Gözlerimi açmaya çalışırken bir yandan da doktor ve hemşire arasında geçen konuşmayı dinliyordum.”Bir tür kriz geçirdi kafasını tutup yerde çığlık atıyordu pek sağlıklı gözükmüyor bütün kontrolleri eksiksiz yapıldı mı hala kafa tramvası var gibi gözüküyor.” Hemşire doktorun dediklerini pür dikkat dinliyor ve doktora elindeki rapor olduğunu tahmin ettiğim kağıttan birşeyler gösteriyordu. “Bütün kontrolleri sorunsuz tamamen sağlıklı gereken herşeyi yaptık hiçbir sağlık sorunu gözükmedi.” uyandığımı daha fark etmemişlerdi ve benim hakkımda konuşmaya devam ettiler.Tam uyandığımı belli edicektim ki doktorun söyledikleriye dondum kaldım “Acaba o adamın dediği gibi birşey mi var haklı olabilir mi hemen hastaneyi ara bu artık bizim görevimiz olmaktan çıktı.” uyandığımı fark ettiler ve doktorun suratında sevimsiz bir gülümseme oluştu “Kendini nasıl hissediyorsun Mira?” Hemşire odadan çoktan çıkmıştı bense sadece iyi olduğumu belirtmek için kafamı salladım konuşucak halde değildim olanları sindirmekle meşguldüm.Burda neler oluyor bilmiyordum ama hiç hoş şeyler olmadığı belliydi.Doktor bi kaç kontrol yaptıktan sonra odadan çıktı.Lina hışımla bana döndü “hadi burdan çıkmamız gerek hemen.” Hiç sorgulamadan ayağa kalkıp telefonumuda elime aldım.Lina her yaşımda benimleydi hep en iyi arkadaşım ve koruyucum olmuştu oyüzden o ne derse yapardım hep iyiliğimi düşünürdü çünkü. “Burda neler oluyor Lina niye kaçmamız gerekiyor artık birşeyler söyle.” Lina soruma cevap vermek yerine sadace elimi tuttu ve odanın kapısını açıp etrafı kontrol edip bana döndü ve saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı “Bak Mira burdan çıkmamız gerek yolunda gitmeyen şeyler var ve bu hastaneden hemen defolup gitmemiz gerek sana söz veriyorum herşeyi anlatıcam ama lütfen önce şu hastaneden çıkalım yalvarırım beni dinle.” Onaylarcasına kafamı sallayıp elini sıkı sıkı tuttum ve lina’yı takip ettim.Hastanenin iç ürpertici koridorlarından geçerken içimde kötü bir his vardı sanki daha önce burda kötü şeyler geçirmişim gibi içime tuhaf bir his kapladı.
MAALESEF HASTAYI KAYBETTİK
Kafama dolan seslerle olduğum yerde kala kaldım sanki felç olmuş gibiydim bir adım bile atamadım gene başımda o çekilmez ağrı vardı.Lina beni sarsıyor ilerletmeye çalışıyor çekiştiriyordu bense yerimden bir adım bile atamadım.Suratıma inen sert darbeyle kafam yana düştü.Şaşkınlıkla Lina’ya baktım.”Elinde sertmiş.” Lina’nın tokadıyla kendime gelmiştim.Ama okadar sert vurmuştu ki çenem kırılmış gibi ağrıyordu. “Özür dilerim bu senin iyiliğin içindi.” koridorda hızlıca ilerlemeye devam ettik.Sonunda hastaneden çıkınca sonunda ciğerlerim temiz havayla dolunca derin derin nefes aldım.Hastane kokusu kadar nefret ettiğim birşey yoktu. “Mira eve kadar yürümemiz gerekicek hiç paramız yok taksiye binemeyiz.” Tanrım Lina benim yanıma neden para almadan gelmişti ki.Tam yürümeye başlamıştık ki önümüzde bir taksi durdu ve adam camı açıp bize seslendi. “Hadi bin.” şaşkınlıkla birbirimize baktık “Abi paramız yok bizim.” abi çok sakin bir şekilde bana bakıp camdan kafasını birazdaha uzattı “Parayı bir adam ödedi ve adresinizide verdi endişelencek birşey yok.” endişelenecek büyük birşey vardı parayı kim ödemişti ve adresimizi nerden biliyordu.lina arabaya binmem için hafifçe belimden itince arabanın kapısını açıp içeri girdim Lina’da peşimden gelip oturdu ve kapıyı kapattı.