Güzel bir sonbahar gününde eski ilkokulun kapısında okulun mezun ögrencileri toplanmıştı.Havada güzel bir esinti vardı.Mezunlar içeri girerken birbirlerini selamliyorlardı.Hepsi okul yıllarının ilk dört yılını birlikte iyi ķötü anilarla geçirmişlerdi.Zamaninda az yaramazlık etmemişlerdi.Birbirlerini seven bu öğrenciler şimdi iyi olsun kötü olsun bir hayat edinmişlerdi.Konferans salonunda mezunlar toplanırken hepsi birbirlerinin halini soruyorlardı. Hüseyin adlı genç polis eşi Öykü ile Süleyman ve Yaren ‘i selamlar.
Süleyman:Ooo...Komiserin nasılsınız?
Hüseyin:İyiyim Süleyman,Ne kadar değişmişsin.
Suleyman:Eee...Herkes senin gibi baby face olamıyor ya
Huseyin:Estafurullah .
Yaren ve Öykü birbirlerini kucaklarken hasret giderirler.
Yaren:Seni iyi gördüm valla.Ne güzel olmuşsun.Leylek gibi uzamışsın,eskiden yarıma kadar geliyordun.
Öyku:Yaaaa...O kadar kısa değildim ki.Asıl sen nasılsın?Anne olmuşsun?
Yaren:Öyle oldu.Dördüncüye hamileyim.Çok şşükürgeçiriyoruz.Siz düşünmüyor musunuz?
Öykü:İkimizde çalışıyoruz tatlım.Nasil ilgilenelim çocukla?
Yaren:Belli olmaz şeker.
Süleyman akrabalarının desteğiyle bir bakkal dükkanı açmış eşi Yaren ve çocuklarıyla klasik bir turk ailesi olarak yaşıyordu.Ilkokuldan sonra okulu bırakmıştı.Zaten okumaya niyeti yoktu.Bu yüzden hayata erken atılmıştı.
Diğer mezunlar arasında Sultan ve Damla da gelmişti.Ikisi çok iyi arkadaştılar ve bu yüzden okuldan sonra birlikte bir restoran açmışlardı.Her türlü tatlı ve yemeğin olduğu restoranda kızlar iyi para kazaniyorlardı.Ama nedense bir gelen yemekten zehirlendiginden bir daha gelemiyordu .Yemekler berbattı ama kızlar yiyecekleri öyle süslüyorlardı kı yemeğin iğrenç olduğunu farkına varamazdınız.
O sırada Melek adlı o sinifin sessiz kızı,öyle sanılıyordu, gelir.Din kültürü öğretmeni olmuştu.Ögrencileri onu çok seviyorlardı.Iyi bir öğretmendi ama hala biraz korkak biri sayılırdı.Şeref adlı okulun serserisi olan mezun ise yine okul zamanlarındaki gibiydi.Kendisi kendince serbest meslek adı altında karanlik işlerdeydi ama kimse sorgulamazdı.Melek'e bir bakış atar ama hiç oralı olmaz .Melek hiç sevmezdi onu.Sevilecek biri değildi zaten.
Anasının kuzusu olan müteahhit Volkan ve önün kılıbıklığından bıkan eşi Sude gelirler.Volkan koskoca Müteahhit olmuştu ama annesinin sözünden çıkmayan bir çocuktu.Annesi ilkokulda da rahat vermezdi.Ögretmenden bir şekilde izin alıp çocuğunun yanından ayrılmazdı.Ilkokulu resmen birlikte okumuşlardı.Sude onun annesine düşkünlüğünden bıkan şımarık bir kızdı.Volkan ikisinin arasında kalmıştı.
Sevda ve kardeşi Hasret ile gelirler.Ikisi ikizlerdi ve avukat olmuşlardı.Avukatlardi ama ne yazık ki işlerini dürüstce yapmak yerine haksız tarafın onlara verdiği paralarla ilerleyip GERCEKLERI tarafları için gizliyorlardı.Hasret bundan azıcık rahatsız olsa da zenginlik hoşuna gittiğinden kardeşinin sözünü dinlerdi.
