Yin-Yang efsanesine göre zıt insanlar birbiri için varmış. Her kötülüğün içinde bir iyilik, her iyiliğin içinde de bir kötülük... Ben ise tam aradaydım. Aşkta her şeyi göze alanlar için bu sadece bir başlangıçtı.
Her zamanki gibi annemden o bilindik nasihatleri dinliyordum. Valide sultan yine tek arkadaşım olan Naz'ı kötülüyordu.
— Nur, hadi kızım kalk, yatağını topla artık.
— Tamam anne. Dün sana söylemiştim, haberin var değil mi? Naz’la buluşmaya gidiyorum.
— Ne zaman söyledin? O kızı pek beğenmediğimi biliyorsun, değil mi?
— Evet anne ama biliyorsun, tek arkadaşım o. Babamdan sonra kimse beni sevmedi. İsminin bile bir hükmü kalmadı; herkes beni Nur diye değil, 'hırsızın kızı' diye biliyor. Yalnız kalmak istemiyorum, anla beni anne.
— Peki kızım, sen bilirsin. Ama sen yine de fazla güvenme.
Annem kurduğu bu cümlenin ardından derin bir sessizliğe gömüldü. Gözleri uzaklara daldığında, içinden yine aynı eski defterleri açtığını biliyordum. O şerefsiz babam yüzünden üç mahalle değiştirmiştik .Yıllarca kocası hırsız diye anılan bir kadın olmuştu ama belli ki aynı damgayı bana yaşatmamak için hâlâ içi titriyordu.
— Anne, sultanım, daldın yine! Eğer beni düşünüyorsan lütfen yapma. Bak, artık mutluyum, bir işim de var.
— İş mi? Ne işi kızım? Garsonluk falan değil ya? Biliyorsun, korkuyorum senin için.
— Yok anne, hayır. Karşında artık bir gazeteci var! Sokak muhabirliği yapacağım.
— Kızım ne diyorsun? Televizyonlardaki gibi katilleri mi bulacaksın yani?
— Yok anne, mafya çökerteceğim! Şaka şaka... Sadece sokakta insanlarla röportaj yapacağım, normal bir iş yani. Hadi ben kaçtım, her şey bende, rahat ol sen. Öptüm!
— Her şey sende olduğu için korkuyorum ya zaten! Bana bıraksan çoktan üniversiteyi bitirip profesör olmuştun.
— Aynen anne, var mı bir isteğin? Kaçtım ben!
— Görüşürüz deli kız, dikkatli ol.
Hızla hazırlanıp evden çıktım. Yarım saat sonra Naz’la buluşacağımız kafeye gelmiştim. Masada oturmuş beni bekliyordu. Kesin önemli bir şey isteyecekti, yoksa hayatta bu kadar erken gelmezdi.
— Naaaz! Nasılsın, iyi misin?
— İyiyim kanka, sen nasılsın?
— Bende de iyilik. Eee, hayırdır? Ne oldu da beni bu kadar erken çağırdın?
— Aşkom valla biliyorsun, ben bu sene üniversiteden mezun oldum ya...
— Evet, Çocuk Gelişimi bitti sonunda. Şimdiden hayırlı olsun.
— Teşekkürler ama buraya gelmemin daha önemli bir sebebi var. Ayy direkt söyleyeceğim kanka...
Küçük Bir Not:
Selamlar! Bu benim iki yıl önce heyecanla kaleme aldığım ilk kitabım. Geriye dönüp baktığımda içinde bazı kurgusal hatalar olduğunu ben de fark ediyorum. Ancak bu hikayenin bendeki yeri çok ayrı ve kusurlarıyla da olsa sizinle buluşmasını istedim.
Hikayeme ortak olduğunuz ve okuduğunuz için çok teşekkür ederim! Satır aralarında ve yorumlarda buluşalım. Sizce Naz, bu kadar heyecanla Nur'dan ne isteyecek? Sizin tahminleriniz neler? Fikirlerinizi ve teorilerinizi çok merak ediyorum, heyecanla bekliyorum!
Süreçten haberdar olmak ve benimle iletişimde kalmak isterseniz Instagram'dan da takibe alabilirsiniz @kacakcayy1234 şimdiden teşekkurler