İçeriğe geç

SON ÇAĞRI

Bölüm 3 · 4 dk okuma

SON ÇAĞRI

Bölüm 3

GERİ DÖNÜŞ

✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨

Teşekkürler ama benim daha önemli bir sebebim var. Ay, direkt söyleyeceğim ya! Kanka, nenemden izin almam gerek."

"Kanka ne izni ya? Sonra kadın bana hesap soruyor, ne zaman yanından gelecek diye."

"Ama mezuniyet partisi ve herkes orada, biliyorsun. Hem sevdiğim çocuk da orada."

"Ama Naz..."

"Lütfen Nur bana verilen bu şansı bari kullanayım. Hem erken geleceğim, başıma bela açmayacağım

. Bak bu son, tamam mı?"

"Hıhım, teşekkürler, sen bir tanesin!"

şimdiden iyi eğlenceler.

Naz’la yaklaşık bir saat konuştuktan sonra masadan kalktım ve eve doğru yola koyuldum. İzmir’in en kötü yanı, neredeyse hiçbir yere yürüyerek gidememekti. Ama ben yürümeyi, yolda insanları izlemeyi çok seviyordum; bu bende adeta bir hobiye dönüşmüştü

. Bazen insanları izlerken içim burkuluyordu çünkü İzmir’in iki farklı yüzü vardı. Hatta İzmir’i betimlemem gerekseydi, ona direkt deniz derdim.

Uzaktan bakıldığında ucu bucağı görünmeyen bir yerdir deniz; derin mi yoksa sığ mı olduğunu ancak içine girdiğinde anlarsın. Fazla derine indiğinde ise bambaşka türlerle tanışır, onların hayatlarına bakar ve bazen haline şükredersin.

O derinlerde kocaman balıklar yaşar ve kendinden küçük olanları yerdi. Bu düzen böylece sürüp giderdi; büyük balık küçük balığı yutardı, ta ki en küçük canlıya kadar... O en küçük canlı da gider yosunu yerdi. Hiç kimseye zararı olmayan, kendi halindeki yosunu... Herkes yer, içer, hesabı hep yosun öderdi adeta. İşte o yosun bizdik...

"Aman be kızım, ne felsefe yaptın kendi kendine!" diye söylendim. Ben içimden bunları geçirene kadar eve varmıştım bile. Tam binaya giriyordum ki Naz’ın nenesinin bizde olduğunu fark ettim. Kadını görmemle arkamı dönüp kaçmam bir oldu. Umarım annem durumu hallederdi. Kendimi kurtarmak için en iyisi kütüphaneye gitmekti, hem pazartesi günkü planlarım için kendimi hazırlamam lazımdı. Bir kafede birkaç saat ders çalıştıktan sonra kalktım. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim, saat bayağı geç olmuş, 10`u geçmişti.

Babamı arayıp beni almasını istedim. Anneme zaten haber verdiğim için içim rahattı.

Babamla birlikte eve girdik. Annemle selamlaştıktan sonra hemen odama geçtim, üstümü değiştirip yatağa uzandım. Saat gece yarısı 12`ye geliyordu ki aniden telefonum çaldı.

Arayan Naz`dı. "Alo, Naz? Ne oldu, iyi misin?"

"Kanka bana yardım et, attığım konuma gel lütfen!" dedi sesi titreyerek.

"Ne? Sen salak mısın, nasıl geleyim? Geceleri dışarı çıkmadığımı biliyorsun.

" "Kanka biliyorum ama lütfen gel, boş bir şey değil, yalvarırım..."

"Naaaz! Naz?!" Telefon kapanmıştı. Mal ya bu kız! Ne yapacaktım şimdi? Neyse başka çarem yoktu. Olayın ne olduğunu bilmiyordum, gerekirse gider polisi arardım.

Alelacele evden çıkıp bir taksiye bindim. Güvende olmak için biner binmez taksinin plakasını anneme mesaj attım.