Yunus Emre ve Selin gelirler.Yunus Emre eskiden düğü gibi şiddet düşkünüydü.Bir meyhane işletiyordu ve eşi Selin'e çok fazla şiddetkardı.Kız eskiden ondan başkasını dinlemezken şimdi taş bebek gibi korkuyla yaşıyordu.
Yüzü gözü mosmordu ve elleri yaralıydı ama eşinin her istediğini yapacak ezik biri olmuştu okulun zamanında popüler kızlarında olan Selin.
Okulun hademesi olan Murat ise zamanında derslerime çalışmadığı için şimdi hademe olarak zar zor geçilmiyordu.Okulun hademe odasında kalıyordu.Okudugu okulun hademesi olduğundan her gün lanet eder dururdu. Yeniden başlamak yerine şikayet eder alay konusu olurdu.Eşi Utku ise onun bu halinden nefret ettiğinden kendi hayalleri için bir başkasıyla evlenecekti ve yakında Murat ile boşanıyordu.Eskiden de böyleydi.Insanlari sömürür sonra terk ederdi.Bu 3. Evliliği olacaktı.
Pakize ve eşi Harun Insanlara 2. Eldeki beyaz eşyaları haksız kâr ile satıp sefasını yaşıyorlardı.Eşyalar bozuk çıkınca bir süre sonra kaçıp başka insanları kazıklarlardı.
Ve işte okulun en güzeli olan baş cadı Sinem ve biricik para kaynağı eşi Soner.Sinem yine makyajıyla estetiğiyle herkesin rüyası olan kızdı.Sonet ise Şirket sahibi bir mimardı.Sinem ‘i çok severdi ve onu gereksiz şimartirdi.Bencil prenses ise sabahtan akşama kadar gezer tozar para ezerdi.Okulun o zorba ama popüler kızı hiç değişmemişti. Hep aynı küçümseyici tavrıyla insanların üstünde uçardı.Diğerlerinin yanına gidip eski anılardan konuşurlar.
Sinem:Eee...Şeref,neler yapıyorsun?Yine aynı gibisin.
Seref:Ne olsun işte hayatımızı kazanıyoruz işte.Iyi de geçiniyorum.Bir de birileri bana hayır demeyi kesse.
Melek:Allah belanı verir ne de olsa.Seni pis serseri.
Şeref:Seviyorsun işte kızım ya.Ilkokulda da az yanik değildin.
Melek kızarıp susar ve oturur.Hiç sevemiyordu artık onu.
Pakize:Bu arada ec eşyasına ihtiyacı olan varsa biz satıyoruz.
Harun:Size indirim bile yaparız.Arkadaşlar,inanın bundan iyi ithalat malı bulamazsınız.
Hasret:Kesin Çin malı.
Harun :21 yüzyıl Çin malı.
Sevda:Sağol kalsın.Dolandirilmak istesek inan bana tefeciden borç alırdık.
Murat:Benim ihtiyacım var aslında.Malum birileri yüzünden kendi evimden taşınıyorum da.
Utku:Kesinlikle umurumda değil.
Selin:Aslında evdeki eşyalar bayağı eskidi ama
Yunus:Kes sesini .Ben ölsem bile bunlardan eşya almam.Bize sattıkları bozuk mutfak takımını unuttun galiba kas kafalı SALAK!!!
Selin:Peki kocacığım.
Damla:Bu arada neden keklerden yemiyorsunuz?
Sultan:Evet Şeref?Eskiden beleş mezar görsen icine atlardın?Hadi çekinmeyin.Ücer tane yiyin.Kurabiye de getirmiştik.
Sude:O keklerden yemek için Afet gibi aklımi kaçırmam lazım.Hayir yani o kekler cidden berbat kızlar.Nasil satiyorsunuz ki?Değil mi Volkan?
Volkan:Haklisin Karıcığım
Sude:Yahu bir kerede kendi fikrini şöyle herif.Ya haklisin karıcığım ya da haklisin karıcığım.
Volkan:Haklisin Karıcığım.
Sinem:Sude,galiba senin ki otomatiğe bağladı.
Sude iç cekip oturur. Hep böyle rezil olmaktan bıkmıştı.Volkan ise sadece o ne isterse onu yapacak kadar kılıbikti.
Öykü:Ya o değil de Afet gelmeyecek mi?Mutlaka böyle bir olayı kaçırmaz. Çok sever o partileri.