Şoför bindiğimiz an sürmeye başladı.Yol boyunca kimse konuşmadı.Sonunda adrese varınca kapıyı açıp indik.Araba gözden kaybolana kadar ikimizde konuşmadık.Sessizliği bozan Lina oldu “hadi eve girelim üşüyüceksin unutma hala hastane kıyafetiylesin Mira.” eğilip üstümdekilere baktım.Hastanelerden nefret etme nedenlerimde biride şu gereksiz kısa hastane kıyafetleriydi bu kadar kısa yapmak zorundalarmıydı bide kış ortasında hiçbir sıcaklık sağlamıyordu.Gerçi yaşadıklarımın karmaşıklığından soğuktan şikayet etme fırsatım olmadı.Kapıyı açıp içeri geçtik.Lina birşeyler anlatıyordu ama sesi boğuk geliyordu.Sadece kafamdaki düşünceleri duyabiliyordum aklımda binlerce soru vardı.Taksiyi kim çağırmıştı ve adresimizi nerden biliyordu,Lina neden ailem hakkında yalan söylüyordu,kafamda duyduğum ara ara gelen sesler de neyin nesiydi,doktor hangi adamdan bahediyordu ve bu adam beni nasıl bu kadar tanıyordu sadece beni o halde bulmuş rasgele tanımadığım biri beni naıl bu kadar tanıyordu? Yoksa tanıyormuydum? “Mira sen beni dinliyor musun?” Lina parmağını yüzümün önünde şıklatıyordu elini tutup ittim “Çek şu elini yüzümün önünden.” Odama girip kapıyı kapattım ve kendimi yatağa attım sonunda eve gelmek gibisi yoktu hastane yataklarıda çok rahatsız ediciydi.Bu hastanenin yorumlarına baktığımda yataklarında şikayetçi olan bir sürü insan vardı.birsüre daha yatakta yatıp zorda olsa kendimi banyoya atmıştım.Buz gibi su cildime değince gerileyip su ısınana kadar bekledim.Su ısınana kadar sargılarımı çıkardım.Parmağımın ucuyla suya dokununca ısındığını görüp memnuniyetle kendimi suyun altına soktum.Hastanede yatarken fark ettiğim birşeyde saçlarımın kan bulaşmasından dolayı iğrenç bir halde olmasıydı tam bir deli gibi gözüküyordum.Bir süre daha yıkanıp çıktım ve aynadaki yansımamı izledim.Yaralarımı inceledim çoğuna dikiş atılmıştı ve yüzümün belirli yerlerinde morluklar vardı.Acınası bir haldeydim.Bir süre daha aynada kendime baktım midem bulanıncada sargılarımı geri taktım.Odama gidip üstüme birkaç parça kalın pjama giyip odadan çıktım.Lina koltukta oturmuş kahve içiyordu beni görünce gülümseyip yanına oturmam için işaret yaptı.Gidip kendimi sertçe koltuğa attım.her ne kadar Lina’yı çok sevsemde ailem hakkında yalan söylediği için çok kızgındım.Lina tam konuşucakken telefonum çalınca sustum.Bilinmeyen numaradan geldiği için aramayı reddettim.Ama bir kere daha çalınca anladım ki bu beni hastanede arayan adamdı ve hızlıca telefonu açtım. “Alo Mira ışıklarınızı hemen kapatın televizyonunuzuda hızlı ol.” Lina endişeyle bana bakıyordu bense hızlıca ayağa kalkıp ışığı ve televizyonu kapattım.”Neler oluyor Mira iyimisin?” Lina’ya sus işareti yapıp pixel sesin konuşmasını bekledim. “Mira evine giricekler hemen çık ordan.” Kapıdan gelen sesleri dinledim bir süre Lina ise çoktan ayaklanmıştı.”Tek bir çıkış var nasıl çıkıcaz.” Lina elini saçlarına sokup teleşla bana