürsünüz. Sadece sakin olun. Ve sen gelemezsin." diyerek Katherine'yi gösterdim parmaklarımla. "Şimdi söyle kimsin sen?"
"Judas'la tanıştığınız tesadüfü hatırlıyor musun?"
"Kısmen."
"O gün Judas'ın Ateş Krallığından ayrı, onlar için evreni dolaştığı tam dördüncü yıldı. O krallıktan ayrıyken iyice anlamıştı. Krallıklar kötü yönetiliyordu. Aslında o ekine Judas'la beraber gittik sayılır. Abim Judas'a eşlik etmemi istedi onun bunu kabul edemeyecek kadar gururlu olduğunu bilirdi. Bende biraz hile yaptım." diyerek gözlerimizin önünde görünmez oldu. Ben şaşkınlıkla az önce oturduğu yere bakarken elime bir şey değdi. Katherine tekrar görünür olduğumda elime değen şeyin onun eli olduğunu fark ettim. Az önce görünmez olmuştu.
"Araştırmamı bazen onunla yaptım bazen başka ülkelere gittim. Senin varlığından ise her zaman bihaberdim benim güzel Rena'm. Dört büyük büyücüye seni yaratmaları için ben gittim. Karnımdaki bebeğimi lanetlemelerine izin verdim. Sonra onlar seni alarak Su Hükümdarına bağışladılar. Deliye döndüm. Doğum sırasında bende yanındaydım. Onu nasıl öldürdüğünü keyifle izledim. Kimse benim bebeğimi benden almazdı. Kral çok kızgındı. Seni öldürecekti. Onun aklıma girerek senin için en mantıklı ve seni en güvende tutacak yeri kafasına yerleştirdim. Yıllarca krallıktan ayrıydım. Judas yirmi yıl boyunca kafasına göre takıldı. Hükümdarı koruduktan sonra gerisi önemli değildi. İstediği yere gidebilir, istediğini yapabilirdi. Krallık baştan ona bu yetkiyi verince sevmediği sevgilini görmemek için yıllarca gezdi.
"Kes sesini! Onun hakkında böyle konuşamazsın. Duygularımı bilmiyorsun?" Katherine gözlerini kısıp
"Öyle mi?" diye sordu. Ardından konuşmaya başladı.
"Öyle. Duygularını biliyorum.Yanına ilk kez görünür geldiğim geceyi hatırlıyor musun? Eminim hatırlamıyorsundur o biricik(!) sevgilini düşünmekten. Bebeğimin babası kimdi biliyor musun? Sen onu da bilmezsin! Beni bir kez gör diye o gece aşık olduğum adamı aldattım ben! Senin içindi! Senin için kendimden nefret ettim. Sadakatsiz olup onun duygularıyla oynadığım için hep üzgündünüz ma o gece yanına geldiğim için hiç pişman olmadım."
Bu kadarı çok fazlaydı hızla yerinden kalktım. Midem bulanıyordu. Katherine'nin yüzü çok tanıdık geliyordu. Judas hep bana başka davranmıştı.
Katherine "Konuşmam gerek. Yıllarca susutum." diyeince yerine oturdum. "Dünya'daki bir paralel evrende ve cehennemdeki bir paralel evrende bizim tahtın veliahtları var. Onların da icabına bakmalıyız. Özellikle dünyadakinin. O kız çok tehlikeli." Judas başını sallayarak oturduğu yerden kalktı. O kalkınca bende kalkarak kusmaya gittim. Biraz ayrı kalmamız gerekti.
BİR BUÇUK HAFTA SONRA
RENA
Ejderhalarla hava hastanesine gelmiştik. Toprak Krallığının Veliahtı Airdran Delmar burayı yönetiyordu. O bir deliydi. Biraz sohbet etme şansımız olmuştu. Bana annesinin Atlnatis'ten olduğunu o yüzden babasının onu yirmi yaşına gelince Atlantis'teki en iyi okula göndereceğinden bahsetti. Onun dışında sağlıklı, Hava Krallığına mensup askerleri deli olduklarına inandırdığı ama askerleri burada delirttiği bir yardım kuruluşu (!) vardı. Bundan keyif alıyordu. Neden özellikle bunu Hava Krallığına yaptığını anlayamamıştım. Onunla konuştuğum her saniye beni daha çok şaşırtmayı başarıyordu.
Hastaneye girince Judas'ın koluna girdim. Hastaneye girince yoğun bir koku yayıldı burnuma. Daha önce hiç böyle bir yere gelmemiştim. Hızlıca ilerleyerek Airdran'ın odasına doğru yol aldık.
Odasına geçince Judas ve bana bakıp gülümsedi. "Nasılsınız?" bu sorunun cevabını alıp ne yapacaktı?
"Ne için geldiğimizi biliyorsundur." dedim kendisine cevap vermeyi reddederek kısa kestim. "Biliyorum." diye mırıldandı . Hala gülümsüyordu. Ve bu gülümseme çok içten duruyordu. "Yardım et bize."
"Bu yasal mı? Hava Krallığı nasıl izin veriyor?" Airdran gözüne gelen saçlarını ittirmek için başını yana doğru salladı. Bunun pek faydası olmayınca elleriyle saçlarını geriye doğru ittirdi. "Kendi Krallığından biri deliren askerlerine yardım ediyor zannediyor." diye açıklamasını yaptı.