Yaren:Afet yaşıyor muydu?!Ben öldü sanıyordum
Sinem:Ayy...Yâşiyorsa bile o akıl hastanesinden çıkamamıştır.Biliyorsunuz biraz çatladı.
Melek:Neden acaba?Belki cevap o kadar karışık değildir der ve Sineme bakar. Sinem suçlayiciligini dikkate almaz ve meyve suyunu içerken;
Sinem:Zaten delirmeseydi bile tam yalakaydı. Öğretmenin gözüne girmek için az mı hainlik etmedi?Zaten Pollyanna kafasında olduğundan fazla yaşamazdı.Salakti ve bence...
Ama sözünü bitiremez çünkü kapıdan bu hayat üzerinde olamayacak kadar güzel olan bir hanımefendi girer.Hepsi ağzı açık kalarak bakakalır.Hanimcik ve güzel olan kadının simsiyah saçları,ay gibi bir yüzü ve masmavi gözleri vardı.Çok hoş olan bu hanım Paris'teki o tatlı hanımlardan gibiydi.Tatli kırmızı ayakkabıları ve bembeyaz hafif kabarık elbisesiyle melek gibiydi.Elinde siyah çantası ve birkaç ansiklopedi ile içeri girer.
-İyi günler dilerim.4-D sınıfı mezunlar toplantısı burada mı yapılıyor acaba?
Herkes şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar.Sinem az kalsın meyve suyunu fışkıracaktı .Kendi sınıflarından ondan güzel birisi olmadığına adı kadar emindi.Öykü Sessizliği bozarak;
-Galiba yanlış geldiniz hanımefendi?
-Ama 345 Sevda ‘’nın attığı adres bu salonu gösteriyor.
-Siz kimdiniz acaba?
-Aşk olsun arkadaşlar.Beni hatırlamadınız mı?168 Afet.
Hepsi şaşkinliklarina fazla hakim olamazlar ve Yaren;
-Sen cidden yaşiyormuşsun. Biz de olanlardan sonra...
-Ölüye benzer bir halım yok ki canlar.Gerçi bazen kendimi hayalet gibi hissettiğim oluyor ama o sayılmaz galiba.Tekrar görüşmek ne güzel değil mi?
Afet sanki hiç kızgın değilmiş gibi hepsine tek tek sarılıp hal hatır sorar.Sevimli ve tatlı haliyle tanınmış bir kızdı.Sevimli olduğu kadar da zeki ve akıllı bir kızdı.Kimse onun sıradan bir küçük kızdan son yıllarında çocuk dahi seviyesinde tanınacağını düşünmezdi.Afet zeki bir kızdı ve birinci sınıfta geçirdiği zatürreden dolayı herkesten geride kalmasına rağmen ve ümitsiz öğrenci olarak öğretmeni tarafından tasdiknamesi hazırlayacakken Afet ikinci sınıfta annesinin tüm desteği ve yardımlarıyla ilkokula gerçek bir afet olarak tüm zorluklara rağmen herkese kendini kanıtlamıştı.Ilerleyen yıllarda ilk zamanlar iyi ilerlese de Afetin başına ciddi derecede kötü olaylar gelir.Önce ruh sağlığı bozulur sonra hayatta tutunma inancı olan annesini kaybedince bir daha toparlayamaz sanılıyordu.
Lâkin babasının yardımı ve desteğiyle tekrar başlamış ve şimdi olmak istediği yerdeydi.Prestijli bir okulun müdiresi olmuştu ve çalışmalarıyla tanınan bir çocuk gelişimi yazarıydı.Acilarini kalbine görmesine ve hayatına devam etmesine rağmen içindeki o garip dürtü ve duygu hala kafasının içindeydi.Eninde sonunda çıkacak olan yangını dizginlemeye çalışıyordu.
Şimdi burada dost sanılanlarla birlikte güzel ve sürprizli bir gün geçirmek için gelmişti.
Afet:Sizleri cidden çok özledim. Görüşmeyeli 18 yıl oldu galiba.
Hasret:Cidden uzun zaman oldu.Seni görmek cidden güzel oldu aslında.