döndü “Yangın merdivenininden senin odandaki camdan oraya ulaşabiliriz acele et ve sessiz ol.” telefona baktığımda arayan kişi çoktan kapatmıştı.Hızlı adımlarla odama gittik ve camı açtık kafamı uzatı mesafeye baktım. “Bu imkansız Lina oraya apartmanın koridorundan çıkılıyor burdan yetişemeyiz bu imkansız başka bir yol bulmamız lazım.” az önce beni arayan numaraya baktım telefon bir süre çaldıktan sonra açıldı “Merdivene atlayın ozaman.” Mesafeye tekrar baktım merdiven demirliydi atlasak bile tdemirlerden tutunarak inmemiz gerekicekti ve bu çok zordu hırsızlar burdan tırmanamasın diye oraya keskin teller taktırmıştı apartma yöneticisi yani denesek bile ellerimiz kesilicekti. “Denemeye değer Mira gelenler bizi öldürebilir yaralanmak mı ölmek mi?” çıkıp camın önünde çömeldim ve ileri atıldım şans eseri demirlerden birini tutmayı başarmıştım ama vücudum tamamen demirlere yapışınca keskin teller vücudumu çizmişti çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum.Çığlık atıp hayata lanet etmek istiyordum.Biraz aşağı inince Lina’da arkamdan atlamış ve teller onunda vücudunu çizmişti “iyi misin Mira?” bir günde başıma gelmeyen kalmamıştı ve daha hiçbirini sindiremezken gelen bir aramaya güvenip tanımadığım adamlardan kaçıyordum ve muhtemelen peşimde benimle ilgili herşeyi bilen ve beni sürekli izleyen bir sapık vardı.Vücudumda keskin tellerden dolayı çizik çizik olmuştu.Evet daha iyi olamazdım.Yavaş yavaş aşağı inmeye çalışıyordum.Her hamlemde vücudumu daha fizzle tel çiziyordu ve gittikçe katlanılmaz bir acıya dönüşüyordu.Elimi koyduğum yerde çıkmış bir tel olduğunu tel elime girene kadar fark etmemiştim.Bir anda attığım çığlıkla apartmandaki bazı dairelerin ışığı açılmıştı.Zorda olsa acı acı feryat ederek elimi çekmiştim ve elimden oluk oluk kan akıyordu. “Bu işkence gibi Lina dikkat et burda bir tel var eline girmesin.” Sonunda merdiven bitmişti ve ayaklarım yere değince bedenim yere yığıldı vucudumun birçok yerinde kan akıyordu ve adm atcak halim kalmamıştı kıyafetlerimde delinmiş ve her deliktende kan akıyordu.Birkaç dakika sonra Lina’da kendini yanıma atmıştı onunda benden tek farkı avuzunda bir delik olmamasıydı.Tişörtümden biraz koparıp elime sardım. “Mira kalkmamız gerek çığlığını duymuş olmamalılar buraya geliceklerdir hadi az daha dayan.” Lina zorlukla ayağa kalkınca bende mecbur peşinden kalktım.Telefonum çalınca cebimden çıkarıp telefonu açtım “Hemen koşmaya başlamazsanız yakalanıcaksınız geliyorlar ve Mira hamilesin birazdaha dikkatli ol.” daaha cevap veremeden telefon suratıma kapanmıştı.Doğruya bide hamile olduğum gerçeği vardı bir sapığın çocuğunu taşıyordum.Elimi karnıma koyup koşmaya başladım Lina çoktam yolun sonuna ulaşmıştı.Zorda olsa ona yetişince koşmayı bıraktım apartmanla aramızda bir ton mesafe kalmıştı.”Nereye gidicez Lina?” Lina nefesi düzelene kadar soruma cevap vermemişti.Sonunda kızgın gözlerle bana baktı “Neden herşeyi bana soruyorsun hiç kendi fikrin yok mu nerden bileyim ben nereye gidicez.” Bana bağırıp sinirle kaldırıma oturmuştu.Bir süre bu sinir patlamasının verdiği şaşkınlıkla ayakta dikildim ve en sonunda yanına oturdum.
