İçeriğe geç

Son duraktaki hayallerim.

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Son duraktaki hayallerim.

Bölüm 3

2.Bölüm

Ertesi gün Taehyung, evden çıkarken karşı binaya göz attı. Jungkook’un yaşadığı binayı fark etti. Ufak bir heyecan hissetti; o günü hatırlamak bile garip bir huzur veriyordu. Aslında o günkü küçük tesadüf dışında bir şey yaşanmamıştı. Sadece şemsiyenin hafifçe kayması, birkaç saniyelik bakış… ama aklında derin bir iz bırakmıştı.Akşam eve döndüğünde telefon tekrar titredi. Ekranda Jungkook’un mesajı vardı:Jungkook: “Selam. Bugün yine seni fark ettim.”Taehyung bir süre telefonu elinde tuttu. İçinden hafifçe gülümsedi: “Yine mi?” diye düşündü. Kendi kendine, “Belki de bu bir tesadüf değil” dedi. Parmakları ekrana kaydı ve cevap yazdı:Taehyung: “Merhaba. Bu şehir bazen gerçekten küçük geliyor.”Kısa bir süre sonra yanıt geldi:Jungkook: “Evet… ya da sadece bizim çevremiz küçük.”Taehyung telefonu masaya bıraktı ve pencereye yöneldi. Yağmurdan sonra ıslak kaldırımlar, sokak lambalarının yansıması… Şehir sessiz, ama bir şekilde canlı hissediliyordu. İçinden, “Birkaç mesaj… ama bu küçük tesadüfler bile insanın gününü farklı kılabiliyor,” diye geçirdi.Ev arkadaşı yan odadan seslendi:“Yine mi mesajlaşıyorsun?”Taehyung hafifçe başını salladı:“Evet… ama sıradan bir konuşma gibi görünüyor. Aslında ilginç.”Telefon tekrar titredi. Jungkook yazmıştı:Jungkook: “Yarın bir kahve içmek ister misin? Sadece bir sohbet, belki o günkü tesadüfü konuşuruz.”Taehyung bir an durdu. Kalbi hafifçe hızlandı, ama düşünceli bir şekilde cevap yazdı:Taehyung: “Olabilir… ama emin olalım, çok kalabalık bir yer olmasın. Rahat konuşabileceğimiz bir yer olmalı.”Jungkook: “Anlaştı. Küçük bir kafe var, sessiz ve sakin.”Mesajları bitirdikten sonra Taehyung telefonu masaya koydu ve derin bir nefes aldı. İçinde hem merak hem de hafif bir endişe vardı. “Gerçekten tanıyacağım mı?” diye düşündü. Bir yandan da, bu tür küçük etkileşimlerin onu düşündürmesi hoşuna gidiyordu.Ertesi sabah, okul hazırlıklarını yaparken kafasında Jungkook’un yüzünü canlandırdı. Hafif gülümseyerek, “O gözler ve saçlar… unutmak mümkün değil,” dedi kendi kendine. Derin bir nefes aldı ve telefonunu kontrol etti. Mesaj yoktu, ama kafasında tüm planlar dönüyordu.Küçük bir gerginlikle evden çıktı. Karşı binaya doğru yürürken, adımlarını yavaşlatıp gözlerini dikkatle etrafa çevirdi. İçten içe “Belki bugün olacak, belki de yine sadece mesajlar,” diye düşündü. Kalbi garip bir şekilde hızlı çarpıyordu, ama bunu saklamaya çalıştı.Kafe önünde buluştuklarında Jungkook hemen onu fark etti ve hafifçe başını salladı. Taehyung kalbinin hızlandığını hissetti ama doğal davranmaya çalıştı. İçeri girdiler ve küçük bir masaya oturdular. Sessizlik kısa sürdü; Jungkook gülümsedi:“Merhaba… burada buluşmak tuhaf ama güzel bir tesadüf gibi.”Taehyung başını salladı:“Evet… gerçekten öyle. Küçük şeyler bazen insanı düşündürüyor.”Konuşmaları kısa ve doğal ilerledi. Küçük tebessümler, hafif gülüşmeler, birkaç soru ve cevap. Taehyung, onun yanında kendini rahat hissetmeye başladı. Dışarıda yağmur yeniden hafifçe çiseliyordu. İçerisi sessiz, kafe sıcak ve samimiydi.Mesajlaşmalar üzerinden başlayan bu tanışma, ilk gerçek yüz yüze karşılaşmayı getirmişti. Taehyung için küçük ama önemli bir adımdı. Küçük bir tesadüf, ufak bir buluşma… Ama aklında büyük bir iz bıraktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.