Damla:Ne kadar guzellesmissin canım benim. Yüzüne renk gelmiş.Eskiden çiğ hamur kadar sapsarıydın
Afet:İltifat için teşekkürler.Melek,sen nasılsın?Öyle özledim ki seni.
Melek sadece öylece durup zar zor gülümserken Afet ona sarılır.O olanlardan sonra Afet ‘’in onun için yaptıklarına rağmen kendisinin duyduğu vicdan azabı onu yiyip bitiriyordu. Içinden “Çok şükür o son olan kavgayı resmen unutmuş.Yoksa kesin olup bitenler yüzünden mahvolurduk.”
Afet diğerlerine göre biraz farklı bir kişiliğe sahipti.Hem güzel ve akıllı bir kızdı hem de herkesin çocukluğunda mutlaka izlediği fantastik filmlerdeki Willy Wonka ve Deli Şapkacı gibi yaratıcı ve ilginç derecede farklı bir kişiliği vardı.Afet ‘’in masak karakterlerine benzer kişiliği hala onunla öz bir şekilde sürüyordu. O tatlı,dahi ve çılgın kız cidden çözülmesi zor bir denklem gibiydi.
Sultan:Eee...Sen neler yapıyorsun Afet?
Afet:Hayatın o ilginç koşuşturmasinda kayığın üstündeki habersiz yolcu misali yaşıyoruz.
Sude:Nasıl yani?Sandal ne alaka ki?
Afet:Şey gibi yani;Hayat bir sandal ve siz o sandalı doğru yolda ilerletmeye çalışan yolcusunuz.
Utku:Bu saçmalığı sadece meraktan sorguluyorum.Nereye gideceğini nereden bileceksin peki?
Afet kahkahalar atarak “Bilmem gerekmiyor ki!”Hadi ama farkındasınız aslında.Bu dünyada kim biliyor ki kimin nereye gittiğini!Kim nereye kürek çeker,ırmak nereye akar gider!Eyvah ya göz gözü görmezse,büyük bir tehlike gelirse?O zaman asılmalıyız kürklere,bu hayat oyunu dur durak bilmiyor ki!
Sinem Öyküye fisildayarak"Bu kızın iyilesmedigine yüzde yüz eminim Öykü.Baksana hala izlediğimiz gereksiz filmlerdeki o hildrick tonko artık adı neyse gibi zirvaliyor. Hayır yani şimdi de küçük cinlerden bahsetmeye başlarsa akıl hastanesinden kaçan kaçık haberi var mı diye bakacağım.”
Afet bu sözleri duymuştu ve Sinem’’in böyle davranmasına alışkındı.Karakterler gerçek olmayabilirdi ama kişilikleri ve hayata bakış açıları gerçekti .Vermek istedikleri mesaj bile ama arkadaşları bunu fark edemeyecek kadar çürümüş yüreklere sahipti.Afet hepsinin artık çocuklugundakinden farķlı olarak daha da değiştiğinin ve bu değişimin iyi yönde olmadığını bildiğinden konuyu değiştirir.
Afet:Hepimizin tekrar bir arada olması ne hoş değil mi?Eskiden okuma bayramındaki anılarımızı hatırladım.
Sinem:Evet ya.Cidden çok tatlıydı.Hepimiz şiirler okur şarki söylerdik.Gerçi hatırlar mısın bilmem ama Nurdan öğretmenin sana verdiği şiiri okuyamasan ağlamaya başlamıştın bebek gibi.
Afet:Hmmm...Onu çok hatırlayamıyorum ama 2. Sınıfta Çanakkale haftasında okuduğum Istiklal Marşı on kıta ile Gençliğim Eyvah türküsünü tüm okula ve gelen kaymakam amcalara okuyup alkişlandığim o ilkbahar gününü çok iyi hatırlıyorum.Ne güzeldi değil mi?
Sinem cevabını fazlasıyla almış olarak nefretle bakarken Afet yine yapistirmişti cevabını.İçinden onu boğmak istiyordu ama eşine ve dığerlerine rezil olamazdı.
Yaren:Hiç aşık oldun mu Afet?Belki...
Afet:Ayy...Şey aslında bu çok tatlı bir hikaye çünkü...
Sinem:Muhtemelen kendine ve pembe dünyana çekidüzen verirken etrafındakileri kaçırmışsındır.