Sadece yolun kenarındaki kaldırım da oturup arabaları izledik yanımızdan geçen insanlar kanlı halimize acıyarak bakıyordu ama yardım etmiyordu.İşte insanlar böyledir sana acırlar ve ne olduğunu sana kimin böyle yaptığını merak ederler ama başları derde girmesin diye hiçbir yardım eli uzatmazlar ya da telefonlarını çıkarıp çekerlerdi tek dertleri izlenme ve ordan kazanacakları paralardı.Sonrada ölüm haberleriniz yayılınca çok umurlarındaymış gibi bir iki yas tutuyormuş gibi video atarlardı ve ölümünüzden yararlanıp takipçi kazanırlardı.Bu yüzden Lina dışında arkadaşım yoktu küçükken çocuklar beni zorbalarken ve hiçbir arkadaşım yokken bana dost eli uzatmıştı ve onda itibaren arkadaştık.
“Lütfen defterimi ver sana ne yaptımda benden nefret ediyorsun?” oğlan elinde tuttuğu defterdeki çizimlerimle dalga geçiyordu ve diğer öğrenciler ya acıyan gözlerle bakıyordu yada gülüyordu.Oğlan elindeki defterin sayfalarını yırtıp kağıdı yere atmıştı. “Zavallısın Mira eziğin tekisin senden nefret etmek için nedenimiz yok ama sevmek içinde yok.” kötü bir kahkaha atıp bana iğrenç bakışlar atıyordu.Biri oğlanın elindeki deftere vurup defteri düşürdü “birdaha bu kıza buluşursan seni bir temiz döverim kaybol şimdi burdan.” kız gülüp yanıma gelip diz çöktü ve cebinden peçetesini çıkarıp kanayan dizimi sildi. “Ben Lina ya sen?” Elimden tutup yerden kaldırmış yerdeki eşyalarımı çantama toplayıp çantayı bana uzatmıştı. “Mira.” Beni çekip sıkıca sarılmıştı.
Bana kızgın değildi beni koruyamadığı için kendine kızmıştı. “Lina sorun yok iyiyim.” Lina sonunda bana döndü ağlayan gözlerle bana bakıyordu.Çekip sıkıca sarıldım. “Özür dilerim Mira seni koruyamadım.” Bir süre sarıldık sadece ve en sonunda ayrılıp ayağa kalktık.”Yaralarımız enfeksiyon kapmadan hastaneye gidelim yürü.” kolunu tutup onu durdurdum. “Lina gidemeyiz unuttun mu zaten hastaneden kaçtık bizi arıyorlar ve kanları görürlerse ilk hastaneye bakıcaklardır.” Lina derin bir iç çekti. “Ne yapıcaz ozaman Mira yaralıyız ve yardıma ihtiyacımız var.” kahretsin ki ikimizde haklıydık.Nereye gidiceğimizi bilmiyorduk ama burdada kalırsak ikimizden biri ölücekti.Karanlık sokakta bir oraya bir buraya gidiyorduk ikimizde nereye gidiceğimizi bilmiyorduk ama kol kola girmiş birbirimizden destek alarak gidiyorduk.Gök gürüldeyip yağmur yağmaya başlayınca sırılsıklam kalmıştık. “Lina.” dönüp bana baktı “Efendim.” bir anda izleniyormuş gibi hissetiğim için arkaya dönüp baktım kimseyi göremeyince önüme döndüm. “Acaba eve mi dönsek bir daha oraya bakmazlar sonuçta.” Lina olumsuz anlamda kafasını sallayınca yürümeye devam ettik.Artık katlanılmaz bir acıya dönüşmüştü bu her adımımda yaralarım ağrıyordu ve gittikçe midemi bir açlık basmıştı.