İçeriğe geç

Son Ders Zili

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Son Ders Zili

Bölüm 5

Fotoğraftaki Üçüncü Kişi

Mert, o gece telefonundaki fotoğrafa uzun süre baktı.

Ege.

Arda.

Lina.

Üçü aynı karedeydi.

Fakat fotoğrafın çekildiği zamanı düşündükçe kafası daha da karışıyordu. Ege geçen yıl Arda’yı tanıdığını hiç söylememişti.

Hatta Arda’nın adı ilk kez geçtiğinde yüzündeki şaşkınlık bile Mert’e gerçek gelmişti.

Ya bütün bunlar tesadüftü?

Ya da Ege, Mert’e bilerek yalan söylemişti.

Sabaha kadar bunları düşündü.

Sonunda uykuya daldığında saat çoktan dört olmuştu.

Sabah alarm çaldığında Mert gözlerini zor açtı.

Okula vardığında Ege her zamanki yerinde oturuyordu.

Mert içeri girdiğinde Ege başını kaldırdı.

“Uyumadın mı?”

Mert çantasını bıraktı.

“Uyudum.”

Ege birkaç saniye ona baktı.

“Yalan söylüyorsun.”

Mert cevap vermedi.

Tam o sırada Lina sınıfa girdi.

Göz göze geldiler.

Lina’nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Mert de gülümsedi.

Ama aklının bir köşesinde hâlâ o fotoğraf vardı.

Lina yerine oturduğunda Mert ona bakmadan sordu:

“Arda’yı tanıyor musun?”

Lina’nın elindeki kalem durdu.

Sadece bir saniyeliğine.

Ama Mert bunu gördü.

“Hayır.”

Cevap fazla hızlı gelmişti.

Mert başını ona çevirdi.

Lina gözlerini defterinden kaldırmadı.

“Emin misin?”

“Evet.”

Mert daha fazla sormadı.

Fakat o anda bir şeyden emin oldu.

Lina yalan söylüyordu.

Öğle arasında Lina tek başına arka bahçeye çıktı.

Mert birkaç dakika sonra onu takip etti.

Bahçenin en arka köşesinde, okulun duvarının yanında oturuyordu.

Mert yanına geldi.

Lina başını kaldırdı.

“Beni takip mi ediyorsun?”

“Konuşmamız lazım.”

Lina’nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Mert telefonundaki fotoğrafı açtı ve ona gösterdi.

Lina fotoğrafı görünce birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sonra telefonu Mert’in elinden aldı.

“Bunu nereden buldun?”

“Bu önemli değil.”

“Önemli.”

“Benim için önemli olan senin neden yalan söylediğin.”

Lina’nın gözleri doldu.

“Çünkü sana anlatırsam her şey değişecek.”

“Zaten değişti.”

Lina telefonu ona geri verdi.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra yavaşça konuştu.

“Arda benim ağabeyimdi.”

Mert’in yüzündeki ifade değişti.

“Ne?”

“Üvey ağabeyim.”

Mert fotoğrafa yeniden baktı.

“Okuldan neden ayrıldı?”

Lina cevap vermedi.

“Lina.”

“Çünkü…”

Sesi titredi.

“Bir şey oldu.”

Mert bekledi.

Lina gözlerini yere indirdi.

“Ve o şeyden sonra Arda bir daha okula gelmedi.”

Mert’in aklına eski spor salonu geldi.

“Ne oldu?”

Lina başını kaldırdı.

“Bilmiyorum.”

Mert şaşırdı.

“Bilmiyor musun?”

“Bana sadece onun yüzünden okuldan ayrıldığını söylediler.”

“Kim söyledi?”

Lina cevap vermedi.

Mert’in aklına Ege geldi.

“Ege mi?”

Lina’nın gözleri bir anda Mert’in gözlerine kilitlendi.

Bu sessizlik cevaptı.

Mert’in içi buz kesti.

“Ege ne biliyor?”