Şeref:Eğer istersen ben talibin olurum tatlım.Artık kendi düzenimi kurmuş olarak...
Afet:Önerileriniz ve düşünceleriniz için teşekkür ederim lakin ben daha yeni nişanladım .
Afet parmağındaki tam tur piranta nişan yüzüğü ile göz kamaştırıcı tek taşını elinde gösterirken kızlar onu soru yağmuruna tutarlar.Sinem çatlayıp kıskanırken ona
Sinem:Peki bu şanslı kurban,aman yani bey kim Afet?
Afet:Şey,okul zamanımızdaki 4-E sınıfındaki Şehmuz adlı bir bey diyelim.
Herkes şaşırınca Sinem gülümser çünkü Şehmuz ‘’in çok sersem ve inek olduğunu bildiğinden tam ona layık
diye düşündü.
Sinem:Kendisi gelecek mi peki?
Afet:Aslında bugün hastanede işleri vardı ama...
Sinem:Belki yalnızlığından uyandığında biricik arkadaşlarına yalan...
Lâkin lafı ağzında kalır çünkü Şehmuz Afetin gözlerini kapatarak bir buket çiçek ve tatlı bir öpücükle sürpriz yapar.
Şehmuz:Dünyanın en tatlı öğretmeni beni özledi mı bakalım ?
Afet şaşkınlık ve sevinçle nişanlısına sarılır ve mini bir buse kondurur yanağına.
Afet:Canım benim,hiç beklemiyordum gelmeni.
Şehmuz:Prensesimi en güzel anlarından birinde yalnız bırakacak değildim ya.Çok gecikmedim umarım.
Afet:Aslında tam vaktinde geldin Aşkım.
Şehmuz çok değişmiş ve yakışıklı bir delikanlı olmuştu.Çok karizmatik ve hoş bir bey olarak Afet ile çok güzel bir çift olmuşlardı.Genç çift birbirlerine sarılırken Sinem kıskançlıkla bakar.
Şehmuz ve Afet nişanlsnalı 2 ay olmuştu.Ailesi bu tatlı hanımı çok sevmişlerdi.Normalde gıcık bir kadın olan annesi Afet’i oğluna çok uygun olmuştu.Çok hamarat,becerikli ve akıllı bir kız olan Afet validesiyle aileye neşe katardı.Safiye hanım bazen yemeklerin tarifini gelininden öğrenmek ister ve birlikte güzel akşam yemekleri hazırlarlardı.Umut amca Afet’i kendi kızı gibi görür ve onun bu güçlü duruşuna saygı duyup kendi evladı gibi ilgilenirdi.Afet cidden insanlar için tatlı bir gizemdi.
İlerleyen saatlerde eski tayfa konuşurken eski anılardan bahsederler ve eğlenirler.Sert bir öğretmenle geçen 4 yıla rağmen hiç sorun yok gibiydi.Nurdan hanım cidden çok sert ve otoriter bir öğretmendi.Emekli olalı 10 yıl olmuştu.O gün mezunlar toplantısına gelince herkes sevinir ve azıcık şaşırırlar.
Nurdan hanım öğrencilerine alışık olmadıkları şekilde şakalaşip hallerini sorar.Hepsiyle gurur duyduğunu ve iyi yerlere geldiğini söyler.Kimilerini över,kimilerini tatlı bir şekilde kınar.Şeref o karanlık havasından yaramaz çocuk havasında öğretmenine saygılı davranır.
Nurdan Hanım Afet'i görünce bir an korkar ve ona ağlamaklı olarak bakar ama Afet tüm sevgisiyle öğretmenine sarılıp elini öper.Ögretmeni kızın saçını okşar ve vicdan azabı onu rahat bırakmaya başlar.Afet ona sevgiyle bakar.
Nurdan Hanım:Ahh benim güzel kızım.Ne kadar büyümüşsün ve guzelleşmissin.Nasilsin bakalım?
Afet:Iyiyim efenim.Sizleri sormalı?
Nurdan Hanım:Eh işte yaşıyoruz işte.Seni gördüm gençleştim. Duyduğuma göre meslektaş olmuşuz?
Afet:Evet efendim,sizin izinizden önce ilkokul öğretmeni sonra da müdire oldum.Ögrencilerimi sizin gibi geliştiriyorum gelecek için.