Judas'ta gülmeye başladı. Onunki sahteydi belli oluyordu. "Güzel kandırmışsın." Delmar başımı onaylar gibi salladı. "Biliyorum." Buradaki askerlerin çoğu eğitimliydi. Güçlülerdenlerdi. Hava hükümdarına karşı çok daha fazla şansımız artıyordu.
Krallığa gidince onları yavaş yavaş şehre salıp ülkenin dört bir yanına yayıp kargaşa çıkarmaları için örgütleyecektim.
Judas tüm sorularıma cevap almak için gelmiş gibiydi. "Bize neden yardım edeceksin?"
"Dört yıl sonra gidiyorum. Sonunda annemin yanına. Tabi o beni bu kirli ellerle kabul ederse. Gittiğimde burasıda evren gibi solacak. Ben olmadan yapmazlar. O zaman başka bir hayatım olacak buradakilerden sorumlu olmayacağım. Şimdi giderlerdeki bir şey olmaz üç yıl sonra da. Birkaçınızla tanıştırayım mı?"
"Kalsın." Judas'ı susturmak için "Ordumla tanışmaktan keyif duyarım." dedim. Onlar benim ittifaklarımdı. En nihayetinde onlar Hava Krallığından nefret eden askerlerdi.
Onları delirtenin Hava Krallığı olduğuna inanıyorlardı. Delmar yanılıyordu. O gidince askerleri salmazlardı. Bana bir şey olursa onlar intikamlarını almak için benim başlattığım şeyi bitirirlerdi. Hava Hükümdarının çok pısırık olduğunu duymuştum. Kesinlikle planıma kanacaktı.
"Yürüyelim o halde." Delmar'ı başımla onaylayarak beni koridora götürmesini sabırsızlıkla beklemeye başladım. Gece olduğundan herkes odasında uyuyor olmalıydı.
"Bizi göremezler cam tek taraflı rahat ol Judas." Judas'a döndüğünde omuzlarını sıkıp kollarını bağladığını fark ettim. Gülerek koluna girdim. Büyük ihtimal Katherine doğru söylüyordu. Judas babamdı. Üveyiyle iyi vakit getiremediğimize göre yeni bir şansım var demekti bu. "Peki bunu neden yapıyorsun?" diye beş soru yöneltti Judas Delmar'a.
"Yapılan hatalar cezasız kalmamalı." Kaşlarım çatıldı. Neyden bahsediyordu? "Ne cezası?"
"Gelecekte göreceksin." Delmar gelecekten geliyord? Fark ettiğim şeyle yutkunup Judas'a baktım. O da şok gibiydi. "Tabi o kadar yaşarsan."
🌬
Sabah olduğunda Judas'la hastaneye tekrar gelmiştik. Delmar bize eşlik ederek ortak alanlardan birine götürmüştü. Bu alan hastanenin içindeydi. Oldukça geniş bir yerdi. Hastaların dinlenmesi ve birbirlerini tanımaları, zamanlarını geçirmeleri amacıyla inşa edilmişti.
Girişte durup hastaları izliyorduk. Hepsi kendi hallerinde çalışıyorlardı. Hepsinin boğazlarının biraz daha aşağısında bir dövme vardı. İki farklı dövme vardı.
Delmar incelediğim şeyi fark edince gülümseyerek boğazında 那些放弃生活的人 sembolleri olan birini işaret etti. "Hastalarımız." dedi beni aydınlatarak.
"Ne yazıyor." diye sordum merakla. Daha önce görmemiştim. Bu sembolleri. "Doktorlarımızdan biri ilk kurduğumuz zaman hastalardan ayılmak istediklerinden dünyaya ait bir dil seçtik."
"Bu bir dil mi?" çok ilginçti. "Öyle." diğer döveneye sahip birini işaret etti. Bununki biraz daha farklıydı. 那些失去感情的人 "Doktorlarımız." diyerek beni aydınlattı. "Bazı doktorlar burada delirince onları hastaneye kapatıp üstlerine ilk dövmeyi yazdık." dedi. Sanırım buraya aittim.
Onları biraz olsun daha iyi tanıyınca ortaya oturup beni fark etmelerini bekledim. "Krallıklardan özellikle de Hava Krallığından nefret ettiğinizi biliyorum. Biliyorum çünkü bende nefret ediyorum.
Hep birlikte onları yenebiliriz. Sizi salacağım. Teker tekere evleriniz neredeyse oraya gidip kargaşa çıkaracaksınız. Yakalanmadan. Ne dersiniz?"
"Neden sana güvenelim. Krallıklara güvendikte ne oldu?" Ortalıktan fısıltılar gelmeye başladı. Konuşan kişiye döndüğümde. Bir gözü siyah bir bantla kapatılmış, esmer tenli bir adam olduğunu gördüm.
"Sözleşmem var. Bu imzalı sözleşme bu duvarda sıkı kalacak. Hava Hükümdarını öldürdüğümde tahta içinizden biri çıkacak." diyerek dosyamdan imzalı belgemi çıkarıp bir görevliyle verdim.
🌬