Lina başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

“Az önce bana doğruyu söyleyeceğini söyledin.”

“Ben de bilmiyorum!”

Lina ilk kez sesini yükseltti.

Sonra gözlerini kapattı.

“Arda’nın başına gelenlerden sonra herkes sustu. Ben de sustum.”

Mert onun yanına oturdu.

İlk kez Lina’nın ne kadar yalnız olduğunu fark etti.

“Peki sen neden hâlâ korkuyorsun?”

Lina cevap vermedi.

Bir süre sonra telefonunu çıkardı.

Eski bir mesajı açtı.

Mert’e uzattı.

Mesajın tarihi geçen seneye aitti.

Gönderen: Arda

“Eğer bir gün bana bir şey olursa, Mert’e anlat.”

Mert’in nefesi kesildi.

“Bana mı?”

Lina başını salladı.

“Ben de o zaman Mert diye birinin kim olduğunu bilmiyordum.”

Mert ekrana baktı.

Kendi adı, bir yıl önce Arda tarafından yazılmıştı.

Daha Lina’yla tanışmadan önce.

Bu artık tesadüf olamazdı.

Ders çıkışında Mert, Ege’yi okulun boş koridorunda yakaladı.

“Arda’yı tanıyordun.”

Ege’nin yüzündeki ifade bir anda değişti.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra:

“Bunu sana kim söyledi?”

Mert’in kalbi sıkıştı.

“Demek doğru.”

Ege başını eğdi.

“Ben sana anlatmak istemedim.”

“Niye?”

“Çünkü Arda’nın hikâyesi bitti sanıyordum.”

Mert’in sesi sertleşti.

“Bence bitmemiş.”

Ege ona baktı.

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı.

Mert’e uzattı.

“Bunu al.”

Mert anahtara baktı.

Üzerinde küçük bir metal etiket vardı:

B-14

“Bu ne?”

Ege cevap vermedi.

“Eski spor salonundaki depo.”

Mert’in yüzü değişti.

Ege devam etti:

“Arda’nın orada sakladığı bir şey vardı.”

“Ne?”

“Bilmiyorum.”

“Sen hiç bakmadın mı?”

Ege başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Mert anahtarı aldı.

Tam cebine koyacakken Ege kolunu tuttu.

“Bir şey daha var.”

Mert ona baktı.

“Oraya yalnız git.”

“Niye?”

Ege’nin yüzü ilk kez gerçekten korkmuş görünüyordu.

“Çünkü Lina’nın bilmesini istemiyorum.”

Akşam olduğunda Mert eski spor salonunun önünde durdu.

Anahtar cebindeydi.

Kapı önünde birkaç saniye bekledi.

Sonra içeri girdi.

Depo koridorun en sonunda bulunuyordu.

Kapının üzerinde B-14 yazıyordu.

Mert anahtarı kilide soktu.

Bir kez çevirdi.

Kapı açıldı.

İçerisi karanlıktı.

Telefonunun ışığını açtı.

Tozlu raflar, eski toplar, kırık sandalyeler…

Ve duvarın dibinde küçük, siyah bir kutu.

Mert kutuyu aldı.

Üzerinde tek bir isim yazıyordu.

LİNA

Kutuyu açtı.

İçinden birkaç fotoğraf, eski bir bileklik ve katlanmış bir mektup çıktı.

Mert mektubu açtı.

İlk satırı okudu.

Ve nefesi kesildi.

“Sevgili Lina, eğer bunu okuyorsan artık Mert’e güvenmek zorundasın.”

Mert mektubu elinde tutarken dışarıdan kapının kapanma sesi geldi.

Birisi spor salonuna girmişti.

Mert telefonunun ışığını hemen kapattı.

Karanlığın içinde nefesini tuttu.

Koridorda ayak sesleri yaklaşmaya başladı.

Bir.

İki.

Üç adım…

Sonra kapının önünde durdu.

Ve dışarıdan Lina’nın sesi duyuldu:

“Biliyorum Mert. Buradasın.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.