Nurdan Hanım:Seninle gurur duydum güzel kızım.Tam örnek insan olmuşsun.
Sinem:Sen şimdi ola ola öğretmen mı oldun ?Hani dünyayı değiştireceğin sözüne ne oldu?Resmen veletlerle uğraşarak hayatın çürüyor.Ben ise resmen yaşıyorum hayatımı.Yazık oldu sana
Afet:Aslında cidden çok mutluyum ve huzurluyum. Artık ne ister ki insan?
Sinem:Valla tam Pollyanna ‘nin kitaptan çıkmış halisin tatlım ya sevindim senin adına.
Afet:Teşekkür ederim.Ne olacağını kim nasıl bilir değil mi?
Günün ilerleyen saatlerinde herkes konuşup hasret giderirken, eski anılara dönüp yemek yerken ve eğlenirken birden tuvaletten bir çiğlik gelir ve Polis Hüseyin’’in eşi Öykü korkuyla bağirirarak eşine tuvalette bir bomba olduğunu soyler.Herkes ilk önce inanamaz ve Hüseyin gidip kontrol eder .Eşi haklıydı ve herkes bomba korkusuyla okulu boşaltır.Etraf sessizleşir bombanın tik tak sesleri hariç.
Akşam üzeri okula bomba imha ekibi ve Polis ekipleri gelir.Bomba etkisiz hale getirilir ve okulun incelemesi başlatılır.Hicbir kanıt veya pârmak izi bulunamaz çünkü bu kişi işini bilen biriydi ve bir parmak izi dahi bulunamaz.Ama bir not bulunmuştu.
Polis karakolunda herkesin ifadesi alınınca Hüseyin o kan donduran notu arkadaşlarına ve öğretmenine okur büyük bir dehşetle
Zaman geçer,anılar geçer,korkular ve mutluluklar geçer ama kin dediğin nasıl geçer ki? İşte hesap günü sizler için geldi arkadaşlarım,canım arkadaşlarım.Dikkatli olun 4-D sinifı.Zamaniniz dolmaya başladı. Yakında yoklamada tek birinizin adı yazmayacak.
Not:Ödevimin teslim tarihi 28 Haziran.Ona göre diğer taraf için hazirliginizi artık olabildiği kadar hatalarınızı düzelterek yapın. Tamam mı benim canım sandığım dostlarım?
SEVGİLERİMLE
KATİLİNİZ ANNA
Herkes büyük panik içinde kalmıştı.Kim neden onları öldürmek istiyordu ve bu katıl Anna kimdi?Mezunlar uzunca süre kendilerine gelemezler.Bazilari koruma talebi ederken bazıları bunun bir saçmalık olduğunu düşünüp endişesiz olarak evlerine dönerler.Nurdan hanım polisle evine götürülür.Huseyin en yakın zamanda bu olayı çözeceğini söyleyerek insanları sakinleştirir ama korku havası uzunca süre dağılmaz.
Şehmuz Afeti evine bırakıp güvende olması için onunla kalmak ister ama Afet endiselenmemesini ve bir sorun olduğunda arayacağını söyleyerek nişanlısına güven verir.Şehmuz cesur prensesine bir öpücük verip onu siķça arayacağını ve koruyacağına söz verir.Iki tatlı aşık ayrilmayacaklarina söz verirler .Şehmuz arabasıyla giderken Afet pencereden gulumseyerek el sallar.Şehmuz'un içi rahatlamıştı çünkü Afetin çetin ceviz olduğunu biliyordu.Ve ona aşık olduğu için çok şanslı olduğunu düşündü.
Afet evinde sıcak bir düş alıp kendine tarçınlı sıcak bir salep kaynatıp sevdiği yazarlardan biri olan Agatha Christie'nin “On küçük Zenci “kitabını havuçlu kekini yerken duvarda asılı olan ilkokul arkadaşları ve öğretmeniyle sinif olarak çektirdikleri fotoğrafa hafifçe gülümseyerek bakar ve akşamın karanlığında rüzgar sertce esip yağmur sağanak gibi yağarken, şimseklere ve yıldırımlara aldırış etmeden kitabını büyük bir keyifle okur.