Bu hayatta her iyilik karşılık bekler... Birisine yardım edersin ve o sana yardım etmez ise onu sevmezsin deilmi?..
Doğukan araca bindirilirken ve araçtayken bile normalde tarafsız olması gereken polisler ona iğrenmişlik ve nefretle bakıyordu. Doğukan ise bir şey yapmamış olmasına rağmen suçluluk duyuyordu. Karakoldayken Doğukan ın ifadesi alındıktan sonra sırayla sonradan gelen kişilerin ifadesi alınmaya başlar. Derin en masum ve Doğukan ı en masum gösteren ifadeyi verir
"O zaten bar a döndüğünde titriyordu. Belliki bir şey gördüğü için bu kadar titriyordu. Korku duygusundan dolayı. Yoksa bir katil soğuk kanlı olurdu" derin in dedikleri Doğukan ın anlattıklarına uysa da diğerleri Doğukan ı neredeyse suçlu gösterecek seviyeydi. Kimse lora adlı kadının kurşun ile öldüğünü fark etmemişti. Erdem sorgu odasına girip masanın karşısına oturur. Verilen suyu açar ve birkaç yudum içtikten sonra odaya kahverengi saçlı ortalama 185 boylarında kahverengi gözlü biri gelir ve erdemin karşısına oturur. Adam
??? :
"Ben komiser ateş. Bu dava benim yetkim altında. Adınız sanırım Erdem Ay değil mi? "
Erdem komiser in sadece yüzüne bakıp dalmıştı sorduğu soruyu dahi anlamamıştu. Erdem:
"Evet. Evet erdem... "
Dyiebilmişti bir tek. Karşısındaki adeta saf bir Melek kadar güzeldi. Sanki güzelliğinden dolayı cennetten düşmüş bir melekti. Bu kadar yakışıklı birisi insan olamazdı. Komiser ateş orada birkaç şey okyr ama erdem soruların ve okudukları neredeyse hiç bir şeyi anlamıyor sadece karşısındaki büyüleyeci güzelliğe hayranlıkla bakıyordu. Her ne kadar büyük bir sevap işlediğini düşündü. Sonuçta bu kadar güzel birisi ile ortalama 1 saat konuşmak kimseye bahşedilmezdi...
"Erdem bey?.. "
Erdem daldığı için soruları unutmuştu
"Ah. Özür dilerim yorgunum da tekrarlar mısınız? "
Komiser:
"Doğukan sizin neyiniz oluyordu? "
Erdem:
"Arkadaşım"
Komiser:
"Doğukan bar a girdiğindeki halini anlatır mısınız? "
Sorular böyle böyle devam etti. Erdem tam sorgudan çıkacakken cebinden bir kart çıkarıp komisere uzattı.
"Bir gün uğrarsanız sevinirim. Ben meral. Ay erdem.. "
O anki heyecanla adını bile karıştırmıştı. Komiser sadece kıkırdar ve kağıdı cebine koyar.
"Tabikide bir ara uğrarım."
"Ama sizinle de içki içmek isterdim efendim. "
Erdem
"Bir gün gelirseniz içeriz. "
Der ve gider. Kalbi çok hızlı çarpıyordur. Koridorda derin vardır erdem i bekliyordur. Erdem derin in yanına gider. Derin:
"Doğukan ı çıkartmayacaklarmış o muhtemel bir şüpheli imiş"
Der...
.
.
.
𝐒𝐀𝐁𝐀𝐇
.
.
.
Sabah deniz yeni uyanır. Gözünü ovuşturur başı zonkluyordur. Başının ucundaki ağrı kesiciyi görür hiç sorgulamadan direk içer. Telefonundan saate bakmak için telefonu açınca yüzlerce bildirim görür neredeyse hepsi dün olan olay hakkındadır. Deniz habere bakınca baş isimlerde Doğukan ın adını görür
"Hadi canım... "
Bu zamana kadar masum hatta pısırık gördüğü çocuk bir katil çıkmış olamazdı. De ilmi?.. Direk umut u aradı:
"Alo umut. Haberi gördün mü gerçek mi bu olay"
Umut:
"Sanırım gerçek gibi ya"
Sohbetleri olay üzerinden devam eder. Deniz neredeyse hiç birşeyi anlamıyordur. Daha dün civciv abijim diyen çocuk ne ara katil olmuştu?.
.
.
.
ℍ𝕌ℂℝ𝔼𝔻𝔼
.
.
.
Doğukan hücreye girdikten birkaç saat sonra ancak kendisine gelebilir. Saatlerxe kimse onu ziyarete dahi gelmez. Resmen işlemediği bir suçtan dolayı zanlı ilan edilmiştir. Doğukan bunları düşünürken kapı açılır ve hücrenin demirlerinin karşısındaki sandalyeye birisi oturur.
Bu ne deniz ne derin nede erdem dir.
Gelen konuştuğu o müşteriydi.
Yusuf sakince sandalyeye oturur. Ablasının ölmesi sanki onu şaşırtmamıştı. Sadece ağzından şu sözler dökülür.
"Sen değildin. "
Doğukan birkaç saniye donup yaslandığı duvar daki kafasını sağa yani parmaklıklara çevirir.
"Nerden biliyorsun? "
Yusuf:
"Çünkü kim olduğunu biliyorum. Yanında eğer silah olsaydı cebinde ağırlık olurdu veya cesetin etrafında silah olurdu ama ikiside yoktu. Yani saldırgan ateş edip kaçmış olmalıydı. Zaten sen olsaydın üstündeki kanı temizleyip gelirdin"
Doğukan:
"Bunları bana anlatacağına gidip polislere anlatsana. "
Yusuf hafifçe sırıtır ve öne eğilir
"İşte o işler böyle olmuyor. Suçu üslenmen karşılığında sana istediğin herşeyi vaat edebilirim. 𝑆𝑜𝑛𝑢𝑐𝑡𝑎 ℎ𝑒𝑟𝑠𝑒𝑦 𝑘𝑎𝑟𝑠𝑖𝑙𝑖𝑘𝑙𝑖𝑑𝑖𝑟"
Doğukan kahkaha atar:
"Cidden özgürlüğümü sana para ile satacağımımı sandın? Ne kadar aptalsın. "
Yusuf:
"Özgürlüğünü satmanı istemedim. Sadwce herkese suçlunun sen olduğunu söyleyeceksin. Seni istersen kaçırırım hapisten. Sadece birisi sorarsa suçlu sen gibi veya zihinsel engelli gibi davranacaksın."
Doğukan sinsice sırıtarak:
"Oraya bakan kameralar suçsuzluğumu kanıtlayacak... "
Yusufta aynı şekilde sırıtır:
"Ama oraya bakan bir kamera vardı ve o da bir haftadır kırık"
Doğukan ın yüzündeki sırıtma donar:
"Peki beni nasıl buradan çıkaracaksın?.. "
Yusuf:
"Bu hayatta hem param var hem de bağlantım var. Yani para mutluluk getirir sonuçta. Hem sizinle 𝒔𝒐𝒏 𝒃𝒊𝒓 𝒌𝒂𝒅𝒆𝒉 𝒅𝒂𝒉𝒂 içmek isterdim. "
Doğukan sinirli olsa da yapacağı bir şey olmadığı içib sadece aklına takılan o soruyu sorar:
"Peki neden ablanın gerçek katilini hapse attırmak istemiyorsun ki?.. "
Yusuf:
"Bazı şeyler zamanla öğrenilir-"
Odaya komiser yardımcısı ay gelir.
Ay:
"Görüşme süresi doldu. Odadan çıkar mısınız?.."
...