Ardından şoföre konumun gösterdiği yeri söyledim. Haritada gideceğimiz yerin adı Kulüp THE LOST olarak görünüyordu.

Bu salağın ne işi vardı bu kulüpte? Hani mezuniyet partisindeydi, bana yalan mı söylemişti? Kulübün önüne vardığımızda taksiciye beklemesini söyledim. Naz’ı gördüm; bir arabaya yaslanmış duruyordu ve elinde eski, yıpranmış bir çanta vardı.

"Naz! Naz!" diye seslenmemle bana dönmesi bir oldu.

"Neredesin sen Naz? Ne kadar merak ettim biliyor musun?!"

"Kanka çok özür dilerim, hadi hemen gidelim... bir dakika Nur!"

"Ne oldu yine?" "Sanırım içeride bir eşyamı unuttum. Telaşla çıkınca fark etmedim, beklersen hemen alıp geleceğim."

"Ne eşyası?"

"Cüzdanım... Tamam mı? Hemen gidip alıp geliyorum."

"Tamam, çabuk ol."

Aradan on dakika geçmişti ama Naz’dan hala haber yoktu. Allah Allah, neredeydi bu kız? "

Ah Naz, yine ne haltlar karıştırıyorsun?" diye mırıldandım.

Bir terslik vardı, içeri girmem gerekiyordu ama nasıl girecektim? Girişteki korumalara yaklaştım. "Merhabalar, benim arkadaşım içeride kaldı da, acaba ona bakabilir miyim?" Koruma ters bir bakış attı: "Her gelen içeri baksa, oooo..."

"Efendim lütfen..." diyerek konuşmaya devam etmeye çalışıyordum ki adam aniden elini kulağındaki kulaklığa götürdü.

Yüzü panikle kasıldı, bakışları doğrudan bana kilitlendi. Tam o sırada, adamın kulaklığından dışarıya sızan o cızırtılı sesi net bir şekilde duydum.

Telsizdeki ses öfkeyle bağırıyordu: "Kız içeride ama çanta onda değil! Çanta dışarıdaki kızda olabilir, kapıdakini sakın bırakmayın!" Duyduğum o çanta kelimesiyle beynimden aşağı kaynar sular dökuldü. Ters bir durum olduğunu anlayıp tam arkamı dönüp hızla kaçmaya yeltenmiştim ki, koruma üzerime doğru hamle yaptı. Daha ne olduğunu anlayamadan iki adamın kollarımı sıkıca kavramasıyla, bu sefer gerçekten çok büyük bir belaya battığımı anladım.

✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨

Yazar Notu:

Kızlar valla buraya kadar yazarken heyecandan benim de kalbim durdu! İlk bölümü tam burada, en heyecanlı yerinde bitiriyorum çünkü Kulüp THE LOST’un derinliklerinde işler fena karıştı. Peki sizce Nur ve Naz bu dipsiz denizden tek parça halinde çıkabilecek mi? Yoksa o hesabı gerçekten yosun mu ödeyecek?

Buraya kadar okuduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Biliyorsunuz, bu hikayenin her bir cümlesi için gerçekten çok emek veriyorum ve bazen bu emeğimin karşılığını tam olarak alamadığımı hissettiğimde içim burkuluyor. Sizin küçücük bir desteğiniz, bir yorumunuz benim için dünyalara bedel. Eğer hikayemi beğendiyseniz ve bana destek olmak isterseniz kitabı kütüphanenize eklemeyi lütfen unutmayın.

Yeni bölümler ne zaman gelecek, karakterlerin başına neler gelecek gibi tüm detayları ve duyuruları kacakcayy123 hesabımdan paylaşıyor olacağım. Beni oradan takip ederseniz hem yalnız kalmamış olurum hem de gidişatı birlikte konuşuruz!

Bölüm hakkındaki teorilerinizi ve yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum, her birini tek tek okuyup cevaplayacağım. Gelecek bölümde görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın, kocaman öpüldünüz!

✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨

Bölüm sonu

2 yorum